Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, katıldığı canlı yayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaklaşık bir saat süren görüşmesinin ayrıntılarını anlattı.

Bahçeli’nin yürütülen İmralı Süreci konusunda samimi olduğuna inandığını belirten Özer, görüşmede CHP’ye yönelik operasyonları, kayyum uygulamasını ve olası butlan kararını da ele aldıklarını söyledi.

Özer, Bahçeli’nin CHP için butlan kararı verilmesini ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını doğru bulmadığını söylediğini açıkladı.

Özer, Bahçeli’nin bu konudaki tutumunu şu sözlerle aktardı:

“Zaman zaman ortada dolaşan bazı laflar var; dokunulmazlıkların kaldırılması başta Sayın Özgür Özel olmak üzere. Böyle bir şeyin de doğru olmayacağı yolunda çok net ve kararlı bir biçimde altını çiziyor.”

“Sürecin iki ayağı kaldı"

Meclis’te komisyon kurulmasını ve çerçeve yasanın çıkarılmasını kritik adımlar olarak değerlendiren Özer, sürecin hayata geçmesi için iki aşama kaldığını belirtti.

Özer, şunları söyledi:

“Silahların teslimiyle ilgili tespitin yapılması, bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu'na sunulması ve Milli Güvenlik Kurulu'nun da bunu teyit etmesiyle birlikte bu kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasıyla beraber 6 aylık sürecin başlaması söz konusu olacak.”

Geçmişteki girişimlerden farklı olarak bu kez Meclis’te komisyon kurulduğunu ve bir çerçeve yasa çıkarıldığını vurgulayan Özer, bunun yolun yarısının geçildiği anlamına geldiğini ifade etti.

“Bahçeli'nin süreçle ilgili düşüncelerine samimi olduğuna inanıyorum"

Cezaevinden çıktıktan sonra Bahçeli’ye teşekkür ziyaretinde bulunduğunu hatırlatan Özer, son görüşmede gelinen aşamaya ilişkin değerlendirmelerini aktardığını söyledi.

“Sayın Bahçeli bu süreçle ilgili düşüncelerinde samimi olduğuna inanan biriyim ben” diyen Özer, siyasi mutabakatın toplumsal mutabakata dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.

Siyasi partilerin süreci kendi tabanlarına anlatması gerektiğini dile getiren Özer, medyanın da toplumu objektif biçimde bilgilendirmesi gerektiğini söyledi.

Özer, “Özellikle iktidara yakın medyanın bu konuda tam olarak bu işlevi yerine getirdiğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

Üniversitelerin ve özellikle sosyal bilimcilerin süreç hakkında konuşması gerektiğini savunan Özer, aydınların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.

“Yani gereklerini yerine getirirse bir torna ustası aydın olabilir, gereklerini yerine getirmezse bir üniversite profesörü bile aydın olamaz” diyen Özer, aydın olmanın gerektiğinde risk alarak toplumsal gelişmelere müdahale etmeyi gerektirdiğini söyledi.

Özer, silahlı çatışmanın siyasette otoriterleşmenin ve ekonomide bölgeler arasındaki eşitsiz gelişmenin gerekçesi olarak kullanıldığını savundu. Silahların ortadan kalkmasıyla demokratikleşme ve adil bölüşüm konusunda önemli bir fırsat doğacağını belirtti.

"Bahçeli'den başkası bu adımı atsaydı başa gitmezdi"

Bahçeli’nin milliyetçi tabanın sürece katılmasında önemli bir rol üstlendiğini söyleyen Özer, şöyle konuştu:

“Sayın Bahçeli son derece nazik ve kibar bir insan. Mesela ben rüyamda görseydim böyle bir şeye inanmazdım yani. Ama sonuç itibarıyla koşullar, konjonktür bizi bir araya getirdi, iyi ki de bir araya getirdi. Ve Sayın Bahçeli'den başka birisi bu söylemleri yapsaydı, bu adımı atsaydı başa gitmezdi.”

Özer, Abdullah Öcalan’ın kendi örgütünü bu noktaya taşımasının da önemli olduğunu söyledi. Sürecin yürütülmesinde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temel icra makamında bulunduğunu ifade etti.

"Barış yapılırken savaş dili kullanılmamalı"

Sürecin başarıya ulaşması için samimi niyet, empati ve barış dilinin gerekli olduğunu belirten Özer, “Barış yapılırken bile savaş dili kullanırsanız barışı zehirlersiniz” dedi.

“Bölünme paranoyasından” vazgeçilmesi gerektiğini savunan Özer, silahların bırakılmasının Türkiye’de birlikte ve eşit yaşamanın önünü açacağını söyledi.

Düzenlediği konferanslarda kendisine yöneltilen eleştirileri de aktaran Özer, şu ifadeleri kullandı:

“Ben de ‘Barış benden daha büyüktür. Barış gelsin, benim çektiğim eza ceza feda olsun.’”

Özer, sürecin uzatılmaması gerektiğini belirterek gecikmenin provokasyonlara zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu. Özer, silah bırakarak dönecek kişilerin topluma katılmasını sağlayacak altyapının da hazırlanması gerektiğini kaydetti.

AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasını istedi

Sürece duyulan güveni artırmak için Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini söyleyen Özer, şu çağrıyı yaptı:

“Mesela Anayasa Mahkemesi kararları mucibince Şerafettin Can Atalay'ın, Tayfun Kahraman'ın efendime söyleyeyim daha birçok insanın serbest kalması gerekiyor. AİHM kararları mucibince Selahattin Demirtaş'ın, Osman Kavala'nın serbest kalması gerekir. Yani bunun için yeni bir yasanın falan çıkmasına gerek yok.”

Hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasının insani ve vicdani bir görev olduğunu belirten Özer, ana muhalefet partisine yönelik operasyonların da son bulması gerektiğini söyledi.

“Toplumun bir kesimiyle barışıp bir kesimiyle barışmadan bu barışın sağlanması mümkün olmaz” diyen Özer, topyekûn bir toplumsal kucaklaşma çağrısında bulundu.

Bahçeli'nin sözlerini aktardı

Özer, Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği sözlerinin arkasında olduğunu kendisine söylediğini aktardı.

“Mesela Sayın Bahçeli bana çok önemli bir şey söyledi. Dedi ki: ‘Evet, ben daha önce söylediğim sözlerimin arkasındayım.’ Zaten bunu defaatle söyledi. Biliyorsunuz ‘Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvaya dönünceye kadar mücadelemiz ve kararımız nettir.’ söyledi.”

Bu sözlerin sembolik olduğunu belirten Özer, sürece güveni artıracak adımların atılması gerektiğini kaydetti.

"CHP'ye butlan atamasını doğru bulmuyor"

Bahçeli ile görüşmesinde CHP’ye ilişkin olası butlan kararının da gündeme geldiğini açıklayan Özer, MHP liderinin buna karşı olduğunu söyledi.

“Örneğin, CHP'ye butlan atamasını doğru bulmadığını söyledi. Bu CHP ile ilgili değil, sistemle ilgili. Türkiye'nin siyasi partiler yapısıyla ilgili doğru değil.”

Konunun görüşmede doğrudan ele alındığını belirten Özer, “Evet, yani butlanın doğru olmadığını, benimsemediğini söyledi. Zaten çeşitli vesilelerle söylüyor. Daha önce de söylemişti” dedi.

Özgür Özel'in dokunulmazlığı da gündeme geldi

Özgür Özel başta olmak üzere bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik tartışmaların da konuşulduğunu belirten Özer, Bahçeli’nin buna da karşı çıktığını aktardı.

Özer, Bahçeli’nin sözlerini şöyle anlattı:

“Sayın Bahçeli mesela iki şey söyledi. Tabii zaten kendisi de bu fikirlerini zaman zaman söylüyor. Örneğin, CHP'ye butlan atamasını doğru bulmadığını söyledi. Bu CHP ile ilgili değil, sistemle ilgili. Türkiye'nin siyasi partiler yapısıyla ilgili doğru değil.

İkincisi de mesela diyelim ki zaman zaman ortada dolaşan bazı laflar var; dokunulmazlıkların kaldırılması başta Sayın Özgür Özel olmak üzere. Böyle bir şeyin de doğru olmayacağı yolunda çok net ve kararlı bir biçimde altını çiziyor.

O da kurmay hukukçu kurmayı Fethi Bey de bunu söylüyorlar. Yani Türkiye'de oluşmuş, oturmuş bir sistem var. Pişmiş aşa su kattığınız zaman bu sistemi hem bir anlamda zedeler, sabote eder hem de bu bir yol olur ve yarın artık bu her tarafa uygulanmaya başlar.”

Kayyumların kaldırılmasını istedi

Kendisinin bir operasyonla gözaltına alınıp tutuklandığını ve belediyesine dönemediğini hatırlatan Özer, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Bana, ‘Ver belediyeyi, gir içeriye; suçunun ne olduğuna sonra karar veririz.’ dediler. O badireyi atlattık. 1 yıldır da çıkmışım, hala kendi belediyeme dönmüş değilim.”

Kayyum atanan diğer belediyelere de işaret eden Özer, “Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerekir” dedi.

Özer, kayyum uygulamasının sona erdirilmesi konusunda toplumda güçlü bir beklenti bulunduğunu söyledi.