DEM Parti, 5’inci Olağan Büyük Kongresi’ni Ankara’daki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriyor. Yasal zorunluluklar nedeniyle düzenlenen kongrede parti yönetiminde kapsamlı bir değişiklik yapılması beklenmezken, mevcut eş genel başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın görevlerine devam etmesi bekleniyor.

Kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, hayatını kaybeden Ağrı Belediye Başkanı Mehmet Akkuş için başsağlığı dileklerini ileterek dünya ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hatimoğulları: Kürt meselesinin çözümü ertelenemez

Hatimoğulları, son kongreden bu yana dünyada önemli siyasi ve ekonomik değişimlerin yaşandığını belirtti. Küresel ekonomik krizin toplumlar üzerindeki etkilerine, savaşlara, yoksulluğa ve artan silahlanmaya dikkat çeken Hatimoğulları, Orta Doğu’daki gelişmelerin de yeni bir döneme işaret ettiğini söyledi.

Suriye’deki belirsizliğin sürdüğünü, dünyada büyük göç hareketlerinin yaşandığını ve iklim krizinin giderek ağırlaştığını ifade eden Hatimoğulları, yapay zekâ ve teknolojideki hızlı dönüşümün de üretim biçimleriyle birlikte yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti.

Hatimoğulları, küresel gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin kendi iç sorunlarına da odaklanması gerektiğini ifade ederek Kürt meselesinin demokratik yöntemlerle çözülmesinin artık ertelenebilecek bir konu olmadığını söyledi. Türkiye’nin önümüzdeki yüzyılda nasıl bir ülke olacağının bu süreçte belirleneceğini kaydeden Hatimoğulları, kongrenin aynı zamanda son üç yılın değerlendirmesinin yapılacağı bir zemin olduğunu belirtti.

“Kanun tek başına toplumsal barışı sağlayamaz”

Hatimoğulları, yakın dönemde kabul edilen yasal düzenlemeyi önemsediklerini ancak düzenlemenin eksikliklerine ilişkin eleştirilerinin de bulunduğunu söyledi.

Toplumsal barışın yalnızca bir kanunla sağlanamayacağını ifade eden Hatimoğulları, yasal düzenlemelerin sürecin önünü açabileceğini, ancak bundan sonraki aşamada siyaset, hukuk ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.

Hatimoğulları’nın konuşmasının öne çıkan başlıklarından biri de barışın toplumun farklı kesimlerine yayılması oldu. Barışın yalnızca siyasi aktörler arasında değil, mahallelerde, okullarda, belediyelerde ve Meclis’te de karşılık bulması gerektiğini belirten Hatimoğulları, barışın herhangi bir siyasi iktidarın topluma sunacağı bir ayrıcalık olmadığını vurguladı.

İmralı’da kurulan diyaloğun da yıllardır verilen mücadele, ödenen bedeller ve Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların sonucunda ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, bundan sonraki temel meselenin barışın nasıl kalıcı ve toplumsal hale getirileceği olduğunu söyledi.

Sürece eleştirel yaklaşan kesimlere de seslenen Hatimoğulları, eleştiri ve özeleştirinin siyasi mücadeleyi geliştirebileceğini belirterek farklı görüşlere sahip kesimlerin barış sürecinde birlikte hareket etmesi çağrısında bulundu.

Hatimoğulları, geçmişte yaşanan acıların ve ödenen bedellerin unutulmayacağını, ancak gelecek kuşakların aynı acıları yaşamak zorunda bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Bakırhan: “Mücadele etmeye devam edeceğiz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da kongrede yaptığı konuşmada partisinin geçmişten bugüne yaşadığı siyasi baskılara ve örgütsel sorunlara değindi.

Son 10 yılda parti binalarına yönelik saldırılar, siyasi cinayetler, eş genel başkanların tutuklanması, belediyelere kayyum atanması ve çok sayıda partilinin ülke dışına çıkmak zorunda kalması gibi gelişmeler yaşandığını belirten Bakırhan, tüm bu sürecin siyasi hareketi dağıtmayı ve siyaset alanından uzaklaştırmayı hedeflediğini söyledi.

Bakırhan, yaşananlara rağmen siyasi mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek partilerinin ayakta olduğunu vurguladı.

“Kendi eksiklerimizi görmekten çekinmeyeceğiz”

Bakırhan konuşmasında partisinin yalnızca dışarıdan gelen baskılarla yüzleşmesinin yeterli olmayacağını da ifade etti.

Siyasi hareketlerin güçlenmesinin geçmişiyle yüzleşebilmesine bağlı olduğunu belirten Bakırhan, DEM Parti’nin de kendi eksiklerini açık biçimde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Toplumla kurulan bağın bazı dönemlerde yeterince güçlü olmadığını, bazı gelişmelere geç tepki verildiğini ve örgütsel reflekslerin her zaman istenilen hızda ortaya konulamadığını belirten Bakırhan, parti kadrolarının yetiştirilmesi ve genç kuşakların siyasete kazandırılması konusunda daha yaratıcı politikalar izlenebileceğini ifade etti.

“Hata yapma değil, hatadan dönme zamanı”

Türkiye’nin içeride yaşadığı siyasi sorunların dış politikada da önemli maliyetler oluşturduğunu söyleyen Bakırhan, ülkenin sürekli krizlerle anılan bir yapıdan çıkarılması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden çatışma ve şiddet döngüsünün sona erdirilmesi için yeni bir dönemin mümkün olduğunu savunan Bakırhan, diyalog ve müzakere yöntemlerinin önünün açılmasının önemine dikkat çekti.

Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün Türkiye’ye son 50 yılda ağır maliyetler getirdiğini ifade eden Bakırhan, artık bu maliyetlerin sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda yeni bir siyasi dönemin başladığını belirten Bakırhan, “Demokratik Cumhuriyet” hareketinin başlatıldığını açıkladı. Bakırhan, Ankara’daki kongreyi bu yeni dönemin başlangıç noktası olarak tanımlayarak mücadelelerinin devam edeceği mesajını verdi.