Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (Sağlık-Sen) Genel Başkanı Hakan Toy, "Aile ve Nüfus On Yılı" (2026-2035) programı ve çalışma hayatına ilişkin düzenlemelerin emekçilerin haklarını güçlendiren bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirtti.

Toy, yaptığı yazılı açıklamada, Aile ve Nüfus On Yılı programının aile yapısının korunması, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve nüfus dengesinin sürdürülebilir bir zeminde ele alınmasını amaçladığını vurguladı. Bu tür kapsamlı sosyal politika hedeflerinin, özellikle sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin çalışma hayatına doğrudan yansıdığını ifade eden Toy, aileyi güçlendirmeye yönelik her adımın hizmet talebini artırabileceğini ve mevcut personelin iş yükünü ağırlaştırabileceğini dile getirdi.

İnsan kaynağının güçlendirilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinin, belirlenen vizyonun başarıya ulaşmasında kritik rol oynayacağını belirten Toy, haftalık çalışma süresinin 40 saate düşürülmesinin çalışanların verimliliğini ve hizmet kalitesini artıracağını savundu.

Ayrıca, işçilerin tayin hakkı konusuna da değinen Toy, Anayasa Mahkemesi'nin sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilere tayin hakkı tanımayan düzenlemeyi iptal etmesine rağmen, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek olmasının mağduriyetleri sürdüreceğini söyledi. Bu düzenlemenin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Toy, Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girmeden bu sürecin sonuçlandırılmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Çocukların okul düzenleri, ailelerin barınma ve yerleşim planları gibi konularda mağduriyetlerin derinleşmemesi için düzenlemenin Meclis kapanmadan yasalaşmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

Toy, aile bütünlüğünü esas alan yaklaşımın, sahada görev yapan emekçilerin aile yaşamını ve bütünlüğünü de gözetmesi gerektiğini sözlerine ekleyerek, "Çalışanlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmeyen hiçbir düzenlemenin hedeflenen sonuca tam anlamıyla ulaşması mümkün değildir. Bu nedenle 'Aile ve Nüfus On Yılı' programı ve çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler, emekçilerin haklarını güçlendiren bütüncül bir anlayışla ele alınmalıdır." değerlendirmesini yaptı.