Ankara'da bir vakıf üniversitesi, diş hekimliği fakültesine atanan bir akademisyeni hamile olduğu gerekçesiyle işe başlatmaması üzerine Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından 256 bin 357 lira idari para cezasına çarptırıldı. Kurum, bu durumu "ayrımcılık" olarak değerlendirdi.
TİHEK'in kararına göre, söz konusu üniversitenin diş hekimliği fakültesindeki öğretim üyesi kadrosuna atanan akademisyenin tüm süreçleri tamamlanmış ve göreve başlayabileceği bildirilmişti. Ancak akademisyen, insan kaynakları birimine hamile olduğunu bildirmesinin ardından üniversitenin tutum değiştirdiğini belirtti. Fakülte yönetiminin hamile bir çalışanın işe başlatılmasını istemediğini öne süren akademisyen, kendisinden haklarından feragat ettiğine dair dilekçe yazmasının talep edildiğini ifade etti.
Akademisyen, başvuru şartları arasında hamile olmamaya dair herhangi bir kriter bulunmadığını vurgulayarak, üniversitenin fiili durum yaratarak sözleşme imzalamaktan kaçındığını savundu. Baskı altında, "Öğretim üyesi kadrosuna başvurumdan gebeliğimi ibraz ettikten sonra kurum talep ettiği için hakkımdan feragat ediyorum." şeklinde bir dilekçe verdiğini ancak daha sonra bu talebini geri çektiğini bildirdi. Buna rağmen göreve başlaması için davet edilmediğini ve üniversite yönetiminin hamileliğinin ilerlemesini gerekçe göstererek sözleşme imzalanmayacağını ilettiğini aktardı.
Üniversite ise TİHEK'e sunduğu görüşte, akademisyenin gebelik durumu nedeniyle göreve başlamaktan kendi rızasıyla feragat ettiğini savundu. Ancak TİHEK incelemesinde, akademisyenin ilgili kadro için gerekli tüm şartları taşıdığı ve atama işlemlerinin başlatıldığına dikkat çekildi. Başvuranın hamile olduğunu bildirmesinin ardından iş ilişkisinin kurulmadığı ve bu durumun objektif ve makul bir gerekçe olmaksızın cinsiyet temelinde farklı muameleye maruz bırakılması anlamına geldiği belirtildi.
Kurum, ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmederek üniversite rektörlüğüne 256 bin 357 lira idari para cezası verilmesine karar verdi. Kararın gerekçesinde, Anayasa'nın eşitlik ilkesine atıfta bulunularak, aynı veya benzer durumda bulunan kişilere nesnel ve haklı bir neden olmaksızın farklı muamelede bulunulmasının yasak olduğu hatırlatıldı. Ayrıca, 6701 sayılı Kanun'da ayrımcılık temellerinden birinin cinsiyet olduğu vurgulanarak, "Bir kişinin hukuken tanınmış hak ve özgürlüklerden cinsiyeti nedeniyle eşit şekilde yararlanmasının engellenmesi doğrudan ayrımcılık oluşturmaktadır." değerlendirmesi yapıldı.
Kararda, gebelik nedeniyle kadınların işe alınmasının engellenmesinin cinsiyet temelinde doğrudan ayrımcılığın en açık örneklerinden biri olduğu ve işverenlerin gebelik durumunu gerekçe göstererek kadın çalışanları işe almaktan kaçınamayacağı ifade edildi.





