DOLAR 9,5176
EURO 11,1017
ALTIN 546,31
BIST 1455,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Az Bulutlu

Müsilajdan daha tehlikeli: Atık yağlar

Kanalizasyon yoluyla denize karışan bu yağlar sudaki oksijeni bitiriyor, güneş ışınlarının suyun altına inmesini engelliyor. Bu durum uzmanlara …

Müsilajdan daha tehlikeli: Atık yağlar
01.10.2021 00:22
A+
A-

Kanalizasyon yoluyla denize karışan bu yağlar sudaki oksijeni bitiriyor, güneş ışınlarının suyun altına inmesini engelliyor. Bu durum uzmanlara göre hem müsilaj ile aynı etkiyi yaratıyor hem de çoğalması için zemin hazırlıyor.

‘MÜSİLAJINDA ESASINDA SONUÇLARI AYNI’

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan, atık yağların kirlilik etkisi konusunda “Türkiye’de yaklaşık 1.5-2 milyon ton bitkisel atık yağ üretimi söz konusu. Bunun büyük bir kısmı evlerden kaynaklanan atık yağlar, bir kısmı margarinler, bir kısmı da sanayiden kaynaklanan bitkisel atık yağlar. Çoğumuzun evde standart olarak yaptığımız şey lavaboya dökmek. Öncelikle evin giderleri tıkanıyor. Bunları açmak için kimyasallar kullanıyoruz, bunlar zaten ekstra çevresel zarar veriyor. Daha sonra kanalizasyonların tıkanmasına sebep oluyor. Kanalizasyonları açmak için bu kez ciddi bir maliyet ve efor sarf etmemiz gerekiyor” dedi.

Arıkan, sözlerine şöyle devam etti:

“Kanalizasyonların sonunda arıtma tesisleri varsa oradaki mikro organizmalara zarar verebiliyorlar, oradaki sistemin verimini düşürüyorlar. Arıtma tesisi yoksa zaten doğrudan denize ve nehirlere gidiyor. Bu sefer doğrudan yüzeysel su kaynaklarında etkilere sebep oluyor. Öncelikle bu yağlar su yüzeyini tamamen kaplıyorlar ve güneş ışıklarının suyun içerisine girmesini engelliyorlar. Oradaki mikro organizmaların büyümesi için ışık gerekli, Onun yanında havadaki oksijeninde suyun içerisine girmesini engelliyorlar. Sudaki oksijen çok düşük seviyelere geldiği zaman oradaki mikro organizmaların ve balıkların ölmesine neden oluyorlar. Son birkaç aydır müsilaj problemi var. Müsilajın da esasında sonuçları aynı. Orada da sudaki mikro organizmalar aşırı büyüdükten sonra ölüyorlar ve sudaki oksijeni tüketiyorlar. Bu sefer üst üste bir kaç defa benzer etki oluyor ve tamamen ciddi sonuçları olan bir probleme neden oluyor. Aynı zamanda yağlar oksijenin tüketilmesine de sebep oluyor. Sadece yüzeyden oksijenin gelmesini engellemiyor, bir taraftan da yağlar oksijenin tüketilmesine sebep oluyor. Zaten müsilajdan dolayı mevcut bir problem varsa bu ciddi sonuçlara neden olabiliyor.”

Arıkan, atık yağların bertaraf edilmesi konusunda ise “Öncelikle büyük bitkisel atık yağ üreticilerinden başlandı. Bunlar atık yağlarını topluyor ve lisanslı firmalara veriyorlar. Ama bizler de evlerde bunları ayrı toplamak zorundayız ve bunları lavabolara dökmememiz gerekiyor. Bunları evde ayı bir plastik şişenin içinde toplayıp ilçe belediyeleri tarafından kurulması gereken atık getirme merkezlerine götürmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

“ASLINDA ARITMA TESİSLERİ İÇİN İSTENMEYEN MALZEMELER”

“MÜSİLAJ İÇİN ÇOĞALMASINA UYGUN BİR ORTAM YARATIYOR”

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu üyesi Raşit Fırat Deniz ise, “Marmara Denizi’nin kirliliğinde de bizim atık suların, evsel kaynaklı dediğimiz atık suların etkisi olduğu gibi aynı zamanda, endüstrilerden sızan ve arıtılmadan deşarj edilen atık suların çok büyük etkisi var. Özellikle endüstrideki atık yağlardan bahsettiğimiz zaman zaten çok daha büyük bir problemden bahsediyoruz. Eğer ki, bu atık yağlar arıtılmadan denize deşarj edilirse, ön arıtma tesisleri dahil, orada da bu işin yapılmadığı yönünde bir bilgi var; denizdeki oksijen seviyesini azaltarak, aynı zamanda güneş ışığının aşağıya inmesini engelleyerek müsilaj için çoğalmasına uygun bir ortam yaratıyor” diye konuştu.

Kaynak: Cumhuriyet

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.