Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada doktor Nurettin Demirkol tutuklandı. Daha önce tanık olarak dinlenen Demirkol hakkında, yaklaşık 10 yıl önceki 155 ihbar kayıtları ile 2026 yılında verdiği ifade arasında çelişkiler bulunduğu gerekçesiyle “yalan tanıklık” suçundan işlem yapıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen Demirkol, 4 Eylül 2026’da tutuklandı. Peki Nurettin Demirkol kimdir, neden tutuklandı, Arif Ahmet Denizolgun’un doktoru muydu, 155 ihbarında ne söyledi ve ifadesindeki çelişki neydi?

Nurettin Demirkol kimdir?

Nurettin Demirkol, doktor ve Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada adı geçen isimlerden biri. Demirkol’un kamuoyuna açık ayrıntılı bir biyografisi bulunmuyor.

Demirkol, soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde Denizolgun’u çalıştığı hastaneye geldiği zamanlarda birkaç kez muayene ettiğini anlattı. Ancak Denizolgun’un sürekli takiplerini yapan özel doktoru olduğu yönündeki değerlendirmeleri kabul etmedi.

Soruşturmanın seyrini değiştiren noktalardan biri ise yaklaşık 10 yıl önce yapılan polis ihbarının kayıtlarının incelenmesi oldu. Anadolu Ajansı’nın ulaştığı çözüm tutanağı, Demirkol’un 2026’daki anlatımıyla olay gecesi gerçekleştirilen ihbar arasında dikkat çeken farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.

Nurettin Demirkol neden tutuklandı?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Nurettin Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçundan soruşturma başlatıldı.

Demirkol önce gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından 4 Eylül’de Bakırköy Adliyesi’ne getirildi. Savcılık, ifadesinin ardından Demirkol’u tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Hakimlik de aynı gün tutuklanmasına karar verdi.

Savcılığın sevk yazısında Demirkol’un beyanları; HTS kayıtları, 155 ihbarına ilişkin çözüm tutanağı ve diğer tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirildi. Savcılık, dosyadaki veriler arasında çelişkiler bulunduğunu ve bunların yalan tanıklık suçu bakımından kuvvetli suç şüphesi oluşturduğunu değerlendirdi.

Tutuklama kararı bir mahkûmiyet hükmü anlamına gelmiyor. Demirkol hakkındaki suçlamaya ilişkin yargı süreci devam ediyor.

Nurettin Demirkol’un ifadesindeki çelişki ne?

Soruşturmanın en kritik başlıklarından biri Nurettin Demirkol’un 2026 yılında verdiği tanık ifadesi ile 2016 tarihli 155 kayıtları arasındaki farklılık oldu.

Demirkol, 26 Ağustos 2026’da tanık sıfatıyla verdiği ifadede Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, kendisini hastaneye geldiğinde birkaç kez muayene ettiğini söyledi. Olay gecesi kendisini kimin aradığını hatırlamadığını belirten Demirkol, sağlık ekiplerine ve polise ihbarı kimin yaptığını da bilmediğini ifade etti.

Ancak soruşturma dosyasına giren 155 Acil Çağrı İhbarı Çözüm Tutanağı, ihbarı yapan kişinin kendisini “Doktor Nurettin Demirkol” olarak tanıttığını gösterdi. Savcılığın üzerinde durduğu temel çelişkilerden biri de bu kayıt oldu.

Nurettin Demirkol 155 ihbarında ne söyledi?

Dosyaya giren kayıtlara göre ilk görüşme 8 Eylül 2016 saat 00.29’da gerçekleşti. Arayan kişi kendisini “Doktor Nurettin Demirkol” olarak tanıttı ve bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini bildirdi.

Çözüm tutanağında Demirkol’un, hastasının ölüm nedeninin bilinmediğini aktardığı yer aldı. Kısa süre sonra gerçekleştirilen ikinci görüşmede ise 155 görevlisinin şüpheli ölüm olup olmadığını sorması üzerine ölümün beklenmedik, ani ve şüpheli olduğu yönünde bilgi verildi.

Böylece soruşturma makamları açısından kritik soru ortaya çıktı: 2016’da polisi bizzat aradığı kayıtlara yansıyan Demirkol, yaklaşık 10 yıl sonra verdiği ifadede neden ihbarı kimin yaptığını bilmediğini söyledi?

Nurettin Demirkol Arif Ahmet Denizolgun’un özel doktoru muydu?

Nurettin Demirkol bazı haberlerde “Denizolgun’un doktoru” olarak tanımlanıyor. Ancak Demirkol’un kendi ifadesindeki anlatım daha sınırlı bir doktor-hasta ilişkisine işaret ediyor.

Demirkol, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını ve kendisini hastaneye geldiği dönemlerde birkaç kez muayene ettiğini savundu. Buna karşılık 2016 tarihli ihbar kaydında arayan kişinin Denizolgun’dan söz ederken kullandığı ifadeler de soruşturma dosyasındaki değerlendirmeler arasına girdi.

Dolayısıyla Demirkol ile Denizolgun arasındaki doktor-hasta ilişkisinin kapsamı da dosyada incelenen konulardan biri durumunda.

Arif Ahmet Denizolgun soruşturması neden yeniden açıldı?

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016’da Beykoz’da hayatını kaybetti. Aradan yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra ölümüne ilişkin ortaya atılan iddia ve şikâyetler üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı bir soruşturma yürütülmeye başlandı.

Soruşturma çerçevesinde Denizolgun’un mezarının açılmasına karar verildi. 19 Ağustos 2026’da gerçekleştirilen fethi kabir işleminin ardından alınan örnekler Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

25 Ağustos tarihli bilirkişi değerlendirmesinde ölümün “şüpheli” olduğunun belirtilmesinin ardından soruşturmanın kapsamı genişletildi. Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında ölüm olayı yönünden soruşturma yürütüldüğü kamuoyuna yansıdı.

Arif Ahmet Denizolgun’un kesin ölüm nedeni belirlendi mi?

Soruşturmanın bu aşamasında Denizolgun’un kesin ölüm nedenine ilişkin nihai Adli Tıp değerlendirmesinin tamamlandığı söylenemez.

Mezarın açılmasıyla elde edilen bulgular ve dosyadaki diğer materyaller, kapsamlı değerlendirme yapılması amacıyla Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderildi.

Bu nedenle soruşturmada yer alan “şüpheli ölüm” değerlendirmesi ile ölüm nedenine ilişkin nihai bilimsel tespitin birbirinden ayrılması gerekiyor. Adli Tıp Kurumunun hazırlayacağı kesin rapor, dosyanın bundan sonraki aşaması açısından kritik önem taşıyor.

Nurettin Demirkol cinayet suçlamasıyla mı tutuklandı?

Hayır. Nurettin Demirkol’un 4 Eylül’deki tutuklanmasına konu olan suçlama “yalan tanıklık”. Demirkol’un tutuklanması doğrudan “adam öldürme” suçlamasıyla gerçekleşmedi.

Denizolgun’un ölümüne ilişkin ana soruşturma ise ayrı şekilde sürüyor. Bu dosyada ölümün gerçekleşme biçimi, otopsi süreci, geçmişte düzenlenen belgeler, tanık anlatımları ve yeni adli tıp bulguları birlikte inceleniyor.