10 Haziran 2026'da Teksas'ın Cumhuriyetçi Valisi Greg Abbott, eyaletinin enerji düzenleyicisine bir mektup yazdı. Konu, veri merkezleriydi. Abbott, Teksas Kamu Hizmetleri Komisyonu'na ve şebeke işletmecisi ERCOT’a, veri merkezlerinin elektrik şebekesine bağlanma maliyetlerinin hanelere yansıtılmaması için harekete geçmesini istedi, ve "Veri merkezi gelişiminin hızı, her gün çalışan Teksaslılara veri merkezi genişlemesinden kaynaklanan altyapı maliyetlerinin yüklenmemesi için denetim gerektiriyor" diye yazı yolladı.
Abbott, Teksas'ı yıllardır ABD’nin en hızlı büyüyen veri merkezi pazarı olarak konumlandırmak için çok çaba göstermiştir. Bu aşamada, bu mektup önemli bir sinyaldir: Teknoloji yatırımlarına en yüksek yükümlülüğü ayıran hükümetler bile yapay zeka patlamasının gizli bir maliyet taşıdığını artık kabul etmeye başlamıştır ve bu maliyetin, belirli kuralların yokluğunda, hanelerin elektrik faturalarına yansıyacağı riskini belirler.
Kimin ne ödeyeceği sorusu artık teorik değildir. Bu konu artık, ABD’nde meclislerde tartışılıyor, düzenleyici süreçlerde dava konusu oluyor, dünyanın dört bir yanındaki enerji bakanlıklarında yanıtlanıyor, ya da maalesef yanıtsız bırakılıyor. Fakat, veri merkezi yatırımlarının hızla arttığı Türkiye'de bu tartışma henüz başlamamıştır.
YENİ BASKILARLA KARŞI KARŞIYA KALAN ŞEBEKELER
Elektrik faturalarının neden bir siyasi noktaya dönüştüğünü anlamak için, yapay zeka için inşa edilmiş veri merkezlerinin ölçeğini ilk başta anlamak gerekiyor.
Amerikan veri merkezleri 2025' te 31 gigawatt elektrik tüketmiştir. 2026 da bu rakam 41 gigawatt'a yükselmiştir (Goldman Sachs Research tahmini). Bloom Energy'nin Ocak 2026 tarihli raporuna göre ABD'nin toplam veri merkezi elektrik talebi 2028 e kadar 150 gigawatt’a, yani bugünkü düzeyin neredeyse iki katına, ulaşabileceğidir. Bunu karşılaştırmak gerekirse, 70 gigawattlık ek talep, İspanya'nın toplam elektrik tüketiminin üç yıl içinde Amerikan şebekesine eklenmesi anlamına geliyor.
Elbette, arkasındaki itici güç yapay zekadır. Geleneksel sunucu rafları (“server racks”) 5 ile 10 kilowatt arasında güç tüketirken, yapay zeka rafları dil modellerini çalıştırmak için kullanılan yoğun grafik işlemci kümeleri için raf başına 50 ile 100 kilowatt güç gerektiriyor. Donanım, onu desteklemek üzere inşa edilmiş altyapıdan, çok daha hızlı gelişmiştir.
Dallas Federal Rezerv Bankası, veri merkezi elektrik talebinin öngördügü ,gibi önümüzdeki beş yılda iki katına çıkması halinde, ABD'deki elektrik faturalarının %50' ye kadar artabileceğini tahmin ediyor.
SİYASİ PATLAMA
Son on yıl süresince veri merkezleri, yerel yönetimler tarafından istihdam, vergi geliri ve ekonomik prestij kaynağı olarak memnuniyetle karşılandı. Fakat bu durum artık değişiyor.
Veri merkezi proje onaylarını takip eden araştırmalar, Mart ile Haziran 2025 arasında sosyal muhalefetinin ABD genelinde 98 milyar dolarlık veri merkezi projesini engellediğini ya da ertelediğini ortaya koydu. Yalnızca 2025'te en az 25 proje yerel itirazlar nedeniyle iptal edilmiştir. 2026'nın ilk çeyreğinde ise reddedilen veya iptal edilen veri merkezi projelerinin sayısı bir önceki yılın tamamını geçmiştir.
Nisan 2026'da ABD Kongresi, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerinden oluşan 24 kongre üyesi, “The Power for the People Act”i meclise sunarken, son raporların ABD'deki tüm yeni elektrik taleplerinin %55'inin veri merkezlerinden kaynaklandığını ispatlamıştır.
Yapay zeka, ulusal şebeke tüketiminin %5'in üstüne çıktığı zaman, siyasi baskı çok yoğunlasıyor. Örnek olarak Amerika Birleşik Devletleri bu yıl %6’ya, İngiltere %5,8'e, Almanya %9,5'a ulasmıştır ve bu şekilde çok sert direnişlerle karşı karşıya kalmışlardır. Danimarka’nın şebeke işletmecisi ise Mayıs 2026' da, artık karşılayamadığı veri merkezi bağlantı taleplerini gerekçe göstererek, büyük elektrik tüketicilerinin yeni şebeke bağlantı anlaşmalarını tamamen askıya almıştır.
MALİYET TRANSFERİ NEDİR?
Veri merkezi genişlemesi hanelerin elektrik faturalarını etkiliyor.
Bir teknoloji devi 200 megawattlık bir tesis inşa edip kamusal şebekeye bağlandığında, elektrik dağıtım şirketi bu yükü karşılamak için trafo merkezlerini, iletim hatlarını ve diğer altyapıyı yükseltmek zorunda kalıyor. Pek çok dağıtım şirketi, bu yatırımların bedelini tüm müşterilerden, ticari, sanayi ve konut aboneleri faturalarından karşılıyor. Anlaşılan, veri merkezlerinin talep artışının maliyetleri, milyonlarca hanelerin elektrik faturalarına aksatılıyor.
Greg Abbott'un mektubu tam da bu uygulamayı hedef olarak alıyor. Kamu Hizmetleri Komisyonu'na yönelik direktifinde, veri merkezlerinin kendi faaliyetleri için gereken elektrik altyapısının tüm maliyetlerini tam olarak karşılaması ve bu maliyetlerin konut abonelerine yansıtılmaması gerektiğini belirtiyor. Düzenleyicinin harekete geçmesi için 31 Temmuz 2026 tarihini son gün olarak belirlemiştir.
Yapay zekâ sektörü ise bu direktife itiraz ediyor. Veri Merkezi Koalisyonu'nun (“Data Center Coalition”) E3 danışmanlık firmasından istediği raporda, artan veri merkezi elektrik talebi ile yükselen perakende tarifeler arasında net bir ilişki bulunmadığını ortaya sürüyor; enerji santrallerinin kapanması, yaşlanan altyapı ve enflasyon fatura artışlarının asıl nedenleri olarak gösteriliyor.
ABD'de elektrik fiyatları 2025 senesinde, geçen iki yıla ortalama % 13 artmıştır. Geçim maliyetlerinin baskı yarattığı bir dönemde, kârlı şirketler tarafından işletilen tesislerin varlığı ve yarattığı negatif sosyal etkiler çok büyüyor.
SIRADA TÜRKİYE
Türkiye'nin veri merkezi pazarı farklı bir evrededir. ABD'nin yaklaşık on yıl önce geçtiği hızlanma aşamasındadır.
Türkiye'nin veri merkezi pazarı 2025'te 715 milyon dolar olarak değerlendi. Research And Markets'in Mart 2026 tarihli raporuna göre bu rakamın 2031'e kadar % 16,56 yıllık büyüme hızıyla 1,79 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyüme hızı, olgun pazarların büyük çoğunluğunun iki katından daha yüksektir.
Yatırımlar birçok yönden geliyor. Alibaba'ya bağlı e-ticaret platformu Trendyol, Ankara'da 48 megawattlık bir kampüse yaklaşık 500 milyon dolar yatırmayı planlıyor, açılış 2026'da başlayacak. G42 destekli BAE merkezli altyapı şirketi Khazna Data Centers ise Ankara yakınlarındaki Başkent Organize Sanayi Bölgesi'nde 100 megawattlık yapay zeka odaklı bir tesis inşa ediyor. Equinix, DAMAC Digital ve Vodafone da aktif olarak piyasada yer alıyor ve genişliyor. Bu rakamlar, Google'ın Türkiye altyapı duyurusundan ve hükümetin HIT-30 veri merkezi ihalesinden önce hazırlandığı için, yukarıdakı piyasa tahminleri daha yüksek olabilir.
Elbette enerji konusu Türkiye'de de bir sorun olusturmaktadır. Türkiye'nin elektrik şebekesi, sanayi ve konut talebindeki büyümeden kaynaklanan baskı altında, ilerlemek mecburiyetindedir.
Veri merkezi bağlantıları, şebeke altyapısına, geleneksel sanayi tüketicilerinden farklı taleplerle yükleniyor. Bu tesislere hizmet etmek için gereken trafo merkezleri, transformatörler ve iletim kapasitesinin maliyetlerinin kimin üstleneceği sorusunu, henüz Türkiye'nin enerji düzenleyicisi EPDK'nin kamuoyuna sormadığı bir gerçektir.
SONUÇ: ZATEN SÜRMEKTE OLAN BİR KARAR
Yapay zeka veri merkezi patlaması Türkiye'de yaşanmaya başlanmıştır. Şu anda Ankara'nın, İstanbul’un organize ve sanayi bölgeleri ve tesislerinde, halihazırda imzalanan yatırım taahhütlerinde ve dosyalanan şebeke bağlantı taleplerinde yaşanıyor. Dijital altyapı, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu istihdamı, vergi gelirini ve teknik kapasiteyi yaratıyor.
Sorgulanması gereken, maliyet ve faydaların dağılımıdır. Amerika Birleşik Devletleri'nde bu soru, veri merkezleri ulusal elektrik tüketiminin %6'sına el koyuncaya ve faturalar yükselinceye kadar ciddiye alınmadı. Kurallar daha önce yazılmış olsaydı, hem yazmak hem sorgulamak daha kolay olurdu.
Greg Abbott'ın 10 Haziran tarihli mektubu, tartışmanın kaçınılmaz olarak nereye ulaştığını gösterdiği için yararlı bir belgedir. Soru şu: Türkiye bu soruyu, vakti geçmeden mi yoksa geçtikten sonra mı yanıtlamaya hazır olacak?
Isabella Arrigo





