ABD yönetimi, Kongre'ye sunduğu belgede Küba'nın Rusya'ya sadece askeri değil, aynı zamanda “diplomatik ve siyasi destek” verdiğini iddia etti. Beş sayfalık raporda, Küba yönetiminin Rusya'ya savaşçı gönderdiği ve bu süreci bildiğine, göz yumduğuna veya kolaylaştırdığına dair “önemli göstergeler” bulunduğu ileri sürüldü.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Küba yönetiminin vatandaşlarını “savaşta piyon olarak kullanılmaktan koruyamadığını” savundu. Rapora göre, açık kaynaklar bin ila 5 bin arasında Kübalının Ukrayna'daki savaşta Rusya saflarında yer aldığını gösteriyor. Ukrayna istihbaratına dayandırılan değerlendirmelerde ise cephede “birkaç bin” Kübalı savaşçının bulunduğu belirtiliyor.

Bu rapor, ABD'nin Küba üzerindeki baskısını artırdığı bir dönemde yayımlandı. Beyaz Saray, Küba'ya yönelik petrol sevkiyatlarını kısıtlayarak ve ülkedeki yönetim değişikliği için baskı yaparak bu politikayı sürdürüyor. ABD'li Senatör Ted Cruz, Küba yönetiminin “ABD çıkarlarını dünya genelinde zayıflattığını” savunarak, Trump yönetiminin Küba liderliğini değiştirebileceğini öne sürdü.

Kübalı savaşçıların varlığı ilk olarak 2023'te gündeme gelmiş ve Rusya'nın Kübalıları cephe için aktif şekilde işe aldığı iddia edilmişti. Küba hükümeti ise insan kaçakçılığını suç olarak tanımlayarak soruşturma başlatmış ve 40 kişinin yargılandığı 9 dava açıldığını duyurmuştu. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı, Küba'daki yargı sisteminin şeffaf olmaması nedeniyle bu süreçlerin doğrulanamadığını belirtti.

ABD, geçen yıl Birleşmiş Milletler'de Küba'ya yönelik ambargonun kaldırılmasına karşı çıkarken, Kübalı savaşçıların varlığını gerekçe göstermişti. Son dönemde ise Trump yönetiminin Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel'i görevden uzaklaştırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğü biliniyor. Buna karşılık Díaz-Canel, “Kendimizi savunacağız, gerekirse ölürüz” ifadeleriyle direniş mesajı verdi.