Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara'da Beştepe Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Vakıflar Haftası Kutlama Programı'nda yaptığı konuşmada, son 24 yılda yurt içinde ve dışında toplam 5 bin 970 restorasyon çalışmasının tamamlandığını ve 112 restorasyon faaliyetinin ise devam ettiğini bildirdi.

Bakan Ersoy, özel gün ve haftaların zamanla sıradanlaşarak anlam ve amaçlarının unutulmasına yol açtığını belirterek, bu durumun önüne geçmenin en etkili yolunun, bu gün ve haftaların ardındaki değerlerin öğretilmesi, toplum tarafından benimsenmesi ve hayata geçirilmesi olduğunu vurguladı. Vakıf Haftası'nın doğru bir şekilde idrak edilmesi için vakıf anlayışının derinlemesine bilinmesi gerektiğini ifade etti.

"Vakfetme düşünce ve uygulamalarının kökleri, İslam'ın merhamet, paylaşma ve yardımlaşma gibi temel değerlerinden beslenir. İnsanın haysiyetini ve onurunu korumak, her canlının güvende olduğu bir düzen kurmak, israfı önlemek ve emek ile esere sahip çıkmak ilkeleri bu anlayışın temelini oluşturur. Bu kutlu değerler, Hazreti Ömer'in başlattığı yolla Türk milletinin örfü ve töresiyle harmanlanarak, dünyanın hayranlıkla izlediği vakıf medeniyetimizi vücuda getirmiştir." diyen Ersoy, sözlerini sürdürdü.

Vakıflar Haftası'nın teması olan "Mimari ve Zarafette Vakıf Medeniyeti" çerçevesinden bakıldığında, Osmanlı kent yapısının önemli mesajlar verdiğini belirten Bakan Ersoy, "Osmanlı'da kentsel yerleşimin ve mahalle oluşumunun, külliye, bedesten veya cami gibi bir vakıf eseri etrafında şekillendiğini görmekteyiz. Bu yönüyle, yaşam alanlarına yön veren vakıf eserleri, o yaşamın en ideal şekilde devam etmesinde de temel görevler üstlenmişlerdir." şeklinde konuştu.

Ersoy, vakıf kurumlarının yürüttüğü imar ve inşa faaliyetlerinin, toplumun dini, eğitim, ticaret ve sosyokültürel ihtiyaçlarını karşılayacak nitelik ve büyüklükte olduğuna dikkat çekti. "Ayrıca, su kanal ve kemerlerinden çeşme ve hamamlara, sebillerden kuyu ve maksemelere kadar, bugünün belediye hizmetleri olarak nitelendirebileceğimiz pek çok hizmet de vakıflar tarafından yerine getirilmiştir. Bu hizmetler, eser ve yapıların inşası şeklinde olabildiği gibi, mevcut yapıların korunması ve bakımı şeklinde de olabiliyordu. Sonuç olarak, Osmanlı'da vakıf anlayışının ulaşmadığı bir mimari eser bulmak neredeyse imkansızdır. Vakıf hizmeti olarak yürütülen bu denli kapsamlı çalışmalar, Uzunköprü ve Karapınar gibi beldelerin kurulmasını, Muşkara'nın Nevşehir'e dönüşmesini sağlamıştır. Aynı zamanda, Bursa ve İstanbul'dan Konya ve Diyarbakır'a, Üsküp ve Selanik'ten Saraybosna, Cezayir ve Kırım'a kadar fethedilen coğrafyaların Türk-İslam kimliği kazanmasına da olanak tanımıştır." dedi.

Bakan Ersoy, Türkiye ve gönül coğrafyasındaki dini, askeri ve sivil mimarinin günümüze ulaşmasında, işlevini sürdürmesinde ve hizmet devamlılığının sağlanmasında vakıf anlayışının belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.