Diyarbakır Barosu eski Başkanı olan ve mahkeme salonlarından yeşil sahalara uzanan bir sürece liderlik eden Amedspor Kulübü Başkanı Nahit Eren, takımın hızlı yükselişini, maruz kaldıkları zorlukları ve gelecek hedeflerini değerlendirdi. 2. Lig'den Süper Lig'e uzanan yolculuğun yalnızca sportif başarılarla sınırlı kalmadığını; deplasman yasakları, hukuki yaptırımlar ve kimlik tartışmalarının da bu hikayenin bir parçası haline geldiğini vurgulayan Eren, kulübün etrafındaki çeperin her geçen gün genişlediğine dikkat çekti.
Hızlı büyüme ve yönetsel zorluklar
Kulüp başkanlığının baro başkanlığına kıyasla çok daha zorlu ve zahmetli bir alan olduğunu ifade eden Eren, genç bir kulüp olarak kısa sürede Süper Lig'e çıkmanın idari ve mali açıdan büyük bir yük getirdiğini belirtti. Stat, altyapı ve antrenman sahası gibi eksikleri hızla gidermek zorunda kaldıklarını, neredeyse tüm kadroyu yenileyerek takımı üst lige uygun hale getirdiklerini anlattı. Eren, kentin uzun yıllardır Süper Lig'den uzak kalmasının yarattığı beklenti baskısının da yönetimi zorlayan unsurlar arasında yer aldığını kaydetti.
Amedspor'un ayırt edici özellikleri ve toplumsal aidiyet
Amedspor'un klasik bir spor kulübünden farklı olarak içinde yeşerdiği toplumun değer yargılarına ve sosyal sorumluluk projelerine duyarlı olduğunu dile getiren Eren, takımın gördüğü büyük desteğe şu sözlerle dikkat çekti:
"Etnik bir ayrımdan Amedspor'u tanımlamak doğru değil. Amedspor aslında her toplumun, her halkın, her insanın özgürlüklerine saygı duyan ve bunları kıymetli, değerli gören bir yerden hayata bakıyor. Bugün Türkiye'de çok farklı kesimlerden Amedspor destek görüyor."
Gelecek hedefleri ve kalıcılık vurgusu
Yönetim olarak en büyük amaçlarının Amedspor'un Süper Lig'deki konumunu muhafaza etmesi ve sezonu başarılı bir yerde tamamlaması olduğunu belirten Eren, takımın bu ruhu, enerjiyi ve toplumsal desteği korumaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
