DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM’de düzenlenen haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul’da etkili olan sağanak yağışın yol açtığı sel felaketine değinen Bakırhan, yaşanan can kayıpları ve maddi hasarlar üzerinden kentleşme politikalarını eleştirdi. Sel felaketinin ardından dere yataklarının daraltılması ve su havzalarının yapılaşmaya açılmasına tepki gösteren Bakırhan, kentlerin doğal yapısının korunması gerektiğini vurguladı.
İstanbul’un önceliğinin yeni mega projeler değil, afet risklerine karşı korunmak olduğunu belirten Bakırhan, iktidarın kent politikalarına yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Bakırhan'ın konuşmasının satırbaşları şu şekilde;
"Umarım her şeye çok hızlı koşan iktidarımız burada zarar ziyan tanzimi yaparak bu sel felaketinde kayıpları olan yurttaşlarımızın da aynı zamanda zararlarını giderir.
İstanbul'da, Kocaeli'nde, Sakarya'da yıllardır dere yatakları daraltıldı. Su havzaları yapılaşmaya açıldı. Yeşilin yerine her yeri betona dönüştürdüler. 'E ne yapalım çok yağmur yağdı' diyorlar. Güzel kardeşim, sen dere yatağına imar izni verirsen, orayı betonla doldurursan su nereden geçecek. Suyun da bir hafızası var. Yolunu kapatırsan üzerinden geçer ve insanlar yaşamını yitirir. Bu durumu yapmurun çok yağmasına bağlayan akıl bence doğru yapmıyor, yanlış yapıyor. Bu sel ve yağmur sizi uyardı, inşallah aklınızı başınıza alırsınız.
Bu yetmiyor yine Kanal İstanbul projesini tartışmaya açtılar. İstanbul'un mega projelere ihtiyacı yok. İstanbul'un mega risklerden korunmaya ve kurtulmaya ihtiyacı var.
2 yıldır başta İstanbul olmak üzere belediyelerle uğraşıyorlar. Allah vekil bu konuda mahirler, üzerlerine yok. Fakat 14 Ekim'de İstanbul aslında iktidara dedi ki 'belediyelerle uğraşacağına benim sorunlarımla uğraş' dedi. Bakalım, buradan bir ders çıkacak. Onu da beraber göreceğiz.
Belediyeleri her gün nasıl transfer edeceğinizi konuşacağınıza su basınca suyu nereye transfer eceğinizi de biraz konuşsanız sayın hükümet, sayın bakan. İstanbul'da değiştirilmesi gereken belediye başkanları değil, dereyi arsaya, yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayışı değiştirmek gerekiyor.
Biz yağmaya karşı doğayı savunmaya devam edeceğiz. Ranta karşı insanı, bu kayyumcu düzene karşı da yerel demokrasiyi ve halkların iradesini sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.
Süreç ve kayyum tepkisi
Kayyumlar ne zaman gidecek, Ahmet Türk ne zaman görevine dönecek, Siirt Belediye Eş Başkanları'mız ne zaman görevlerinin başına dönecek? Seçilmişler ne zaman görevlerine dönecek soruları devam edip gidiyor.
Neden konuşan herkes bir şekilde cezalandırılıyor? Sansüre uğruyor. Bir elinizle barış deyip, öteki elinizle toplumu ve basını susturamazsınız.
Halk TV'ye kayyum atıyorsunuz, bir şirket sahibine yönelik iddialar yüzlerce gazetecinin emeğine, milyonlarca insanın haber alma hakkına müdahalenin gerekçesi olamaz.
Fon ile ilgili konuşan gazeteciler gözaltına alınamaz.
Bütçe eleştirisi
2 yıldır bir mermi atılmadı, hayırdır barış sürecinde silaha bütçeden yüzde 60 daha fazla para ayırıyorsun?
'Ekmek, barış ve adalet için bütçe' şiarıyla 24 Ekim'de bir kampanya başlatıyoruz. Alanlara çıkacağız, refah bütçesi, emekliye ve emekçiye bütçe için.
Her yerde emek, emekçi, barış ve adalet demke için katkılarınızı bekliyoruz."