DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası, A101 marketler zincirinde çalışan emekçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla başlattığı eylemler kapsamında Fethiye Pazar yeri önündeki şube kapısında protesto düzenledi.
"İnsanca çalışmak istiyoruz! Su hakkı, oturma hakkı, yemek hakkı... Haklarımızı alana kadar eylemlerimizi artırarak sürdüreceğiz" sloganlarıyla ses duyurmaya çalışan işçiler, en temel insani ihtiyaçlarının dahi şirket politikalarıyla kısıtlandığına dikkat çekti.
"Marketleri ayakta tutan işçilerin talepleri görmezden gelinemez"
Sosyal-İş Sendikası adına açıklamayı yapan Fethiye temsilcisi Tuna Karakasoğlu, A101 yönetimine seslenerek şirket büyüklüğünün işçinin emeğiyle sağlandığını vurguladı. Karakasoğlu, "Marketleri ayakta tutan işçilerin taleplerini görmezden gelemezsiniz. İşçinin emeğini her gün hesaplarken, işçinin en temel ihtiyaçlarını yok sayamazsınız. İşçilerin sesini duymamakta ısrar ettikçe biz daha fazla mağazaya, daha fazla işçiye ulaşacağız. Biz, A101 mağazalarında çalışan emekçilerin, insanca çalışma koşullarına kavuşması için örgütleniyoruz. Ve bu mücadeleyi büyütmeye kararlıyız" ifadelerini kullandı.
"İşçinin suyu bir lütuf değil, temel bir ihtiyaçtır"
Çalışma hayatındaki temel hak ihlallerine değinen Karakasoğlu, su, yemek ve dinlenme gibi en doğal gereksinimlerin tasarruf kalemi haline getirilmesine tepki gösterdi. İşçilerin makineler gibi çalıştırılamayacağını belirten Karakasoğlu, açıklamasında şu görüşleri dile getirdi:
"İşçinin en temel ihtiyacı nasıl olur da şirketin tasarruf hesabına konu edilir? İşçinin suyu bir lütuf değil, temel bir ihtiyaçtır. Yemek ücretleri iyileştirilsin! İşçinin sofrası şirketin tasarruf alanı olmaktan çıkarılsın! İşçinin saatlerce ayakta durmasını olağan sayan, oturmasını ise sorun haline getiren anlayışa itiraz ediyoruz. İnsan bedeni bir satış reyonu değildir. İşçinin sağlığı, mağazanın görüntüsünden daha önemsiz değildir. İşçi makine değildir! Oturmak ve dinlenmek haktır! Bu üç talep, insanca çalışma hayatının en temel gereklilikleridir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. İşçinin insan onuruna yaraşır koşullarda çalışmasını istiyoruz."
"Korkuyu dayanışmayla, yalnızlığı örgütlenmeyle aşacağız"
Şirketlerin büyüklüğü ile o büyüklüğü yaratan emekçilerin yaşadığı çelişkiye dikkat çeken Karakasoğlu, rafları dolduran, kasada duran ve mağazayı açıp kapatan işçilerin sesine kulak verilmesi çağrısında bulundu. İşçilerin işini kaybetme korkusuyla sessiz kalabildiğine değinen Karakasoğlu, çalışanlara şu sözlerle seslendi:
"İşçilerin bir kısmı susmak zorunda kalabilir. İşini kaybetmekten korkabilir. Haksızlığa uğradığında sesini çıkaramayabilir. Ama işçiler yan yana geldiğinde, ortak talepler etrafında birleştiğinde, birbirlerinin sesine ses kattığında dengeler değişir. Suyunuz, yemeğiniz, dinlenme hakkınız, çalışma koşullarınız ortak meselelerimizdir. Bu nedenle çözüm de ortak mücadeleden geçer. Korkuyu dayanışmayla, yalnızlığı örgütlenmeyle aşacağız!"
Eylem, işçilerin "Suyumuzu istiyoruz! Yemek ücretlerimizin iyileştirilmesini istiyoruz! Oturma ve dinlenme hakkımızı istiyoruz!" sloganları ve bu talepler karşılanana kadar mücadelenin süreceği kararlılık vurgusuyla son buldu.