ABD ve İsrail'in sabah saatlerinde İran'a düzenlediği ortak saldırılar, Orta Doğu'da askeri ve siyasi dengeleri sarsan yeni bir dönemin kapısını araladı. Operasyonlarda başkent Tahran'ın yanı sıra İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr ve Kirmanşah dahil olmak üzere 24 eyalette çeşitli hedefler vuruldu. İran Kızılayı'nın verilerine göre saldırılarda 201 kişi hayatını kaybederken, 747 kişi yaralandı.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, ABD halkını hedef alan güçlü füzelere karşı tolerans gösterilmeyeceğini ve İran'ın füze üretim kapasitesi ile donanmasının yok edileceğini belirtti. Hegseth ayrıca, Başkan Donald Trump'ın yaklaşımına atıfta bulunarak, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamayacağını vurguladı.
İsrail Savunma Bakanlığı, saldırıların önleyici nitelikte olduğunu duyururken, ABD Başkanı Donald Trump ise İran'a yönelik büyük bir operasyon başlatıldığını açıkladı. Bu gelişmeler, İran ile ABD arasındaki müzakere sürecinin sürdüğü bir dönemde yaşandı.
İran ordusu, ABD ve İsrail'in saldırılarına yanıt olarak İsrail'e balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla karşı saldırılar düzenlediğini bildirdi. Ayrıca Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Ürdün'deki ABD üsleri ve hedeflerine de füze ve kamikaze İHA saldırıları gerçekleştirildiği açıklandı.
Bölgedeki bu askeri hareketlilik, uluslararası güvenlik ortamı açısından yeni riskler doğururken, diplomatik kanallarda gerilimi azaltmaya yönelik çabaların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Resmi açıklamaya göre, "Başkan (Donald) Trump'ın tüm hayatı boyunca söylediği gibi İran asla nükleer silaha sahip olamayacak."