Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyümesini değerlendirdi.

Baran, küresel ticarette artan korumacılık, jeopolitik belirsizlik, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası ve yüksek finansman maliyetlerine rağmen ekonominin büyüme iradesini 24 çeyrektir kesintisiz biçimde korumasının önemli olduğunu belirtti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2026 yılı ikinci çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yapan Baran, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğindeki yüzde 2,5’lik büyümenin ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyüdüğünü kaydetti.

Cari fiyatlarla GSYH’nin geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36 artarak 19 trilyon 869 milyar liraya ulaştığını bildiren Baran, büyüme verilerinin ekonominin mevcut koşullara rağmen üretim kapasitesini koruduğunu gösterdiğini ifade etti.

Sanayide yeniden artıya geçilmesi olumlu

Büyümenin sektörel dağılımına da değinen Baran, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün yüzde 13,3 ile ikinci çeyrekte en yüksek büyümeyi gerçekleştirdiğini belirtti.

Baran, bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yüzde 8,6, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinin yüzde 4, sanayi sektörünün yüzde 2,4, finans ve sigorta ile gayrimenkul faaliyetlerinin yüzde 2,1, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetlerinin ise yüzde 2 büyüdüğünü aktardı. İnşaat sektörünün ise yüzde 1,9 daraldığını söyledi.

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,8 daralan sanayinin ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyüyerek yeniden pozitif bölgeye geçmesinin önemli olduğunu vurgulayan Baran, sanayideki hareketliliğin ekonominin diğer alanlarına da yansıyacağına dikkat çekti.

Baran, “Sanayi sektöründe büyüme oranının yükselmesi ekonomideki hareketlenmenin de göstergesi. Sanayi çarklarının hızlı dönmesi, tedarikçiden lojistiğe, ticaretten ihracata ve istihdama kadar geniş bir alanı etkileyecektir” dedi.

Yatırımlarda sınırlı artış dikkat çekti

Hanehalkı nihai tüketim harcamalarının ikinci çeyrekte yüzde 3,5 arttığını belirten Baran, buna karşılık gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki artışın yüzde 0,6 ile sınırlı kaldığını ifade etti.

Büyümenin sürdürülebilirliği açısından yatırım cephesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Baran, “Bir ekonominin yarınını yatırım belirler” dedi.

Hanehalkı tüketiminin arttığı bir dönemde yatırımların sınırlı kalmasının üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu belirten Baran, yeni yatırımlar için finansmana ihtiyaç duyulduğunu hatırlattı.

Baran, “Makineye, teknolojiye, yeni üretim kapasitesine ve dijital dönüşüme yapılan yatırımlar gelecekteki üretimimizin, ihracatımızın ve istihdamımızın temelini oluşturuyor. Bu nedenle finansman koşullarının yatırımı destekleyecek bir zemine kavuşması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri grubundaki büyümenin yüzde 0,5 seviyesinde kalmasının da iç talep ve ticari faaliyetteki ılımlı seyrin göstergelerinden biri olduğunu kaydeden Baran, yüksek finansman maliyetlerinin özellikle KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım kararları üzerindeki etkisinin devam ettiğini söyledi.

“Finansmana erişim büyümenin anahtar konularından biri”

Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesinin önemine işaret eden Baran, fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı refahın ve öngörülebilir bir yatırım ortamının oluşamayacağını belirtti.

Dezenflasyon sürecinde reel sektörün üretim kapasitesinin korunması gerektiğini de vurgulayan Baran, iş dünyasının en önemli gündemlerinden birinin finansmana erişim ve finansmanın maliyeti olduğunu ifade etti.

Özellikle KOBİ’lerin yüksek maliyetlerle işletme sermayesi ihtiyacını karşılamaya, üretim ve istihdamını sürdürmeye çalıştığını belirten Baran, büyümenin yeniden ivme kazanması için üreticinin yatırım yapabilmesi, ihracatçının yeni pazarlara açılabilmesi ve KOBİ’lerin işletme sermayesine makul koşullarla ulaşabilmesi gerektiğini söyledi.

Baran, “Enflasyonla mücadeleden taviz vermeden reel sektörü destekleyecek seçici ve uygun maliyetli finansman imkânlarının geliştirilmesinin, önümüzdeki dönemde büyümeye önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu.

“Ekonomimizi güçlü ve dengeli büyütmeyi hedeflemeliyiz”

Türkiye ekonomisinin zorlu küresel ve yurt içi koşullara rağmen 24 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürmesinin ülkenin üretim kapasitesini ve girişimci gücünü ortaya koyduğunu belirten Baran, bundan sonraki süreçte büyümenin niteliğine odaklanılması gerektiğini söyledi.

Baran, “Bu saydığımız tabloya rağmen ekonomimizin büyüme iradesini 24 çeyrektir kesintisiz biçimde koruması çok önemli. Bu süreçten sonra ekonomimizi üretimden yatırıma, ihracattan istihdama uzanacak şekilde güçlü ve dengeli büyütmeyi hedeflememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin üretim gücüne güveniyoruz”

Önümüzdeki dönemde enflasyondaki gerilemeyle birlikte finansman koşullarının iyileşmesini beklediklerini belirten Baran, yatırımların hızlanması, sanayinin güç kazanması ve ihracatın yeniden ivmelenmesiyle büyümenin daha sağlam bir zemine oturacağına inandığını söyledi.

Baran, “Önümüzdeki dönemde enflasyondaki gerilemeyle birlikte finansman koşullarının iyileşmesi, yatırımların hızlanması, sanayinin güç kazanması ve ihracatın yeniden ivmelenmesiyle büyümenin daha sağlam bir zemine oturacağına inanıyoruz. Türkiye’nin üretim gücüne, girişimcisine ve potansiyeline güveniyoruz. İş dünyası olarak üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam sağlamaya ve ülkemizin büyümesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi.