Türkiye Psikiyatri Derneği, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının, sadece adli ve idari yönleriyle değil, aynı zamanda çocuk ruh sağlığı, eğitim hakkı ve toplumsal huzur açısından da çok yönlü krizler olduğunu vurguladı. Dernek, bu saldırıların doğrudan etkilenenlerin yanı sıra tüm öğrencileri, öğretmenleri, velileri ve sosyal medyada görüntüleri görenleri derinden sarsabileceği uyarısında bulundu.

Okulların çocuklar için öğrenme mekanları olmanın ötesinde güvenli alanlar olduğuna dikkat çekilen açıklamada, eğitim ortamlarındaki silahlı şiddetin ebeveynlerin güvenini sarstığı ve toplumda korkunun yayılmasına neden olabileceği belirtildi. Olayların haberleştirilme biçimine büyük özen gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Şiddetin özendirici veya faile odaklanan bir şekilde sunulmasının, ruhsal olarak hassas bireyler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği ifade edildi.

Dernek, "Şiddet olaylarının özendirici, dramatize edici ya da faile dikkat çekici biçimde sunulması, ruhsal açıdan kırılgan bireyler üzerinde olumsuz etkiler doğurabilir. Görsel materyallerin yaygın dolaşıma sokulması, silahın, yöntemin ve olay akışının ayrıntılı biçimde anlatılması ve haberin sık sık tekrarlanması hem travmatik etkileri artırabilir hem de taklit riskine katkıda bulunabilir. Bu tür dönemlerde sorumlu yayıncılık, koruyucu ruh sağlığı yaklaşımının önemli bir parçasıdır." ifadelerini kullandı.

Saldırıların bazı bireylerde akut stres belirtileri, uyku sorunları ve odaklanma güçlüğüne yol açabileceği hatırlatılırken, çocuklarla iletişimde gelişim düzeyine uygun, dürüst ve sakin bir dil kullanılması gerektiği belirtildi. Çocukların okula dönüş sürecinin normalleştirilmemesi ve rehberlik destek adımlarının titizlikle planlanması gerektiği vurgulandı.

Yetkili kurumlara okullarda şiddetin önlenmesi politikalarının güçlendirilmesi, medya kuruluşlarına ise sorumlu yayıncılık ilkelerine bağlı kalınması çağrısı yapıldı. Açıklamada, "Ruhsal açıdan zorlanan, korku, çaresizlik, yoğun kaygı, uyku bozukluğu, sürekli tetikte olma, kendine ya da başkasına zarar verme düşünceleri yaşayan herkesin gecikmeden profesyonel destek alması gerekmektedir. Erken destek, krizlerin derinleşmesini önleyebilir." denildi. Şiddetin olağanlaştırılmadığı, çocukların ve eğitim emekçilerinin korunduğu bir toplumsal iklimin mümkün olduğu kaydedildi.