Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Ankara'da düzenlenen "Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni"nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin özgür bir ortamda, sivil bir inisiyatifle ve milletin iradesiyle inşa edilmiş, bireyi kısıtlamayan, toplumu kucaklayan bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törende konuşan Yiğit, Danıştay'ın temellerinin 1868'de "Şura-yı Devlet" adıyla atıldığını ve Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras kalan köklü bir hukuk sisteminin parçası olduğunu hatırlattı. Türk milletinin adalet beklentisini karşılamak için çalışma azim ve kararlılığında olduklarını vurgulayan Yiğit, Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün "Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet olarak varlığı kabul edilemez." sözünü hatırlatarak, "Türkiye Yüzyılı'nda hukuk devletini her gün daha da tahkim etmek yükümlülüğü altındayız." dedi.

"Adalet mülkün temelidir" düsturunun devletin bekası ve toplumun huzuru arasındaki kopmaz bağı temsil ettiğini belirten Yiğit, adaletin insanlık tarihinde hem ilahi metinlerde hem de beşeri sistemlerde kutsal bir değer olarak yer aldığını söyledi. İnsanlığın daima adalet arayışı içinde olduğuna işaret eden Yiğit, adaletin toplumun huzurunu, iç barışı, refahı ve güvenliği sağladığını, sarsılan toplumsal dengeleri yeniden kurduğunu ve karmaşanın ortasında bireye güven verdiğini ifade etti.

Adaletin, maziden devralınan bir emanet olmanın yanı sıra, evlatların bu vatan üzerinde huzur ve güven içinde yaşamaları için muhafaza edilmesi ve onlara miras bırakılması gereken en temel değer olduğunu vurgulayan Yiğit, adalet idealini bugünün dünyasının değişen şartlarına göre değil, değişmeyen hakikatlere göre savunmanın, adalet camiasının mensupları kadar tüm idarecilerin ve milletin her ferdinin tarihi sorumluluğu olduğunu dile getirdi.

Adaletin toplumsal barışın güvencesi olduğunu belirten Yiğit, adaletin onarıcı, birleştirici ve iyileştirici gücünün toplumsal birliğin görünmez harcı olduğunu söyledi. Adaletin ülke sınırları içine hapsedilemeyecek kadar evrensel bir değer olduğunu vurgulayan Yiğit, "Adalet, insanlığın ortak vicdanı ve dünya barışının güvencesidir." dedi.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve uluslararası sözleşmelere atıfta bulunan Yiğit, dünyanın her coğrafyasında yaşayan her insanın, insan onuruna uygun yaşayabilmek için gerekli devredilemez ve vazgeçilemez hak ve özgürlüklere sahip olduğunu belirtti. Yiğit ayrıca, Siyonizmin "geçmişte uğradıklarını iddia ettikleri soykırımın katbekat fazlasını mazlum ve mağdur halklara yaşatmayı ideoloji haline getirdiğini" ve İsrail'deki rejimin büyük bir düşmanlıkla başta Gazze olmak üzere Filistin, Lübnan ve diğer İslam ülkelerine yönelik eylemlerini sürdürdüğünü kaydetti.