ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonun ardından Kongreye bildirim göndererek, saldırıların ABD kara unsurları kullanılmadan ve sivil kayıpları en aza indirecek şekilde planlandığını bildirdi. 28 Şubat'ta başlayan bu askeri adım, Tahran ile Washington arasında süregelen müzakerelerin gölgesinde gerçekleşti ve bölgedeki güvenlik risklerini artırdı.
Trump, ABD güçlerinin İran'da çok sayıda hedefe hassas saldırılar düzenlediğini, gerekirse ek adımların da atılabileceğini belirtti. Operasyonun, ABD'nin çıkarlarını koruma sorumluluğu çerçevesinde gerçekleştirildiği vurgulandı. Ayrıca, askeri faaliyetlerin süresi ve kapsamının mevcut koşullarda öngörülemediği, ABD yönetiminin hızlı ve kalıcı barıştan yana olduğu ifade edildi.
İsrail ve ABD'nin ortak askeri operasyonuna karşılık olarak İran, hem İsrail'i hem de ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bölge ülkelerini hedef aldı. Saldırılar sonucunda İran lideri Ayetullah Ali Hamaney dahil çok sayıda üst düzey yetkili yaşamını yitirdi. İran Kızılayı'nın verilerine göre, ülkede 555 kişi hayatını kaybederken, 747 kişi yaralandı.
Bölgedeki bu askeri hareketlilik, yalnızca İran ve ABD arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Körfez ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyada güvenlik ve diplomasi dengelerini etkiledi. Operasyonun uluslararası yansımaları, bölgedeki istikrar arayışını ve güç dengelerini yeniden gündeme taşıdı.
"Yönetimimin İran'ın kötü niyetli davranışlarına karşı diplomatik bir çözüm bulmak için defalarca çaba göstermesine rağmen, ABD’ye ve müttefikleri ile ortaklarına yönelik tehdit katlanılamaz hale geldi."