DOLAR 7,6667
EURO 8,985
ALTIN 469,279
BIST 1096,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Az Bulutlu

İklim değişikliği denizlerdeki istilacı türleri de artırıyor

Son dönemde denizlerimizde sıklıkla görülen istilacı türler deniz ekosistemi için büyük tehdit oluşturuyor. Bu zararlı türlerin denizlerimize ulaşmasında en önemli faktörlerden biri deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi.

İklim değişikliği denizlerdeki istilacı türleri de artırıyor
02.09.2020 11:20
A+
A-

Bazı istilacı türler uluslararası taşımacılık yapan gemilerin balans sularıyla denizlerimize taşınsa da tamamı bu yolla gelmiyor. Son olarak Süveyş Kanalı’ndan sularımıza giren zehirli deniz kestanesi, küresel iklim değişikliğinin en önemli örneklerinden biri. Küresel iklim değişikliği nedeniyle ısınan denizlerde bu türün yanı sıra balon balığı, aslan balığı ve bazı deniz anası türleri de doğal olmayan ortamlarında bir habitat oluşturarak su altındaki yaşam dengesini olumsuz etkiliyor.

Konunun detaylarını İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Topaloğlu’na sorduk.

“Ekolojik bilinmezlik oluşturuyor”

Yabancı bir tür olan zehirli deniz kestanelerinin ekolojik zararlarından bahseden Topaloğlu, bu canlıların da barınma beslenme ve üreme gibi temel ihtiyaçlarının bulunduğunu, bunları gerçekleştirmelerinin de yerli türlere zarar verdiğinin altını çizerek şunları söyledi:

“Denizde yaşam alanı yani habitat çok kıymetli. Denize daldığınız zaman bakarsanız kolay kolay boş yer göremezsiniz. Mutlaka orayı mikroskobik boyutta da olsa organizmalar kaplamıştır. Zehirli deniz kestaneleri de dipte yaşayan canlılar. Biz bu tür dipte yaşayan canlılara ‘bentik’ canlılar diyoruz. Dolayısıyla kapladıkları, tutundukları ve yaşadıkları alan çok önemli. Bizim yerli türlerimizi yok etmeden kendine yer açması mümkün değil. Dolayısıyla yerli türlerimizle rekabete giriyor, zaten bizim gözlemlerimizde de bu türlerin yayıldığı alanlarda yerli deniz kestanelerini çok az gördük. Çünkü bu gibi başka yerlerden gelen istilacı türler, yeni geldikleri ortamda doğal düşmanları olmadığı için daha fazla yayılım gösterebiliyorlar. Onları yok edebilecek bir tür burada yok. Asıl tehlike de bu zaten.”

Zehirli deniz kestanesinin yerli kestane türlerinden farkına da değinen Topaloğlu, bu yayılımın ekolojik anlamda bir belirsizlik oluşturduğunu vurguladı:

“Bu deniz kestaneleri bizim yerli türümüz değil, çok ayırt edici özellikleri var. Çok uzun ve kırılgan dikenleri var ve bizim yerli türlerimizi yok ediyorlar. Dolayısıyla doğada her şey bir denge içinde olduğundan dolayı, yaşam alanını elde etmek için aşırı derecede çoğalması, yerli türlerin üzerinde baskı oluşturması ekolojik bir bilinmezlik oluşturuyor. Bu da bir tehlike demektir.” 

“Akdeniz tropikleşiyor, Karadeniz Akdenizleşiyor”

Küresel iklim değişikliğinin etkilerini bu sözlerle ifade ediyor Doç. Dr. Bülent Topaloğlu. İstilacı türlerin tıpkı ekolojiyi olduğu gibi balıkçılığı da etkilediğini söyleyen Topaloğlu şunları söyledi:

“Doğada hiçbir canlı işlevsiz değildir. Bir tür için ‘yok olsa ne olur, olmasa ne olur’ diyemeyiz. Çünkü onun ekolojik denge içerisinde, besin zinciri içerisinde mutlaka bir yeri vardır. Milyon yıllara varan bir süreç sonucu bu denge oluşmuştur. Şimdi biz yapay olarak bu sistemi değiştiriyoruz. Nasıl değiştiriyoruz? Deniz suyu sıcaklıkları normal şartlarda 100 bin yılda bir artması gerekirken biz son yıllarda hızlı bir şekilde artırdık. 1 dereceye varan artışlar var neredeyse. Bu artışlar tabii ki karbondioksit salımından oluşuyor, küresel iklim değişimi sonucu oluşuyor. Bu hızlı değişim doğal bir süreç değil. Dolayısıyla Akdeniz tropikleşiyor. Bunu gösteren birçok başka tür de var, aslan balığı ve balon balığı gibi. Akdeniz’in tropikleşmesi demek, doğal biyotasının değişmesi demek. Bu da sonuçta bizim protein ihtiyacımızı karşılayan kaynak olan denizlerde, balıkçılığın değişmesi demek. Bu değişimler devam ettiği sürece tropik türler Akdeniz’e girecek, Akdeniz türleri de Karadeniz’e geçecek. Bunun sonucunda da denizlerimizdeki biyotanın kompozisyonu değişecek. Doğada boş bir alan olmadığı için yeni gelen tür oturmak için yer arayacak, orada oturanlardan bir ikisini dışarı atacak ki oraya oturabilsin. Dışarı atılan türün başka türlerle bağlantısı var. 

Akdeniz başta olmak üzere Türkiye’nin kıyı bölgelerinde son yıllarda yaşanan doğa olaylarının bu yapay değişim için en önemli göstergelerden olduğunu söyleyen Topaloğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Son yıllarda Akdeniz’de, Türkiye kıyılarında hiç hortum görmezdik, çok azdı. Tropik fırtınaları televizyonda, hep okyanus kıyılarında görürdük. Oysa son zamanlarda bakın, hortumlar, fırtınalar kıyısal alanlarda büyük ekonomik kayıplara da yol açıyor. Ekolojik değişimlerin sonucudur bunlar. “

[Doç. Dr. Bülent Topaloğlu]

Bu değişimin önüne geçmek mümkün mü?

Bu değişimlere insanın neden olduğunu ancak insanın engel olma gücü olmadığını belirten Doç. Dr. Bülent Topaloğlu:

“Doğada bu kadar büyük değişimleri insan engelleyemez. Engelleyebilsek depremleri engellerdik. Bu büyük değişimlerin nedeni biziz ama biz engelleyemeyiz. Petrol kullanımını, hidrokarbon yakıt kullanımını durdurun desek durdurabilir miyiz? Ya da atmosfere karbondioksit salımını durdurun desek durdurabilecek miyiz? Bu bizim yaptığımız bir şey ama sonuçlarını engelleyebilecek güce sahip değiliz. Bunun önündeki en büyük engellerden biri su sıcaklığıdır, ama biz suyu da ısıtıyoruz. Balıkçılıktan geçinen birçok insan var, orfozu korursanız orfoz aslan balıklarını yiyor. Ama siz orfozu yok ederseniz doğal bir düşmanını yok ettiğiniz için başka doğal düşmanı da yok, zaten doğal yaşam alanı değil, nasıl engelleyeceksiniz yayılmasını. Engelleyemezsiniz. Dolayısıyla insanlar belli önlemler alabilir ama engellemek yasaklamak gibi bir şansımız yok. Denizler bizim geleceğimiz, çok çok iyi korumamız lazım.”

 

Kurgu: Cihan Karaahmetoğlu 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

canlı tv canlı tv canlı tv canlı tv
yemek tarifi
canlı tv