Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve ülkeyi Ortadoğu’daki askeri çatışmaların merkezine çekebileceği uyarısıyla eleştirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki oylaması, ana muhalefet partisi CHP'de büyük bir krize yol açtı. İktidar bloğuyla hareket edilerek "evet" oyu verilmesine tepki gösteren 19 milletvekilinin oylamayı boykot etmesi, partideki derin fikir ayrılıklarını ve stratejik çatışmaları gün yüzüne çıkardı.
Siyaset kulislerini sarsan gelişmeler zinciri, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan 16 maddelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Meclis'e gelmesiyle hız kazandı. İçeriği uzun süre kamuoyundan gizlenen, 20 Ekim'de Meclis'e sunulan ve 27 Ekim'de Dışişleri Komisyonu'ndan geçirilen anlaşma, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 7 Ağustos 2026'da attığı imzanın ardından TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. 592 milletvekilinin bulunduğu Meclis'te 395 vekil oy kullanırken; 277 kabul, 118 ret oyu çıktı. Oylamada AK Parti'den 222, MHP'den 24 milletvekili kabul oyu verirken, CHP'den ise 25 milletvekili "evet" tercihinde bulundu. CHP'nin kabul oylarının MHP'yi geçmesi ve iktidar ortaklarıyla aynı çizgide buluşması, parti içinde şok etkisi yarattı.
"Neden evet?" tartışması
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, anlaşmaya yönelik olarak sarf ettiği, "Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, 'Kendi sınırlarıma çekileceğim ve burada kalacağım' derseniz oyun kurucu olamazsınız" şeklindeki destekleyici sözleri parti içindeki muhalefeti durdurmaya yetmedi.
Oylama öncesinde CHP grubunda, "Neden evet diyoruz? Ülkenin tehlikeye sürüklenmesinin önünü neden açıyoruz?" sorularıyla başlayan sert tartışmalar yaşandı. Meclis’te 44 milletvekili ile temsil edilen CHP’de, kullanılan "evet" oyu sayısının 25’te kalması ve toplam 19 milletvekilinin oylamaya katılmayarak tavır koyması, "Mekke Anlaşması çatlağını" resmi olarak tescilledi. Oylamaya katılmayan isimlerin itirazlarını parti koridorlarında açıkça dile getirdiği ve Cumhur İttifakı ile yan yana görüntü vermenin partinin oylarındaki erimeyi hızlandıracağını savunduğu öğrenildi.
Askeri yükümlülükler ve bölgesel riskler
Milletvekillerinin parti yönetimine yönelttiği itirazların temelinde, anlaşmanın Türkiye'ye yüklediği ağır askeri ve stratejik sorumluluklar yer aldı. Anlaşmanın 2. maddesinde yer alan, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağı ve diğer ülkelerin askeri imkanlar dahil bütün kapasiteleriyle yardım edeceği hükmü eleştirilerin odağı oldu. Metindeki "gerekli tüm yöntemler" ifadesinin, sınır ötesine asker gönderilmesinden sıcak çatışmaya doğrudan dahil olmaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığına dikkat çekildi.
Bu bağlamda Suudi Arabistan’ın 2015'ten beri Yemen'de yürüttüğü ve ağır insani yıkımlara yol açan askeri müdahalelerin bir parçası olunma riskine vurgu yapan bazı CHP'liler, durumun vahametini şu sözlerle özetledi:
"Türkiye’nin 10 yılına adeta ipotek koyan anlaşmada koşulsuz şartsız Cumhur İttifakı’nın yanında görüntüsü verdik. Bu anlaşma ülkemize, partimizin tavrı da partiye hiçbir şey kazandırmaz. Anlaşmanın, Türkiye'nin Ortadoğu’daki diplomatik hareket alanını kısıtlayacağı ve özellikle İran ile olan ilişkilerimizi tehlikeye atacağı açık."
"Meclisi devre dışı bırakan sürece katkı sunan muhalefet mi olur?"
Anlaşmanın Meclis'te yeterince tartışılamamasına, komisyon ve genel kurul süreçlerinin adeta kaçırılır gibi işletilmesine de büyük tepki gösterildi. İlk 10 yıl boyunca tarafların anlaşmadan çekilemeyecek olmasını eleştiren muhalif milletvekilleri, parti yönetiminin tavrını şu eleştirel sorularla sorguladı:
"Koşulsuz şartsız ‘Evet’ denilmiş olundu. Meclisi devre dışı bırakan bir sürece katkı sunan muhalefet mi olur? Seçimle gönderme iddiasında olduğumuz iktidarın ve ortağının Meclis’ten kaçırır gibi geçirdiği anlaşmaya evet dememeli, diyorsan da nedenlerini topyekun şekilde kamuoyuna açıklayabilmeliydik."
Genel Kurul'daki genel tabloya bakıldığında; 592 vekilden 197'sinin oylamaya katılmaması (bunların 30'unun Yeni Parti, 34'ünün DEM Parti, 19'unun ise CHP milletvekili olması) dikkat çekti. Anlaşmaya karşı çıkan 118 ret oyunun arkasında ise en çok üyeyle Yeni Parti (60 milletvekili) ve DEM Parti (22 milletvekili) yer aldı. CHP yönetiminin aldığı bu tartışmalı karar ve parti içinde su yüzüne çıkan derin çatlak, önümüzdeki süreçte muhalefet cephesindeki stratejik birliktelikleri nasıl etkileyeceği sorusunu gündemin zirvesine taşıdı.