ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı askeri operasyonlar, İran'da üst düzey liderlerin ve sivillerin ölümüne yol açarak bölgedeki güç dengelerini önemli ölçüde etkiledi. ABD Başkanı Donald Trump, Fox News'e verdiği demeçte, tek bir saldırıda 48 İranlı liderin öldürüldüğünü belirtti ve bu operasyonların hızla sürdüğünü vurguladı. Trump, İran'ın nükleer tesislerinin B-2 bombardıman uçaklarıyla hedef alındığını, bu müdahale gerçekleşmeseydi İran'ın kısa süre içinde nükleer silaha sahip olabileceğini savundu.
Bölgedeki çatışmalar, yalnızca askeri liderleri değil, aynı zamanda sivil nüfusu da etkiledi. İran Kızılayı'nın açıklamasına göre, bombardımanlarda 201 kişi hayatını kaybetti, 747 kişi ise yaralandı. ABD'nin askeri kayıpları ve İran'daki hedef sayısına ilişkin detaylar paylaşılmazken, Trump Hürmüz Boğazı'nın kapatılması veya petrol fiyatları konusunda endişe duymadığını belirtti.
İran ise, ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık olarak, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerdeki ABD üsleri dahil çeşitli hedeflere saldırılar düzenledi. Bu gelişmeler, Tahran ile Washington arasında süren müzakerelerin gölgesinde yaşandı ve bölgedeki diplomatik ilişkileri daha da karmaşık hale getirdi.
Uluslararası kaynaklara göre, ABD-İsrail operasyonları, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in de aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey yetkilinin ölümüne neden oldu. Bu askeri hareketlilik, Orta Doğu'da güvenlik risklerini artırırken, bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin seyrini de etkiliyor.