Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Mardin'de gerçekleştirilen Adil Geçiş Stratejisi ve eylem planı tanıtım programında bir araya geldi.
Bakan Işıkhan, "2027 yılından itibaren Aktif İş Gücü Programlarımız çerçevesinde yeşil ve dijital dönüşüm, yapay zeka ve geleceğin meslekleri alanlarında eğitim gören katılımcılarımız ile kendi branşlarında istihdama dahil olan meslek lisesi mezunlarımıza verilen cep harçlıklarını yüzde elliye varan oranda yükseltiyoruz" ifadesini kullandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Mardin’de düzenlenen Adil Geçiş Stratejisi ve eylem tanıtım toplantısında yer aldı.
Bakan Işıkhan, "2027 yılından itibaren Aktif İş Gücü Programlarımız kapsamında yeşil ve dijital dönüşüm, yapay zeka ve geleceğin mesleklerine yönelik alanlarda eğitim alan kursiyerlerimiz ile kendi alanlarında iş hayatına katılan meslek lisesi mezunlarımıza ödenen cep harçlıklarını yüzde elliye kadar artırıyoruz" dedi.
Mardin’de bir otelde organize edilen etkinliğe Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Lübnan Çalışma Bakanı Haidar Mohamad, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin milletvekilleri Faruk Kılıç, Muhammed Adak, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman, sendika genel başkanları, STK temsilcileri ve davetliler katıldı. Burada bir konuşma yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, ekonominin ana motoru olan, emeğin ve alın terinin temsilcisi işçilerin kıymetini çok iyi bildiklerini vurguladı. Emekçilerin daima yanında olduklarını her fırsatta dile getirdiklerini belirten Bakan Gürlek, "Onların haklarını korumayı temel alan bir hukuk sistemimizin bulunduğunu da özellikle ifade etmek isterim."
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın hassasiyetle üzerinde durduğu işçinin, emekçinin ve çalışanın aleyhine hiçbir adım atmama kararlılığı bizler için net bir manifestodur. Bu bakış açısı doğrultusunda sendikalarımızın ülkemizin kalkınmasındaki değerini biliyor, onları çalışma hayatının ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
İstişareye verdiğimiz önem reform anlayışımızın da temelinde yer almaktadır. Reformu ilkesel bir değer olarak benimseyen hükümetimiz sendikal hakları genişletti, örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırdı, kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıdı ve iş sağlığı ile iş güvenliği alanında önemli adımlar attı.
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak yakından takip ettiğim hususlardan biri de çalışan emekçilerimizin mağdur olmaması için kanunlarca ortaya konulan güvencenin yansımasıdır. Bu güvenceler mahkemelerimizin yasalar çerçevesinde yürüttüğü yargılama faaliyetlerinde somut olarak karşılık bulmaktadır.
İşverenlerden davaların sonuçlarına ilişkin olarak çalışan kesime ayrımcılık yapıldığı şeklinde eleştiriler bile alıyoruz. Elbette mahkemelerimiz bağımsız ve tarafsız bir biçimde her uyuşmazlığı kendi şartları ve hukuki dayanakları içerisinde değerlendirmektedir.
Çalışanların haklarını güvence altına alan düzenlemeler ise Cumhurbaşkanımızın emekçi kesime olan hassasiyetinin açık bir göstergesidir. Hangi sebeple olursa olsun çalışanların ve işçi kardeşlerimizin hakkının yenilmesine asla rıza göstermeyiz" diye konuştu.
"İşçinin ve emekçinin üzerinden siyasi hesap yapmayı zihnimizin arkasından geçirmedik"
Çözüm odaklı çalışma anlayışıyla sorunların üzerine giderken işçinin ve emekçinin üzerinden siyasi hesap yapmayı zihinlerinin arkasından bile geçirmediklerini aktaran Bakan Gürlek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Politik emeller için işçi ve emekçilerimizi birer güç unsuru olarak kullanmadık. Çünkü bizler Anadolu'nun köylü ve işçi ailelerinin çocukları olarak bu sorunları yaşamış, bu zorluklarla büyümüş bireyleriz. Bu sebeple işçinin ve emekçinin sorununu kendi sorunumuz olarak görüyoruz.
İşçilerimizi ve emekçilerimizi çağın çürümüş ideolojilerinin ritüellerinde birer figür olarak görmedik. Onlara nasıl daha çok hizmet edebileceğimizi, onları çalışma hayatında hak ettikleri konuma nasıl taşıyabileceğimizin hesabını gece gündüz yaptık. Kendimizi bu gayeye adadık.
Bu hizmet anlayışımızın gereği olarak çalışanlarımızın taleplerini dinlemeyi temsilcileriyle birlikte sürdürüyoruz. Çünkü alın terine duyduğumuz saygı, o alın terinin hakkını koruma sorumluluğunu da beraberinde getirir. Bu toplantıyı karşılıklı anlayışın, istişarenin ve ortak çözüm iradesinin güçlenmesi bakımından kıymetli buluyorum.
Ortak tecrübelerimizi paylaşmanın bu gayretleri daha da güçlendireceğine inanıyorum. Bu dayanışma anlayışıyla Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak ifade etmek isterim ki işçilere, emekçilerimize ve onları temsil eden değerli kuruluşlarımıza kapılarımız sonuna kadar açıktır. Bakanlık olarak bizlere iletilecek talepleri görev ve yetki alanımız çerçevesinde ele almaya ve çözüm odaklı bir anlayışla hizmet sunmaya hazır olduğumuzu özellikle belirtmek isterim.
Emeğin kıymetini bilerek emekçinin sesine kulak vermek gerekir. Bizler bu sesi duymaya, talepleri dinlemeye ve sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz."
"Mardin geçmişin birikimiyle geleceğin fırsatlarını buluşturan müstesna bir şehirdir"
Daha sonra konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Mardin'in geçmişin birikimiyle geleceğin fırsatlarını bir araya getiren özel bir şehir olduğunu söyledi. Bakan Işıkhan, "Bu şehrin taşlarında emeği, sokaklarında tarihi, insanlarında ise kardeşliği ve dayanışmayı görüyoruz. Burada bakıra vurulan çekicin sesinde insan emeğinin ve ustalığın asırlara meydan okuyan değerini hissedersiniz.
Zaman değişir, teknoloji değişir, beceri ve üretim tarzları farklılaşabilir. Ancak kalkınmanın merkezinde daima insan, insanın bilgisi, emeği ve alın teri vardır. Bugün dünya tarihinin en kapsamlı dönüşüm süreçlerinden biri yaşanmaktadır.
İklim değişikliği, dijitalleşme, yapay zeka ve yeni üretim teknolojileri ekonomilerden iş gücü piyasalarına, gündelik hayatımızdan uluslararası rekabete kadar hemen her alanı yeniden şekillendirmektedir. Bu değişim ülkeler için önemli fırsatlar sunarken beraberinde de yeni sorumluluklar ve görevler getirmektedir. Artık mesele yalnızca daha ileri teknolojilere sahip olmak, daha temiz enerji üretmek veya yeni fabrikalar kurmak değil.
Asıl mesele bütün bu gelişmeler yaşanırken insanımızın nerede duracağıdır. Çalışanlarımızın geleceği nasıl şekillenecek? Gençlerimiz yeni mesleklere nasıl hazırlanacak?
İşletmelerimiz bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacak? Ve en önemlisi bu büyük değişimin ortaya çıkaracağı fırsatlardan toplumun bütün kesimleri nasıl faydalanacak? İşte bugün tanıtımını gerçekleştireceğimiz, uzun bir emek ve çalışmayla oluşturduğumuz Ulusal Adil Geçiş Stratejisi, bu sorulara Türkiye'nin kendi şartları, öncelikleri ve kalkınma hedefleri doğrultusunda verdiği kapsamlı bir cevap niteliğindedir.
Bizim anlayışımızda dönüşümün merkezinde insan vardır. Çünkü biliyoruz ki insanı geride bırakan bir dönüşüm, ne kadar ileri teknolojiye dayanırsa dayansın gerçek anlamda başarılı olamaz. Biz üretimimizi güçlendirirken çalışanlarımızı koruyan, rekabet gücümüzü artırırken sosyal adaleti gözeten, ekonomik büyümeyi toplumsal refahla buluşturan bir dönüşümü hedefliyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ortaya koyduğumuz 2053 net sıfır emisyon hedefini, ülkemizin kalkınma ve istihdam hedefleriyle birlikte değerlendiriyoruz.
Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda ülkemizin geleceğini üretim ve teknoloji dünyasına hazırlarken hiçbir vatandaşımızın bu değişimin dışında kalmamasına önem veriyoruz. Bu anlayış aynı zamanda medeniyetimizin köklü değerleriyle de örtüşüyor. Bizim kültürümüzde tabiat, gelecek nesillerin de hakkının bulunduğu ve bize bırakılan bir mirastır.
Yetimin hakkını gözetmek, güç durumda olana destek olmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ortak değerlerimizin temelini oluşturmalıdır. Dolayısıyla adil geçiş bizim için yalnızca ekonomik ya da çevresel bir politika değildir. Adil geçiş, kalkınmayı adaletle, teknolojiyi insanla, bugünün ihtiyaçlarını gelecek nesillerin haklarıyla buluşturma ilkesidir.
Bugün tanıtacağımız bu strateji geniş bir istişare ve ortak akıl sürecinin ürünüdür. Strateji; kamu kurumlarımızın, işçi ve işveren kuruluşlarımızın, akademisyenlerimizin, özel sektörümüzün ve uluslararası paydaşlarımızın katkısıyla şekillenmiştir. Birazdan gerçekleştireceğimiz oturumda bu stratejinin temel yaklaşımını, önceliklerini ve uygulama alanlarını ayrıntılı bir şekilde değerlendirme fırsatımız olacak.
Bu noktada geleceğin mesleklerine hazırlıklı ve nitelikli iş gücümüzün güçlendirilmesi adına önemli bir müjdeyi de buradan paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi mezun oldukları alanlarda çalışan meslek lisesi mezunlarının işbaşı eğitim programlarına katılımında cep harçlığı yüzde otuz artırılmıştı. 2027 yılından itibaren aktif iş gücü programlarımız kapsamında yeşil ve dijital dönüşüm, yapay zeka ve geleceğin mesleklerine yönelik alanlarda eğitim alan katılımcılarımız ile kendi alanlarında istihdama katılan meslek lisesi mezunlarımıza ödenen cep harçlıklarını yüzde elliye kadar artırıyoruz.
Böylece hem gençlerimizin mesleki becerilerini geliştirmelerini hem de geleceğin iş alanlarına daha güçlü bir şekilde hazırlanmalarına destek olacağız. Bu yeni düzenlememizin gençlerimize, çalışma hayatımıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Son olarak bugün burada Türkiye'nin değişen dünyada emeğe, üretime ve insana verdiği değeri ortaya koyan ortak bir gelecek vizyonunu paylaşıyoruz. Bu vizyonun emeğin ve medeniyetin şehri Mardin'den dünyaya duyurulmasını da son derece anlamlı buluyorum" şeklinde konuştu.