İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alperen Bıkmazer, Antalya'da düzenlenen bir sağlık kongresi kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Sınavların başlı başına bir stres kaynağı olduğunu belirten Bıkmazer, ebeveynlere çocuklarına sınav dönemlerinde baskı yerine destek olmaları yönünde tavsiyede bulundu.

Türk Psikofarmakoloji Derneği'nin düzenlediği kongre için Antalya'ya gelen Doç. Dr. Alperen Bıkmazer, telefon bağımlılığı ve dünyadaki savaşlar gibi olayların çocukların psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Gelişmekte olan bireyler olan çocuk ve ergenlerin, hem nörobiyolojik hem de psikososyal açıdan hassas olduklarını vurgulayan Bıkmazer, "Bu tarz olumsuz deneyimlerden daha kolay, daha fazla etkilenebiliyorlar. Yapılmakta olan bir yapıya gelen darbe ile tamamlanmış bir yapıya gelen darbenin etkisi aynı olmuyor." ifadelerini kullandı.

Dijital dünyanın çocukları kontrolsüz ve denetimsiz bir bilgi bombardımanına maruz bıraktığını belirten Bıkmazer, bu durumun dijital bağımlılığın etkilerini artırdığını söyledi. Bilgi işleme kapasitesinin geçmişe göre değişmediğini ancak maruz kalınan bilgi miktarının arttığını ifade eden Bıkmazer, "Bu kadar çok bilgi olumlu sonuçlar oluşturabiliyor tabii ki ama çocuklar bazen bunaltı da yaşayabiliyor. Tamamen de kötü bir noktaya çekmiyoruz meseleyi ama olumsuz sonuçlara yol açtığını da biliyoruz." dedi.

Ebeveynlerin çocuklarının nerede ve kimlerle zaman geçirdiğini bilmesi gerektiğini vurgulayan Bıkmazer, dijital mecrayı bir tür kara delik olarak tanımladı. Çocukların zihinlerini bu kara deliğe kaptırmamaları için ebeveynlerin daha dikkatli ve denetleyici olması gerektiğini belirtti.

Sınavların getirdiği yarışma ve zorlukların çocuklar üzerinde ek baskı oluşturduğunu ifade eden Bıkmazer, "Sadece belli sayıda bilgiye sahip olmanız yetmiyor. O bilgiyi belli bir süre içerisinde işlemeniz, doğru yanıt vermeniz gerekiyor. Onun için çocukların ellerinden geldikçe sakin kalmalarını öneriyoruz. Zaten çocuklar kendilerini baskı altında hissediyorlar. Ebeveynlerin daha çok destekleyici olmalarını, çocukların hissettiği o baskıyı artırmamalarını öneriyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.