Kamuoyunda “fon vurgunu” olarak anılan soruşturmada, Cübbeli Ahmet’in damadı Esat Palazoğlu açıklamalarda bulundu. Gazeteci İsmail Saymaz’a konuşan Palazoğlu, yatırım yaptığı fonda ciddi zarara uğradığını öne sürdü. Hakkındaki tedbir kararının gerekçesini bilmediğini söyleyen Palazoğlu, henüz ifadesinin alınmadığını belirtti.
"Ben mağdur tarafım"
Palazoğlu, geçen nisan ayında Pusula tarafından yatırımcılara gönderilen bir e-posta aracılığıyla PCS adlı fondan haberdar olduğunu, mayıs ayında ise fona yüksek miktarda para yatırdığını anlattı. Yatırımının ilk üç ayında sırasıyla yüzde 30, yüzde 20 ve yüzde 10 kazanç elde ettiğini belirten Palazoğlu, bu kazançtan etkilenerek yatırım yaptığını söyledi. Yatırdığı paranın büyük bölümünü kaybettiğini savunan Palazoğlu, fondan önceden bilgi alarak çıkmadığını belirterek, “Ben mağdur tarafım” dedi.
İsmail saymaz'ın yazısının tamamı şu şekilde;
Foncu listeleri havada uçuşuyor. Önce tedbir kararı uygulanan 141 şüphelinin yer aldığı bir liste dolaşıma girdi.
Sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yaptı. Sayının 109 olduğunu duyurdu.
29 kişinin sehven listeye girdiğini belirtti. 141 kişilik listede olup 109’lukta yer almayanlar da var.
Cübbeli Ahmet lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün damadı Esat Palazoğlu, mesela.
Fakat listeden çıkması tedbirlerin kalktığı anlamına gelmiyor.
Palazoğlu’nun mal varlığı dondurulmuş. Hesapları bloke...
İfadesi alınmamış ancak şüpheli sıfatı devam ediyor.
‘Nefsimize yenildik’
Birkaç yıl önce uçak yolculuğunda karşılaştığım Palazoğlu ile geçen gün fon soruşturması üzerine konuştuk.
Palazoğlu, genç bir işadamı. Geçen nisan ayında sosyal medyada, Pusula tarafından yatırımcılara gönderilen bir e-mail görmüş. E-mailde, bedel yatırmak suretiyle PCS adlı kapalı fona girilebileceği yazıyormuş. O da mayısta yüklü bir bedel ödeyerek fona girmiş.
Palazoğlu, kâr taahhüdünde bulunulmadığını savunuyor. Ancak haziranda yüzde 30, temmuzda yüzde 20, ağustosta yüzde 10 kâr elde etmiş.
Üç ay sonunda kazancı, ana parasının dörtte üçüne yükselmiş. Neden böyle bir kazanç yolunu seçtiğini sordum. İşadamı olarak parasını değerlendirdiğini anlatan Palazoğlu, şöyle karşılık verdi:
“Dini anlamda çok uygundur diye iddia etmiyorum. Yanlışsa yanlışımız var, eyvallah. Ama hepimiz bunları yapıyoruz. Herkesin girdiği fonlar da bu kazancı verdi. Nefsimize yenildik diyebiliriz. Tabii böyle olsun istemezdik.”
Temmuzda para çekmiş
Palazoğlu, şirketinin gider ve ödemeleri için 31 Temmuz’da fondan bir miktar çekmiş. Ağustos sonunda da çekmek isteyince “Şu an sıkışıklık var, bir iki hafta bekleyebilir misiniz” diye yanıt verilmiş. Cübbeli’nin damadı 16 Eylül itibariyle ana parasının dörtte üçünü kaybettiğini savunuyor. “Benim çok ciddi bir zararım var” diyor.
“Temmuzda para çektiğiniz için mi şüphelisiniz?” Şunları söyledi:
“Sebebinin ne olduğunu bilmiyorum. Temmuzda para çekmiş olmam da olabilir. Ama temmuzda para çektiğimi görenin, sonrasında para çekemediğimi de görmesi gerekir.” Savcılığa başvurduğunu kaydediyor. İfadesinin alınmadığını, “Süreçle alakalı ileride bilgi veririz” denildiğini belirtiyor.
‘Allahtan paramız battı’
Tüyo alıp fondan çıkmadığını savunarak, şunları söylüyor:
Herkes haber aldı, çıktı’ diyorlar ya, benim haber alıp çıkma durumum yok. Kendimi o kadar yakın görsem derlerdi ki, ‘Eylül başında çık, zarar etme.’ Beni içeride bıraktılar. Ben mağdur tarafım. Kazandığımız bir bedel yok, niye şüpheliyim, bilmiyorum, öyle bir durumdayız ki,
Allahtan paramız batmış diyoruz. Para alsaydım içeride olurdum muhtemelen. Bu parayı 5-10 Eylül’de çeksem ne olacaktı? ‘Esat kaçtı, sen bu bilgiyi kimden aldın’ diyeceklerdi.”
Palazoğlu, sosyal olarak etkilendiklerini anlatıyor. “Faiz hassasiyetinden gidiyorlar, ‘Hocanın damadı’ bunu yapar mı diyorlar” diye dert yanıyor. Pusula’nın patronu Serdar Turhan’ı tanıdığını kabul ediyor. Ağabeyi Ahmet ile Turhan’ın bir şirkette ortak olduklarını söylüyor. Ancak yıllardır görüşmediği ağabeylerinin eylemlerinden dolayı haksız suçlamalara maruz kaldığını ifade ediyor.
Cübbeli ne diyor?
Cübbeli Ahmet, geçen perşembe sohbetinde fon vurgununa değindi.
“Fon vurgunlarında çok büyük kul hakları yendi” diyor.
Borsada spekülasyonla hisselerin yükseltildiğini ifade ederek, “Bir defa burada yalan var. En büyük haram nedir? Yalan” diye konuşuyor. Fakat vurguna muhafazakarların da dahil olduğunu anlatarak, şöyle devam ediyor:
“Bu spekülasyonu, haramla rakamın yükseltildiğini bilenlerden hacı hoca var mı? Var. Namazlı abdestli var mı? Var. Başı kapalı çok...”
Erenköy Cemaati’nin fon isyanı
İslami kesimde fon vurgununa büyük tepki var. Skandalın şüpheliler ayağında Serdar Turhan gibi mahalle gençleri, sorumluluk mevkisinde AK Parti ve muhafazakar bürokratlar olunca ilk başta sessizlik vardı. Sessizliği önce Akıncılar’ın eski liderlerinden Mehmet
Güney’in İnsan ve Medeniyet Hareketi kırdı. Hareket’in açıklamasında şöyle deniliyor:
“Bir kazancın hukuken mümkün ya da piyasa şartları bakımından geçerli olması, onun mutlaka helal ve adil olduğu anlamına gelmez. Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz. Mağduriyetlerin giderilmesi, hakların iadesi ve sorumlulukların hukuk içinde belirlenmesi ortak ve en güçlü talebimizdir.”
Ardından Nakşibendi tarikatının İstanbul kollarından Erenköy Cemaati ya da Topbaş Grubu diye bilinen Aziz Mahmud Hüdai Vakfı tepkisini ortaya koydu. İktidar çevresinde, bürokraside, eğitim alanında ve iş dünyasında ağırlığı olan Erenköy’cüler şöyle diyor:
“Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.”
Cübbeli Ahmet fon vurgununa tepki göstermişti
Ahmet Mahmut Ünlü de daha önce yaptığı bir sohbette fon soruşturmasına değinerek, olayda büyük kul haklarının ihlal edildiğini söylemişti. Ünlü, kendilerinin fonda parasının bulunmadığını belirterek, “Burada bir kuruşumuz yok, biz bir şey kaptırmadık” ifadelerini kullanmıştı.
Öte yandan soruşturma kapsamında tedbir uygulanan şüphelilerin sayısına ilişkin dolaşıma giren listeler de tartışma konusu olmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbir kararı uygulanan kişi sayısının 109 olduğunu açıklamış, ilk listede yer alan bazı isimlerin sonraki listede bulunmadığı belirtilmişti. Palazoğlu’nun listeden çıkarılmasının ise hakkındaki tedbirlerin kaldırıldığı anlamına gelmediği aktarılmıştı.