AK Parti eski milletvekili Orhan Miroğlu, kamuoyunda tartışılan fon soruşturmasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Soruşturma kapsamında gündeme gelen iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Miroğlu, siyasi ve bürokratik kurumlarda yaşandığını öne sürdüğü sorunları eleştirdi. AK Parti’nin geçmişteki siyasi kadrolarının tasfiye edildiğini ve liyakat ilkesinin zarar gördüğünü savunan Miroğlu, yaşananları “tarihin en örgütlü ve kolektif ihaneti” olarak tanımladı.
"Kriminal suçlarla örülü CV’lerine belli ki kimseler bakmamış ya da o CV’ler hasır altı edilmiş"
Miroğlu'nun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
“Bu insanların AK Parti’ye sızdığı, siyasi ve bürokratik kurumlarda ittifaklar kurduğu tarih, AK Parti’nin irtifa kaybetmesinin başladığı tarihtir.
AK Partiyi AK Parti yapan siyasi kadroların birer birer tasfiyesi, bunlar partiye musallat olduktan sonra başladı.
Parti, Türkiye’nin birinci partisi olma, Cumhuriyet Tarihinde Kürtler’in birinci partisi olma vasfını kaybetti.
Cumhurbaşkanına ve devletin kurumlarına uzanan bilgi kanallarını dezenformasyona uğratmakla başladılar işe.
Aslında hem kör hem sağırdılar, ama biraraya gelip birbirlerini ağırladılar!
Bir başçavuş alımında insan vücudunun iskelet yapısını meydana getiren bir kemikte doğuştan milim fazlalığı veya eksikliği olsa, bir hostes alımında genç bir kızın yüzünde bir ben olsa, işe alım gerçekleşmez- bir milletvekili olarak işe alınmayı haketmiş ama bu iki engele takılmış, bana başvuran iki vatandaşa maalesef yardımcı olamadım- ama milletvekilliği dahil bu kadar kıymetli, değerli mevkilere hiç bir emek vermeden tırmanabilen insanların kriminal suçlarla örülü CV’lerine belli ki kimseler bakmamış ya da o CV’ler hasır altı edilmiş.
Sadece AK Parti değil, Türkiye, servetine servet katmaktan başka bir amacı olmayan, ve bunun için her yolu her yöntemi mubah gören, servetini kaybettiğinde ondan geride hiç bir şey kalmayacak olan bir takım adamların taamüden ve hemen hiç bir engelle karşı karşıya kalmadan uyuladıkları bir kötülükle ve kendi tarihinin en örgütlü en kollektif ihanetiyle karşı karşıya kaldı.
Beka sorunu diye bir şey varsa o da bu ihanet ve bu kötülüğün ta kendisidir.
Bu kötülükle mücadele önce AK Parti’nin sonra da bütün bir ülkenin ulusal vazifesidir.
Doğrusu kurdukları her cümlede on tane milli ve yerli, yüzyıl hedefi, milli uyanış gibi kelimeler geçen kimselerin lafı evirmeden çevirmeden bir tutum almalarını bekleriz.
Ortadaki ekonomik enkaz kalkar bir gün; ama ahlaki çöküntü, siyasi ve bürokratik kurumları esir alan liyakattan ve hak edilmiş temsilden uzak vasatlık, 20’li, 30’lu gençlerden profesyonel dolandırıcı üreten sistemin enkazı kolay kolay kalkmaz.
AK Partinin geleceği bu gerçeğe uyanması ve tavizsiz, kararlı bir mücadeleyi göze almasına bağlıdır.
Çözüm süreci ve yeni anayasanın geleceği dahi bu kararlıkla ölçülecektir ve bu kararlılığa bağlıdır.
Ortada bir talan varken, kimseden çözüm sürecine, yeni bir anayasaya inanmasını bekleyemezsiniz.
Evet büyük bir soygun var, bir enkaz var, ama AK Partinin ve Türkiye’nin barsaklarını boşaltması için bu, aynı zamanda tarihi bir fırsat…”