Diyanet İşleri Başkanlığı, bu hafta tüm camilerde okunan cuma hutbesinde "Alın teri mukaddestir" temasına odaklandı. Hutbede, işçinin helal kazançla evine ekmek götürmesi ve işverenin işçinin hakkını zamanında ve tam ödemesi gerektiği vurgulandı.

İslam'ın kazanç ve harcamayı, zanaatı ve ahlakı birleştiren bir yaşam dini olduğu belirtilen hutbede, "Dinimiz, bütün insanlığı iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini kuşanmaya davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir." ifadeleri kullanıldı.

Hutbede, çalışma hayatında dini ve insani değerlerin göz ardı edilmeye çalışıldığına dikkat çekilerek, iş ve ticaretin sadece birer araç olduğu belirtildi. "Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da bir hedef olmamalıdır. Bilakis Allah'ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır." denildi.

Müslümanların ticarette, alışverişte ve işçi-işveren ilişkilerinde iyilik, adalet ve merhameti esas alması gerektiği vurgulanan hutbede, ahlaki ilkelerin nesilden nesile aktarılması gerektiği ifade edildi. İş yerlerinin sadece bir geçim kapısı değil, karşılıklı güvenin hakim olduğu emniyet yerleri haline getirilmesinin ortak görev olduğu belirtildi.

İşçinin işini sağlam ve kaliteli yapması, iş yerinin bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmesi gerektiği hatırlatılan hutbede, işverenin işçiye hakkını tam ve zamanında ödemesi, sosyal haklarını gözetmesi ve güvenli bir çalışma ortamı sağlaması gerektiği vurgulandı. Bu tür çalışmaların bireyin, ailenin ve toplumun geleceğini koruduğu ifade edildi.

İşveren veya işçi olmanın insani açıdan bir üstünlük sağlamadığına dikkat çekilen hutbede, Allah katında en faziletli kişilerin imanlı, güzel ahlaklı ve takva sahibi olanlar olduğu belirtildi. İnsanların en faziletlisinin ise hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı menfaatlerin üstünde görenler olduğu sözleriyle hutbe sona erdi.