Almanya Başbakanı Merz, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından, dış müdahalelerin İran’da siyasi değişimi sağlayıp sağlamayacağının belirsizliğine işaret etti. Son günlerde yaşanan askeri hareketlilik, bölgedeki gerilimi artırırken, Almanya’nın güvenlik endişeleri ve bölgesel istikrara dair çekinceleri öne çıkıyor.

Berlin’de yapılan açıklamalarda, ABD, İsrail ve Avrupa’nın, İran rejiminin terör faaliyetlerinin ve nükleer ile balistik silah programlarının sona erdirilmesi konusunda ortak çıkarları bulunduğu belirtildi. Merz, askeri saldırıların mevcut rejimi zayıflatmayı hedeflediğini ancak İran’ın olası sert karşılıklarının bölgesel tansiyonu ne ölçüde yükselteceğinin öngörülemediğini dile getirdi. Özellikle dışarıdan yapılan müdahalelerle içeride siyasi dönüşüm sağlanıp sağlanamayacağına dair ciddi belirsizlikler bulunduğu vurgulandı.

Uluslararası kaynaklara göre, Afganistan, Irak ve Libya örnekleriyle yapılan karşılaştırmalar, bu tür askeri adımların orta vadede ciddi riskler taşıdığını gösteriyor. Almanya, Avrupa’nın da bu risklerin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalabileceğine dikkat çekiyor. ABD, İsrail ve Avrupa’daki ortaklarla, İran’a yönelik askeri müdahale sonrası döneme ilişkin dört ana hedef belirlenmiş durumda: Orta Doğu’da İsrail’in varlığının koşulsuz kabul edildiği yeni bir istikrar düzeni kurmak, İran’ın nükleer ve balistik programını kalıcı şekilde sonlandıracak bir anlaşma sağlamak, İran ekonomisinin istikrarına katkıda bulunmak ve İran halkının kendi kaderini özgürce belirlemesine destek vermek.

Merz, İran’daki mevcut rejimin meşruiyetini yitirdiğini, ancak gelecekte ülkeyi kimin ve nasıl yöneteceği konusunda belirsizliklerin sürdüğünü ifade etti. Almanya açısından önceliğin, İran halkının siyasi liderliğini özgürce seçebilmesi olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, askeri müdahalenin risklerinin yüksek olduğunun altı çiziliyor.

Bölgedeki çatışma hatlarının giderek belirsizleştiği ve uluslararası hukuk kurallarına uyumun azaldığına dikkat çekildi. Geçmişteki yaptırımların İran’ın nükleer silahlanmasını durdurmada etkisiz kaldığı, askeri operasyonların ise terör ve nükleer tehdit döngüsünü sona erdirmeyi amaçladığı kaydedildi. Almanya, ortak hedefler paylaşsa da, bu hedeflerin hayata geçirilmesinde sınırlı hareket alanına sahip olduğunun bilincinde.

Güvenlik açısından, İran istihbaratının Avrupa ve Almanya’da faaliyet gösterdiği biliniyor ve Alman makamları teyakkuzda bulunuyor. İçişleri Bakanı, eyalet bakanlarıyla güvenlik durumunu değerlendirirken, şu an için Almanya’da aşırı bir tehdit algısı bulunmuyor ancak gelişmeler yakından izleniyor. Özellikle Yahudi, İsrail ve Amerikan kurumlarının korunmasına öncelik veriliyor; antisemitik veya anti-Amerikan saldırılara müsamaha gösterilmeyeceği vurgulanıyor.

Bölgede binlerce Alman vatandaşı ve tatilcinin bulunduğu, Dışişleri Bakanlığının bilgilendirme ve destek faaliyetlerini sürdürdüğü bildirildi. Şu aşamada geniş çaplı tahliye planı öngörülmüyor; askeri operasyonların kısa sürede sona ermesi umut ediliyor.

Resmi açıklamaya göre, İsrail ve ABD, Tahran ile Washington arasında müzakereler devam ederken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı. İran ise buna karşılık olarak İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bölge ülkelerinde hedeflere saldırılar düzenledi. ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ali Hamaney ve çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti. İran Kızılayı, bombardımanlarda 201 kişinin öldüğünü, 747 kişinin yaralandığını açıkladı.