Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğini yaptığı iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve AK Parti’li milletvekillerinin Azerbaycan’daki başörtüsü tartışmasına ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.
Partinin basın servisi tarafından yapılan açıklamada, bazı siyasetçilerin yanı sıra medya kuruluşlarının açıklama ve yayınları da eleştirildi. Türkiye’deki ilgili siyasi çevrelere çağrıda bulunulan açıklamada, “Bu tür sorumsuz beyanlardan doğru sonuçları çıkarmalarını ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine zarar verebilecek adımlardan kaçınmalarını umuyoruz” ifadeleri kullanıldı.
“Hiçbir devletin kendi iradesini dayatma hakkı yok”
Açıklamada, bazı medya kuruluşlarında gerçeğe aykırı ve iftira niteliğinde yayınlar yapıldığı öne sürüldü. Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkilerine de değinilen açıklamada, Filistin halkının meşru haklarının desteklendiği belirtildi. Müslüman ülkeler arasındaki ilişkilere de vurgu yapılan açıklamada, hiçbir devletin başka Müslüman halklara kendi iradesini dayatma, içişlerine müdahale etme veya kendisini diğerlerinden üstün görme hakkının bulunmadığı ifade edildi.
Saral’dan Bakü yönetimine başörtüsü çağrısı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim’de X üzerinden yaptığı paylaşımda, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının kısıtlanmasına tepki göstererek Bakü yönetimine söz konusu uygulamayı sonlandırma çağrısında bulunmuştu. Açıklamanın tamamı şöyle;
"Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekillerinin Azerbaycan hakkında yaptıkları açıklamalarla ilgili olarak Yeni Azerbaycan Partisi Basın Hizmeti aşağıdaki hususları bildirir:
Uzun süredir Türkiye'deki bazı medya kuruluşlarında ve sosyal medya platformlarında, aralarında AK Parti iktidarına yakınlığıyla bilinen haber kaynaklarının da bulunduğu mecralarda Azerbaycan hakkında gerçeğe aykırı, taraflı, karalama ve iftira niteliğinde bilgilerin yayıldığı gözlemlenmektedir.
Yeni Azerbaycan Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi arasındaki mevcut ortaklık ilişkilerini, ayrıca Azerbaycan ve Türkiye halklarını birleştiren tarihî kardeşlik ve dostluk bağlarını dikkate alarak bugüne kadar bu tür olaylar karşısında itidalli davrandık. Amacımız, bazı çevrelerin sorumsuz davranışlarının devletlerimiz ve halklarımız arasındaki ilişkilere olumsuz etki etmesine izin vermemek olmuştur.
"Dezerformasyon kampanyası"
Ancak son dönemde Azerbaycan'ı hedef alan bu dezenformasyon kampanyasının daha saldırgan, sistematik ve açık bir karalama niteliği kazanması; özellikle de Türkiye Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı sıfatını taşıyan bir kişinin ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin böyle bir kampanyaya katılması, konuya ilişkin açık bir tutum ortaya koymamızı gerekli kılmıştır.
Öncelikle, Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin kasıtlı olarak çarpıtılması, bu ilişkilere sözde istisnai bir nitelik atfedilmesi ve buradan hareketle Azerbaycan'a yönelik siyasi suçlamalarda bulunulması girişimlerini kesin bir dille reddediyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti, İsrail ile uluslararası hukuk normlarına ve karşılıklı çıkarlara dayanan normal devletler arası ilişkilere sahiptir.
Azerbaycan'ın Filistin meselesindeki tutumu ise tutarlı, açık ve ilkelidir. Ülkemiz Filistin halkının meşru haklarını her zaman desteklemiş, Filistin'e mali ve insani yardımlarda bulunmuştur. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Başbakan Muhammed Mustafa çeşitli dönemlerde Azerbaycan'ı ziyaret etmiştir. Filistin Devleti'nin Azerbaycan'daki büyükelçiliğinin faaliyetleri de Azerbaycan devletinin mali desteğiyle sürdürülmektedir.
"Ülkelerin iç işlerine müdahale etme hakkı yok"
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, uluslararası platformlarda yaptığı açıklamalarda Azerbaycan'ın Filistin meselesinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler'in ilgili kararları temelinde, Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'nin başkenti olması şartıyla, "iki devlet" ilkesi doğrultusunda çözülmesini desteklediğini defalarca ifade etmiştir. Azerbaycan'ın Gazze'de yaşanan olaylara ilişkin tutumu da insani değerlere, sivil halkın korunmasına ve uluslararası hukuka dayanmaktadır.
Azerbaycan'ın İslam dünyasıyla ilişkileri de herhangi bir siyasi konjonktürden değil, karşılıklı saygı, eşitlik ve dayanışma ilkelerinden kaynaklanmaktadır. Ülkemizin İslam dayanışmasının güçlendirilmesine yaptığı katkılar, Müslüman devletler tarafından takdir edilmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın 2027 yılında yapılması planlanan bir sonraki Zirve Toplantısı'na Azerbaycan'ın ev sahipliği yapacak olması da ülkemize duyulan uluslararası güvenin bir göstergesidir.
Bu bağlamda hatırlatmak isteriz ki İslam'ın temel ilkeleri arasında adalet, eşitlik, karşılıklı saygı ve dayanışma önemli bir yer tutmaktadır. İslam dünyasında hiçbir devletin diğer Müslüman halklara kendi iradesini dayatma, onların iç işlerine müdahale etme veya kendisini diğerlerinden üstün görme hakkı yoktur. Müslüman dünyasının birliğine hizmet etme iddiası, hegemonya eğilimleriyle değil, eşit haklara dayalı iş birliği ve karşılıklı saygıyla ortaya konulmalıdır.
Azerbaycan halkı tarih boyunca emperyalizme, sömürgeciliğe ve yeni sömürgeci yaklaşımlara karşı çıkmıştır. Bu ilkeli tutum bugün de değişmeden devam etmektedir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin meselenin özünü, Azerbaycan'ın anayasal düzenini ve ülkemizde din ve inanç özgürlüğünün hukuki temellerini dikkate almadan popülist ve sorumsuz açıklamalarda bulunması ciddi bir üzüntü yaratmaktadır. Bu tür açıklamalar, Azerbaycan-Türkiye kardeşlik ilişkilerinin ruhuna aykırıdır ve kamuoyunda yapay bir gerilim yaratmaya hizmet edebilir.
"Kutuplaşmayı derinleştiriyor"
Azerbaycan halkı, millî, manevi ve dinî değerlerine tarih boyunca büyük saygı göstermiştir. Ülkemizde din ve inanç özgürlüğü Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Azerbaycan devleti bütün dinlerin mensuplarına eşit yaklaşmakta ve dinî çeşitliliği toplumumuzun zenginliği olarak görmektedir.
Eğitim alanında uygulanan kurallar ise eşitlik, laiklik, hukukun üstünlüğü ve bütün vatandaşlar için eşit fırsatların sağlanması ilkelerine dayanmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası'na göre Azerbaycan laik bir devlettir. Aynı ilke Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da yer almaktadır. Bu nedenle Azerbaycan'ın laik devlet yapısının ve eğitim politikasının siyasi manipülasyon konusu hâline getirilmesi kabul edilemez.
Türkiye'de de dinî ve laik değerler etrafında yürütülen siyasi tartışmalar toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Başörtüsü gibi hassas meselelerin siyasi manipülasyon ve ayrıştırma aracı olarak kullanılmasının ne Türkiye halkının birliğine ne de genel olarak Müslüman dünyasının dayanışmasına hizmet ettiğini düşünüyoruz. Bu tür meselelerin Azerbaycan'a karşı siyasi baskı aracı olarak kullanılması ise özellikle kabul edilemez. AK Parti iktidarını bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz.
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Muzaffer Başkomutan İlham Aliyev'in şahsına yönelik olarak bazı medya kuruluşlarında dile getirilen hakaret, karalama ve iftira niteliğindeki ifadeler de Azerbaycan kamuoyunda haklı bir öfkeye yol açmaktadır.
Millî Lider Haydar Aliyev'in belirlediği "Bir millet, iki devlet" ilkesi, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin manevi ve siyasi temelini oluşturmaktadır. Ancak bu tarihî ifadenin özünün çarpıtılmasına izin verilmemelidir. Burada söz konusu olan, tam olarak bir millet ve iki bağımsız devlettir. Bu ilke hiçbir şekilde bir devletin diğerinin iç işlerine müdahale etmesine, kendi siyasi ve ideolojik yaklaşımlarını diğerine dayatmasına gerekçe oluşturamaz.
Azerbaycan halkı yüzyıllar boyunca bağımsızlık arzusuyla yaşamış, kendi devletini yeniden kurmuş ve bugün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in liderliğinde bağımsız iç ve dış politika yürüten egemen bir devlette yaşamaktadır.
Yeni Azerbaycan Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcilerinin, özellikle de üst düzey devlet görevlerinde bulunan kişilerin açıklamalarında siyasi sorumluluk göstermeleri; Azerbaycan Cumhuriyeti'nin egemenliğine, anayasal düzenine ve iç işlerine saygı duymaları gerektiği görüşündedir.
Türkiye'deki ilgili siyasi çevrelerin bu tür sorumsuz açıklamalardan doğru sonuçlar çıkaracağını ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine zarar verebilecek adımlardan kaçınacağını umuyoruz."