Küresel ticaretin kırılganlaştığı ve enerji hatlarının yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye Avrupa ile Asya arasında yeni bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıyor. Bu potansiyelin kilit noktalarından biri, 32 yıldır kapalı olan Ermenistan sınırındaki Alican Sınır Kapısı'nın yeniden açılması.

Financial Times'ın analizine göre, Ankara'nın hedefi ABD destekli 'Trump Yolu' projesiyle bu hattı sadece bölgesel bir geçiş noktası değil, aynı zamanda Hürmüz Boğazı'na alternatif bir ticaret koridorunun parçası haline getirmek.

İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki belirsizlikleri artırması, bu arayışı hızlandırıyor. Çin'den Avrupa'ya uzanan 'Orta Koridor' ise deniz yoluna kıyasla süreyi üçte bire düşürme potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak bu iddialı vizyon; altyapı eksiklikleri, jeopolitik riskler ve büyük güç rekabeti gibi ciddi sınamalarla karşı karşıya.

'ALİCAN DÜĞÜMÜ' ÇÖZÜLÜYOR

Türkiye'nin Ermenistan sınırındaki Alican Kapısı, uzun yıllardır sakin bir bölge olarak biliniyor. Ancak Ankara, bu noktayı küresel ticaretin önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi planlıyor. Yetkililer, 32 yıldır kapalı olan sınır kapısında pasaport işlemleri için gerekli altyapıyı kurmaya başladı. Bu adım, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayacak kritik bir ticaret hattının önünü açabilir.

ABD DESTEKLİ PROJE DEVREDE

Proje, ABD Başkanı Donald Trump tarafından desteklenen ve 'Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası' (TRIPP) adı verilen büyük bir girişimin parçası. Bu girişim aynı zamanda Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki uzun süredir devam eden çatışmayı sona erdirmeye yönelik diplomatik sürecin de bir ayağı olarak görülüyor.

40 YERİNE 15 GÜN

İran'ın geçen yıl Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtimalini gündeme getirmesi sonrası Türkiye, kendisini alternatif bir ticaret ve enerji koridoru olarak konumlandırma çabalarını artırdı. Ankara'nın öne çıkardığı Orta Koridor, Çin'den Avrupa'ya Kafkasya ve Türkiye üzerinden uzanan karayolu ve demiryolu hattı. Ankara'nın tezine göre, deniz yoluyla ticaret yaklaşık 40 gün sürerken, Orta Koridor üzerinden 12–15 günde aynı yolu kat etmek mümkün. Bu fark, projeyi stratejik açıdan cazip hale getiriyor.

AB'DEN DESTEK SİNYALİ

AB Komiseri Marta Kos, Türkiye'yi 'kritik ortak' olarak nitelendirerek Orta Koridor'un genişletilmesini 'oyun değiştirici' olarak tanımladı. Türkiye Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da alternatif ticaret yollarının artık bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı.

İKİ BÜYÜK PROJE

Ankara'nın elinde iki ana proje bulunuyor: 1) Kalkınma Yolu Projesi: Körfez'i Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor. Ancak henüz plan aşamasında ve Irak'tan geçmesi nedeniyle riskli. 2) Orta Koridor'un genişletilmesi (TRIPP): Türkiye-Azerbaycan hattını Ermenistan üzerinden güçlendirmeyi amaçlıyor. Daha uygulanabilir görülüyor, fakat orada da büyük engeller göze çarpıyor.

RİSKLER VE ZORLUKLAR

Her ne kadar ticaret hacminin 5 milyon tondan 20 milyon tona çıkabileceği öngörülse de, proje ciddi zorluklarla karşı karşıya. Bu zorluklar şunlar: Hazar Denizi geçişlerinde yavaş feribotlar, farklı demiryolu standartları, karmaşık gümrük süreçleri, İran ve Rusya kaynaklı jeopolitik riskler ve Vladimir Putin'in Ermenistan'a yönelik enerji baskısı ihtimali. Türkiye, halihazırda önemli bir enerji geçiş noktası; Türk Boğazları'ndan günlük 3,5 milyon varil petrol geçiyor. Bakü–Ceyhan hattı ise günlük 1,2 milyon varil taşıyor. Yeni projelerle bu rolün daha da büyümesi hedefleniyor.

UZMANLAR TEMKİNLİ

Ekonomistler ve ticaret uzmanları, Türkiye üzerinden geçen kara yollarının kısa vadede Hürmüz veya Süveyş gibi deniz yollarının yerini almasının zor olduğunu belirtiyor. TRIPP projesinin başarısı ise yalnızca mühendislik değil, siyasi dengelere ve ABD desteğine bağlı. Financial Times'a göre Türkiye, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde kendisini stratejik bir lojistik merkez olarak konumlandırmaya çalışıyor. Ancak bu iddialı vizyonun hayata geçmesi, bölgesel istikrar ve büyük güçler arasındaki rekabetle doğrudan bağlantılı.