Bülent Arınç'tan dikkat çeken 'basın özgürlüğü' çağrısı!

Bülent Arınç, gazeteci İsmail Saymaz'ın elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulması üzerinden basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları eleştirdi.

Bülent Arınç'tan dikkat çeken 'basın özgürlüğü' çağrısı!

AK Parti'nin kurucularından, eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, X hesabından yaptığı açıklamada gazetecilere yönelik adli tedbirler ve basın özgürlüğü konusunda iktidara eleştiriler yöneltti. Fon soruşturması kapsamında hakkında ev hapsi kararı verilen gazeteci İsmail Saymaz'ın durumunu örnek gösteren Arınç, gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi gerektiğini vurguladı. İktidarı destekleyen veya muhalif olan bütün gazetecilerin haber yapma hakkının korunması gerektiğini belirten Arınç, "Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez" diyerek basın üzerindeki kısıtlamalara tepki gösterdi.

Geçmişte Ergenekon davalarında yargılanan gazetecilere verdiği desteği hatırlatan Arınç, bugün de iktidarı destekleyen veya muhalif olan bütün gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi gerektiğini söyledi.

"Trajik"

Arınç, açıklamasında İsmail Saymaz'ın evinden katıldığı bir televizyon yayınını izlediğini belirterek, gazetecinin elektronik kelepçe nedeniyle dışarı çıkamamasına tepki gösterdi.

Saymaz'ı uzun yıllardır düşünceleri ve haberleriyle tanıdığını ifade eden Arınç, şu değerlendirmede bulundu:

"Geçtiğimiz günlerde bir haber kanalında Sayın İsmail Saymaz'a bağlanmışlardı. Sayın Saymaz evinden bazı konular hakkındaki düşüncelerini ifade ediyordu. Bu görüntü trajiktir: Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır. Bazı arkadaşları da maalesef cezaevindedir."

"Ağzı bantlanmamış"

Saymaz'ın elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulmasını eleştiren Arınç, gazetecinin evinden yayın yapabilmesini Nasrettin Hoca'nın türbesine benzetti.

Arınç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bu görüntü aynı zamanda komiktir; Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor."

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu hâliyle Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var. Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor."

Eski Başbakan Yardımcısı, açıklamasında basın özgürlüğünün yalnızca gazetecileri değil, doğrudan toplumun haber alma hakkını ilgilendirdiğini belirtti.

Basının iktidarı destekleyip desteklememesinin gazetecilik özgürlüğü açısından bir ayrım oluşturmaması gerektiğini vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

"Bunun da ötesinde, gazeteciler görevlerini yaparken özgür, basın ise tam anlamıyla hür olmalıdır. İktidarı desteklesin ya da muhalif olsun, toplum olarak bizlerin her görüşten gazetecinin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyacı vardır."

Ergenekon sürecini hatırlattı

Arınç, yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Arınç, açıklamasında Başbakan Yardımcılığı dönemindeki basın politikalarına ve Ergenekon yargılamalarına da değindi.

Geçmişte gazeteciler ve bilim insanlarının yargılanmaya başlamasının ardından Nedim Şener, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'a destek verdiğini hatırlatan Arınç, şu ifadeleri kullandı:

"Sadece Ergenekon sürecinde gazeteciler ve bilim insanları da yargılanmaya başlayınca, ben özellikle gazeteci olarak bildiğim Nedim Şener ve Mustafa Balbay'a doğrudan sahip çıktım. Bunların herhangi bir şekilde suçlanmaması gerektiğini söyledim."

Arınç, dört yıl tutuklu kalan Mehmet Haberal'a da destek verdiğini belirterek, söz konusu isimlerin daha sonra beraat etmelerini hatırlattı.

"Basın özgürlüğü esas olmalı"

2009-2016 yılları arasında beş yıl boyunca medya ile ilişkilerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptığını anlatan Arınç, TRT, Anadolu Ajansı, RTÜK ve Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü gibi kurumlarla ilişkilerini ilkeler çerçevesinde yürüttüğünü savundu.

Kendi dönemlerinde basın özgürlüğünü geniş yorumlamaya çalıştıklarını belirten Arınç, ceza kanunlarında özgürlükçü bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söyledi.

Arınç, "Basın özgürlüğü esas olmalıdır; çünkü bu, doğrudan ifade özgürlüğü ile ilişkilidir" değerlendirmesinde bulundu.

Eleştiri ile hakaretin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Arınç, gazetecilikte doğruluk, dürüstlük ve etik ilkelerin de gözetilmesi gerektiğini ifade etti.

Bülent Arınç, açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 21 Ekim'deki AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya atıfta bulundu.

Erdoğan'ın fon soruşturmasına yönelik eleştirileri değerlendirirken kullandığı "Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var" ifadelerini hatırlatan Arınç, aynı yaklaşımın gazeteciler için de geçerli olması gerektiğini belirtti.

Deniz Ay
Editör