Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye'nin "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ile güçlü bir yatırım vizyonu ortaya koyduğunu belirtti. Baran, üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden her türlü programı desteklediklerini vurguladı.

ATO'nun nisan ayı olağan meclis toplantısında konuşan Baran, artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret dengelerini sarstığını, bunun da küresel enflasyonu artırdığını söyledi. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin tedarik zincirlerinin kırılganlığını gözler önüne serdiğini ve denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtığını ifade etti.

"Dünya petrol ve LNG ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler tedarik zincirlerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. Hürmüz'deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı. Enerjiden gübre fiyatlarına, lojistikten sigorta maliyetlerine kadar tüm alanları etkileyen bu dar hat, küresel enflasyonda da yükselişe yol açıyor. Avrupa'dan Asya'ya kadar bütün ülkeler Hürmüz konusunda bir an önce anlaşmanın sağlanmasını bekliyor."

Baran, program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi avantajlarının ve yatırım süreçlerini sadeleştiren 'Tek Durak Büro' uygulamasının önemine dikkat çekti. Bu düzenlemelerin, Türkiye'nin yatırımcı dostu imajını güçlendireceğini belirtti.

"Startup ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, özellikle genç girişimcilerimizin önünü açacak ve ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır. Üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden, ülkemiz ekonomisini güçlendirecek her türlü programı destekliyoruz."

Küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığına da değinen Baran, KOBİ'lerin vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de üretim ve istihdamda önemli rol oynayan KOBİ'lerin, sınırlı indirim ve istisnalarla vergi yükünü taşımaya devam ettiğini belirtti.

"Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor, hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor. İş dünyası olarak, düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak, vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı'yla ülke içinde, üretim ve ticaret yapan işletmeler için vergi konusunda bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine inanıyoruz."