ABD Savunma Bakanlığı'nın Anthropic ile yürüttüğü yapay zeka sözleşmelerine ilişkin belirsizlik devam ediyor. Pentagon'un, Anthropic'in geliştirdiği Claude adlı yapay zeka modelinin askeri kullanımı konusunda şirketle yaşadığı anlaşmazlık, ABD'nin teknoloji politikalarında önemli bir sınav olarak öne çıkıyor.
Wall Street Journal'ın ulaştığı bilgilere göre, OpenAI CEO'su Sam Altman şirket çalışanlarına gönderdiği notta, modellerinin gizli ortamlarda kullanılmasına izin verecek ve şirket ilkeleriyle uyumlu bir anlaşma arayışında olduklarını belirtti. Altman, sözleşmenin iç gözetim ve otonom saldırı silahları gibi alanlar hariç, yasa dışı veya bulut tabanlı uygulamalara uygun olmayan kullanımları da kapsamasını talep ettiklerini vurguladı. Henüz bir anlaşmaya varılmadığı ve görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanabileceği aktarılıyor.
ABD ordusunun istihbarat, silah geliştirme ve askeri operasyonlarda Claude modelini kullandığı biliniyor. 24 Şubat'ta ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Anthropic'e 27 Şubat'a kadar şirketin yapay zekasını istenen şekilde kullanıma açmaması halinde sözleşmelerin iptal edilebileceği uyarısında bulundu. Bazı askeri yetkililer ise Anthropic'in "tedarik zinciri riski" oluşturduğunu ve ordunun bu tür ürünleri daha geniş ölçekte kullanabilmesi için yeni yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Altman, hükümetin ulusal güvenlik alanında özel şirketlerin kontrolüne yönelik endişelerini anladığını ve prensipte Anthropic'in tutumunu desteklediğini ifade etti. Ayrıca, bu anlaşmazlığın asıl olarak yapay zekanın nasıl kullanılacağından ziyade, kontrolün kimde olacağıyla ilgili olduğunu vurguladı. Altman, özel bir ABD şirketinin demokratik olarak seçilmiş hükümetten daha fazla güç sahibi olmaması gerektiğini savundu ve sektörün tamamı için geçerli olabilecek bir çözüm bulunabileceğini umut etti.
Bu gelişmeler, ABD'nin yapay zeka teknolojilerinin askeri alanda kullanımı ve devlet-özel sektör ilişkilerinin sınırları konusunda küresel ölçekte tartışmalara yol açıyor. Teknolojinin kontrolü ve etik sınırları, yalnızca ABD'de değil, uluslararası güvenlik mimarisinde de önemli bir gündem maddesi haline geliyor.