ABD ve İsrail'in İran'a karşı düzenlediği askeri operasyonlar, küresel enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açtı. Son günlerde yaşanan bu gelişmeler, başta petrol ve doğal gaz olmak üzere enerji fiyatlarında hızlı yükselişlere neden oldu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın 27 Şubat'ta nükleer müzakerelerde İran'ın yeterince şeffaf ve yapıcı davranmadığını belirtmesi, piyasalarda risk algısını artırdı. Aynı gün Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,8 artışla 73 dolar seviyesine ulaşarak Haziran 2025'ten bu yana en yüksek düzeye çıktı. West Texas Intermediate (WTI) ham petrol ise yüzde 2,6 yükselerek 67,17 dolardan işlem gördü. Uzmanlar, bu artışın temelinde askeri ve siyasi gerilimlerin oluşturduğu savaş risk priminin etkili olduğunu vurguluyor.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırılarına dair haberlerin 28 Şubat'ta piyasalar kapalıyken gündeme gelmesi, fiyatların anında tepki verememesine neden oldu. Operasyonların ardından Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğinin büyük ölçüde durması, enerji arzında kesinti endişelerini artırdı ve haftanın ilk işlem gününde sert fiyat hareketleri beklentisini güçlendirdi.

Bugün saat 11.56 itibarıyla Brent petrolün varil fiyatı kapanışa göre yaklaşık yüzde 8,5 artarak 79,19 dolara çıktı ve Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Aynı saatte WTI ham petrolün varili ise yüzde 8,1 artışla 72,60 dolar oldu. Piyasa katılımcıları, Asya piyasalarının açılmasıyla ham petrol fiyatlarında 10 dolar ve üzeri artışların görülebileceğini öngörüyor.

Doğal gaz piyasasında da benzer bir hareketlilik yaşandı. Haftanın başında doğal gaz fiyatları yüzde 20'nin üzerinde yükseldi. Avrupa'nın en büyük sanal doğal gaz ticaret noktası olan Hollanda merkezli TTF'de, nisan vadeli kontratlarda megavatsaat başı fiyat saat 10.30 itibarıyla 40,81 avroya ulaştı. 27 Şubat'ta bu fiyat 31,95 avro seviyesindeydi ve böylece Avrupa'da gaz fiyatları son bir yılın zirvesine çıktı.

İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) içinde üçüncü büyük üretici konumunda bulunuyor ve küresel ham petrol arzının yaklaşık yüzde 4 ila 4,5'ini karşılıyor. Ülkenin günlük petrol üretimi 3,3 milyon varil civarında. İç rafineri kapasitesi ise yaklaşık 2,6 milyon varil düzeyinde. Geçen yıl LPG dahil yakıt ihracatı günlük yaklaşık 820 bin varil olarak kaydedildi.

Hürmüz Boğazı, dünya genelinde stratejik bir enerji geçiş noktası olarak öne çıkıyor. Bu koridordan her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşınıyor. Deniz yoluyla taşınan ham petrolün üçte biri bu güzergah üzerinden küresel pazarlara ulaşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Orta Doğu ülkeleri için bu geçidin önemi büyük. Küresel doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'si de yine bu su yolundan sağlanıyor.

Uzmanlar, İran'ın petrol arzında yaşanacak bir düşüşün OPEC'in yedek üretim kapasitesiyle kısmen telafi edilebileceğini ancak son dönemde bu kapasitenin azaldığına dikkat çekiyor. İran'ın Güney Pars Doğal Gaz Sahası, küresel gaz rezervlerinin yaklaşık üçte birini barındırıyor. Basra Körfezi'nde bulunan ve İran ile Katar arasında paylaşılan bu sahada üretilen gazın büyük kısmı yaptırımlar ve teknik kısıtlamalar nedeniyle iç piyasada kullanılıyor. Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) verilerine göre, İran'ın 2024 doğal gaz üretimi yaklaşık 276 milyar metreküp seviyesinde ve bunun yüzde 94'ü yurt içinde tüketiliyor.

İran’a ait Güney Pars sahasında yaklaşık 500 trilyon fit küp doğal gaz bulunduğu, bunun 360 trilyon fit küpünün ekonomik ve teknik olarak üretilebilir rezerv niteliği taşıdığı bildiriliyor.

Enerji piyasalarındaki bu dalgalanma, askeri operasyonların küresel arz güvenliği üzerindeki etkisini ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarının dünya ekonomisi açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu.