Bursa'nın önemli tatlı su kaynaklarından İznik Gölü'nde, yağışlı geçen kış ve ilkbahar aylarına rağmen su seviyesinde belirgin bir artış yaşanmadı. Marmara'nın en büyük, Türkiye'nin ise 5'inci büyük doğal gölü olan İznik Gölü, farklı su canlılarına ev sahipliği yapmasının yanı sıra tarımsal sulamada da kullanılıyor. Ancak son yıllarda göldeki su seviyesinde yaşanan düşüş dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz yaz kuruma noktasına gelen ve Bursa'nın içme suyu ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Nilüfer ve Doğancı barajlarını dolduran yağışlar, İznik Gölü'ne beklenen faydayı sağlamadı. Yapılan dron fotoğrafları karşılaştırmalarında, Aralık 2025 ile günümüzdeki su seviyesinin neredeyse aynı olduğu görüldü.
Bursa Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, İznik Gölü'nün biyoçeşitlilik ve konumu itibarıyla önemli bir sulak alan olduğunu belirtti. Dindar, gölün tarımsal sulama ve sanayi faaliyetleri nedeniyle "stres alan noktalar"dan biri olduğunu vurgulayarak, göle giren su ile kaybedilen su miktarının dengede olmadığını ifade etti.
Son dönemdeki yağışlara rağmen göldeki su seviyesinde ciddi bir artış olmadığını belirten Dindar, "Çok yıllık bir su bütçesi bozukluğu olduğu için sadece tek mevsimlik bir yağışla, gölde bir toparlanma olmasını maalesef bekleyemiyoruz. Burada önemli olan, gölün su bütçesinin doğru hesaplanması ve ciddi anlamda takip edilebilmesi." şeklinde konuştu.
Gölü korumak için tedbirler alınması gerektiğini dile getiren Dindar, "Yani aslında suyu doğru yönetmek için havza bazlı bir yönetim sistemi belirlemek lazım. Göle ne kadar su geliyor, ne kadar su kullanılıyor, bu su bütçe dengesini bizim hem yer istasyonlarıyla hem uydu görüntüleriyle takip etmemiz ve su tahsisini yaparken de buna göre bir önlem almamız gerekiyor. Burada sadece yağmurların yağıp suyun dolmasını beklemekle maalesef gölü eski haline getiremeyiz. Dolayısıyla gölü bu anlamda bizim koruyacak daha stratejik bir eylem planına ihtiyacımız var. Tarımsal sulama baskısı azaltılmalı." dedi.
Yaz aylarında yaşanabilecek olası kuraklıkla daha büyük sorunların ortaya çıkabileceğini ifade eden Dindar, "Su seviyesi zaten şu anda oldukça az. Yeraltı suları, gölü besleyen önemli kaynaklardan bir tanesi. Eğer yeraltı suyuyla ilgili ciddi kısıtlamalar, takipler olmazsa ve tarımsal sulamanın da bu anlamdaki baskısını doğru yönetemezsek su seviyesi azalacağı için, buharlaşmayla da birlikte maalesef oradaki canlılık olumsuz etkilenecek çünkü yazın zaten suyun içinde çözülmüş oksijen miktarı azalıyor ve suyun seviyesi düştüğünde oksijen maalesef çok kritik seviyelere iniyor. Bu kritik seviyelerde suyun içerisindeki canlılığı maalesef olumsuz etkiliyor." uyarısında bulundu.




