Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1119’uncusunu İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 1993’te Şırnak’ta katledilen Fethi Ildır’ın faillerinin bulunması ve yargılanması talep edildi.
Yakınlarını kaybedenler ve hak savunucularının yanı sıra çok sayıda kişi açıklamaya katıldı. Eyleme katılanlar, ellerinde katledilenlerin fotoğrafları ve karanfilleri taşıdı. Eylemde basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütüme Kurulu (MYK) üyesi Eren Keskin okudu.
Zorla kaybetme suçlarında cezasızlığın kendiliğinden oluşmadığını ve bundan devletin sorumlu olduğunu belirten Eren Keskin, geçen zamanın devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı. Eren Keskin, “Tam tersine, her geçen yıl hakikati ortaya çıkarma ve adaleti sağlama yükümlülüğünü daha da önemli hale getirir. Bugün hâlâ dosyaları bekletilen, failleri bilindiği halde soruşturulmayan her gözaltında kayıp vakası, bize cezasızlık düzeninin sürdüğünü gösteriyor” dedi.
Ildır’ın katledilmesine değinen Eren Keskin, “Bu hafta, 1993 yılında gözaltında kaybedildikten sonra varlığı inkar edilen, sonrasında ağır işkence izleri taşıyan bedeni bulunan Fethi Ildır’ın hikâyesini kamuoyu ile paylaşıyoruz. 18 yaşındaki Fethi Ildır, Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşıyordu. 1993 yılının Eylül ayında Cizre’ye gitmek için evden ayrıldı. Tanıklar, Fethi’nin Kuştepe köyünde, Hizbullah örgütüne yakınlıklarıyla bilinen ve aynı zamanda koruculuk yapan kişiler tarafından gözaltına alındığını ailesine söyledi. Aile hemen resmi makamlara, karakollara ve savcılığa başvurdu. Fethi’yi aradı. Ancak kendilerine, Fethi Ildır’ın gözaltına alınmadığı ve kayıtlarda böyle bir ismin bulunmadığı söylendi. Aile onu aramaya devam ederken, 19 Eylül 1993 tarihinde Fethi’nin ağır işkence izleri taşıyan bedeni Cizre-İdil karayoluna yaklaşık üç kilometre mesafede bulundu. El ve ayakları bedeninden ayrılmıştı. Baba Hüseyin Ildır, İdil ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurarak oğlunun kaçırılarak öldürülmesinden, aynı zamanda köy koruculuğu yapan Hizbullah örgütü üyelerinin sorumlu olduğunu bildirdi. İdil Cumhuriyet Başsavcılığı 2000/285 hazırlık numarasıyla soruşturma başlattı” dedi.
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) September 5, 2026
‘Etkili bir adli süreç işletilmedi’
Eren Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suçun gerçekleştiği Kuştepe köyünün Cizre’ye bağlı olması nedeniyle 16 Ekim 2000 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek, dosya Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Savcılığın kararında korucular Mehmet Şerif Tanrıverdi, Cemal Gözüncü, Behrem Gözüncü ve Süleyman Güngör şüpheli olarak belirtildi. Yani Fethi’nin ailesinin işaret ettiği isimler, soruşturma dosyasında da yer aldı. Ancak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 1993/492 dosya numarasıyla yürüttüğü soruşturmada olayı ‘faili meçhul’ olarak ele aldı. 2003 yılında daimi arama kararı vermekle yetindi. Sonuç alamayan aile 19 Mart 2009 tarihinde aile avukatları aracılığıyla Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yeni bir dilekçe verdi. Fethi Ildır’ın, Hizbullah örgütüne yakınlıklarıyla bilinen ve aynı zamanda korucu olan şüpheliler tarafından kaçırılarak işkenceyle öldürülmesinin örgütlü suç kapsamında ele alınmasını; şüphelilerin ve diğer suç ortaklarının tespit edilerek yargılanmasını talep etti. Haziran 2023’te Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan inceleme sonucunda 1993/492 numaralı soruşturmanın fezlekesi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. İdil, Cizre ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında gidip gelen dosyada, etkili bir adli süreç işletilmedi. Dosya yıllar içinde sürüncemede bırakıldı.”
‘Vazgeçmeyeceğiz’
Fethi Ildır’ın başına gelenlerin sıradan bir cinayet olmadığının altını çizen Eren Keskin, “Onun maruz bırakıldığı ağır şiddet ve işkence insanlığa karşı suç kapsamında ele alınmalıdır. Fethi Ildır’ın gözaltında kaybedilmesinin 33’üncü yılında bir kez daha söylüyoruz. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımının işletilmesi kabul edilemez. Çünkü zaman, suçu ortadan kaldırmaz. Zaman, devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zaman, adalet hakkımızı ortadan kaldırmaz. 1119’uncu haftamızda bir kez daha hatırlatıyoruz: Fethi Ildır dosyasında Devletin etkili soruşturma yürütme, hakikati ortaya çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğü devam etmektedir. Yargı makamlarını bu yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Fethi Ildır için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.





