CHP'den istifa ederek AK Parti'ye geçen Üsküdar Belediyesi meclis üyesi Hüseyin Kazan, "27 meclis üyesi olmamıza rağmen, arka odadaki 3-5 kişi hariç hiçbirimiz dikkate alınmadık. Belediyede sadece klasik sohbet siyaseti yapmaya itilerek, aktif kararların dışında tutulmaya gayret gösterildik. Belediye bünyesindeki müdürlerin yanına gitmemiz bile Başkanımız tarafından, daha doğrusu Başkanı yöneten ve Başkanın da asla söz söyletmediği 3-5 kişi tarafından talimatlarla engellendi" dedi.

Üsküdar Belediyesi CHP Meclis üyesi Hüseyin Kazan, 3 meclis üyesiyle birlikte 4 Eylül'de partisinden istifa ederek AK Parti'ye geçti. Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve diğer partililer tarafından eleştirilen Kazan, açıklamaya yaptı.

"Her zaman barıştan, uzlaşıdan, istişaren yana oldum"

Kazan açıklamasında, "Ülke ve dünya olarak çok zor zamanlardan geçiyoruz. Yıllardır akan kanın durması için sadece elini de değil, tüm gövdesini taşın altına koymuş, savaşın değil de yaşamanın tarafında yer almış bir insan oldum. 2014 yılında CHP üyeliği ile aktif siyasete atılmak zorunda kaldığım günden bu yana, her zaman barıştan, uzlaşıdan, istişaren yana oldum; aksi durumlarda ise ayağa kalkıp konuşmaktan asla geri durmadım. Cumhur İttifakının bu konuda attığı cesur adımlar, kanın durmasını sağlamış, gencecik canların acısını bizlere yaşatmamış, analarımızın gözyaşlarına yenilerini ekletmemiştir. İstifamın gerekçelerinden birisi Demokrasi ve Barış Sürecidir. Daha kendi içindekilerle barışamamış, çözüm ve barış sürecinde cesur bir adım atamayan mevcut grubumdan ayrılmamın diğer gerekçelerine de peyderpey değineceğim" ifadelerini kullandı.

"Arka odadaki 3-5 kişi hariç hiçbirimiz dikkate alınmadık"

Kazan, "1989 yılından bu yana, 12 Eylül karanlığından sonra Üsküdar’da bir ilk yaşandı; Dr. Niyazi’den sonra ilk kez Üsküdar’ı CHP almıştır. 30 yıldan sonra iktidar olunca büyük bir inanç oluşmuştu bende; komşularımın bana verdiği oyla belediyedeki vazifeme gözüm gibi baktım hep. Ama maalesef 27 meclis üyesi olmamıza rağmen, arka odadaki 3-5 kişi hariç hiçbirimiz dikkate alınmadık. Belediyede sadece klasik sohbet siyaseti yapmaya itilerek, aktif kararların dışında tutulmaya gayret gösterildik. Belediye bünyesindeki müdürlerin yanına gitmemiz bile Başkanımız tarafından, daha doğrusu Başkanı yöneten ve Başkanın da asla söz söyletmediği 3-5 kişi tarafından talimatlarla engellendi" dedi.

"Komşularımıza açtığımız proje, bir süre sonra belediyenin ticari kalemine dönüştü"

Kazan, "Belediyeyi 700 milyon borçla aldığımız gerçeği var. Eleştirmemiz normal mi bunu? Tabii ki de normal. Mevzu eski yönetim olunca mangalda kül bırakmayan bizler, mikrofon bize dönünce her türlü davranış problemini sergileyebiliyor olduk. Şu an 7-9 milyar arası belediyenin borcu var, en az 10 kat daha fazla borçlandırdığımız bir belediye söz konusu oldu. Ve bunu yüksek sesle ve ortada konuşamadık, gündem yapamadık. Harcamaları tartışmaya kapatarak, hesap sorduğumuzda ise birkaç kalıplaşmış refleks ile yanıt verilerek, sürekli Calimero gibi mağduru oynayarak bu işin olmayacağını hep söyledik. Neymiş efendim; kreş giderleri varmış, kent lokantalarının giderleri çokmuş… Kreş dedikleri ve açılışını yaptığımız yer, eski yönetimin yaptığı binadan devraldığımız ve alçıpanlarla bölmesini gerçekleştirdiğimiz bir yer sadece. Öyle algılar yaratıldı ki, sanki sıfırdan binalar yapılıp eğitim hizmetine sunulmuştur. Kreşler gerekli mi, elbette gerekli ve hep çok takdir ettik. Ama şişirilmiş algılarla değil, çocuklarımız için açtığımız yerleri abartarak siyasetimize sakız yaparak değil! Yüreğimizle… Kent Lokantası olarak da Üsküdar’da 3 yer var. Fakire, yaşlıya, öğrenciye, ihtiyacı olan herkese nefes olsun diye açılan kent lokantalarındaki yemek ücretleri hiç de açıldıkları dönem gibi değil. Fiyatlar arttıkça arttı, kalite düştü; ticari olarak ise desteksiz bir şekilde bugün kendisini çevirebiliyor. Sosyal destek olarak komşularımıza açtığımız bu proje, bir süre sonra belediyenin önemli bir ticari kalemine dönüşmüştür. Yani tartışmaya kapalı harcamalar içinde bunun gösterilmesi de doğru değil" ifadelerini kullandı.

"Defalarca, "Başkanım bu paralar nasıl değerlendiriliyor" diye sorduk"

Kazan, "Müteahhitlerle karşılaşıyorduk. Belediyeye girerken, belediyeden çıkarken… Hepsinden de danışmanlık adı altında bağışlar alındı ve buna rağmen işleri hep aksak aksak yürüdü. Bu gelen para kalemi hiç de az değildi. ‘’Sayın Başkanım; bu paralar alındı, peki bu paralar nasıl değerlendiriliyor, doğru değerlendirelim,’’ dedik defalarca. Başkanımız en baştan kesinlikle bunun tartışmaya açılmasını istemiyordu, güvendiği kişiler olduğunu ve o kişilere çok güvendiğini, bunun takibin de en doğru şekilde onlarda olduğunu söyledi. Biz 2,5 yıldır Üsküdar Belediyesindeyiz. Peki, 2,5 yılda ne yaptık? Kültür sanat adı altında şölenler yapıldı, sosyal medyada afili videolar, algısı şişkin fotoğraf reklamları yaptık. Biz nereye bir taş diktik Sayın Özgür Çelik? Kendi içimizde gerçekleri söyleyenlerin yollarına taş koyarak mı, dışarıda ve içeride uzlaşmayan, hep sorunlar çıkaran yapılarla mı bizi seçmiş insanların derdine derman olacaktık?" dedi.

"İftiralarla gerçeklerin üstü kapatılamaz"

Kazan, "Bugün Sayın Özgür Çelik kalkıp da bana ve tanımadığı aileme iftira atıyor. İftira nereden gelirse gelsin, haksızlık kim tarafından yapılırsa yapılsın; susan dilsiz şeytandır! Beni evladım üzerinden karalıyor. Oğlum 2023 yılı Temmuz ayında cezaevine girmiştir, bu doğru. Oğlum cezaevine girdiği günden çıktığı güne kadar tahliye gününü beklemiştir. Oğlum Üsküdar Belediye Seçimlerinden çok önce, Sinem Başkan’ın tutuklanmasından çok önce serbest bırakılmıştır. Hatta Sinem Başkan bana telefon açıp evladımdan dolayı göz aydınlığı da vermiştir; arama kayıtlarımız mevcuttur. Haziran’ın 10’un da serbest bırakılan oğlum için, seçimden sonra serbest bırakıldığını, o serbest bırakılsın diye oyumu Cumhur İttifakından yana kullandığım yalanını kamuoyuna yaymaktan hiç haya etmediniz mi? Namuslu hukukçulara, ehl-i namus herkese çağrımdır; yerim belli yurdum belli. Gelin, evladımızın e-Devletine birlikte bakalım. İftiralarla gerçeklerin üstü kapatılamaz. Bu kayıkla hiçbir suda yüzülemez" ifadelerini kullandı.