Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, HT Spor'a açıklamalarda bulundu.

Sadettin Saran'ın açıklamaları şu şekilde:

"Hep şunu söyledim mali açıdan da; Fenerbahçe'nin gelir sorunu yok, gelir yaratma sorunu yok. Gider sorunu var.

Geldiğimizde de bu maalesef senelerdir hiç değişmemişti. Hatta son zamanlarda daha da kötüye gitmişti. Kadroda olmayan, formayı giymeyen, oynamayan oyunculara çok maaş veriliyor ve böyle bir iki tane değil, çok oyuncu var; önceki yıllardan kalan.

Fenerbahçe bir türlü omurgasını oturtamadı. Sürekli sil baştan bir kadrolaşma var. Biz buna engel olmaya çalıştık.

Dediniz ya, "Nasıl bir Fenerbahçe devraldınız, neler değiştirmeye çalıştınız?" Biz bunu tespit ettik."

"Fenerbahçe'nin orta sahası Türkiye'nin en iyisi"

"Omurgasını tekrar her sene yapmak zorunda kalmayacağı, sürekli birden fazla hocaya maaş veya tazminat ödenmeyeceği bir Fenerbahçe yaratmaya çalıştık. Şu gün itibarıyla iki tane hocaya; bizim zamanımızda iki hocaya tazminat ödeniyordu, maaş ödeniyordu. Bunların olmayacağı bir Fenerbahçe yaratmaya çalıştık.

Guendouzi, Kante ve Sidiki Cherif transferleri, her ne kadar eleştirilsek de, bu amaca hizmet için yapılan transferlerdi. Yani bugün Fenerbahçe'nin orta sahası sadece bugüne kadar gelmiş geçmiş Fenerbahçe'nin en iyi orta sahası değil, Türkiye'nin en iyi orta sahası ve 3-4 sene emanet edebileceğiniz bir orta saha.

Bizim zamanımız yetseydi, vaktimiz yetseydi, bunu defans için de yapacaktık. 3-4 sene emanet edebileceğimiz bir takım oluşturacaktık. Kısmet olmadı.

Bu transferleri yaparken şunu unutuyor insanlar; ara transfer çok çok zordur. Biz bir yaz transferi yaşayamadık. Hiçbir takım oyuncusunu kolay kolay devre arasında bırakmak istemez. Bir oyuncu da ailesiyle vesaire kışın ortasında kalkıp bir takıma gitmek istemez. Ona rağmen biz 5 tane transfer yaptık. Adaylardan bir tanesi de söylüyor: "Bir iki tane takviyeyle gayet güzel olur bu takım." diye ki niyetimiz de zaten vardı. Bizim belirlediğimiz oyuncuların çoğuyla da konuşuluyor, iki taraf da konuşuyor. Bence biz, aldığımızdan daha iyi bir Fenerbahçe bıraktık."

Sidiki Cherif transferi

"O gün o transferleri sadece günü kurtarmak için yapmadık, hiçbirini. En çok da bu Cherif konusunda eleştirildik ama bunların hepsi hem bir plan çerçevesindeydi, hem de teknik kadroyla konuşularak yapıldı. Yok o istenmiş, o istememiş" hepsi yalan. Beraber karar verildi ve günü kurtarmak için değil… Ama tüm yaşananlara rağmen görev süremiz boyunca Fenerbahçe tarihinin en çok kupa kazanan yönetimi olduk. Bence bu da bizim ortaya koyduğumuz iradeyi, Fenerbahçe için nasıl çalıştığımızı gösteren bir sonuç diyelim."

"Ustalık dönemimize girmek üzereydik"

"Biz bahanelere sığınan birileri olmadık. Ben hayatım boyunca olmadım. Bahanelere sığınan insanları da zayıf insanlar olarak görürüm. En iyi takım bizim takımımız" diye yola çıktım. "Ben bu oyuncuları biz almadık", "Ben bunları tanımıyordum" gibi bir şey demedim, demem. Tarzım değildir. Divan Kurulu'nda çıktılar, "Bu oyuncuları nereden bulmuşlar?" dediler bir hafta öncesinden. Bence hiç hoş olmadı bu. O benim tarzım değildir. En iyi hoca bizim hoca, en iyi oyuncu bizim oyuncu, en iyi takım bizim takımımız. Elimizdekiler bu, bu da biz... Biz bir aileyiz. İlk günden beri onu vermeye çalıştım Samandıra'daki toplantılarımızda. Hiçbir maç kaçırmadım. Deplasman dahil her futbol maçına gittim. Her yerde de oyuncularımıza 'Biz bir aileyiz' hissini aşılamaya çalıştım. Herkes sonuç üzerinden konuşuyor. Ama tabii ki bazı şeyleri değişik yapabilirdik. Tam ustalık dönemimize girmek üzereydik esasında. Ama sağlık olsun. Genel olarak vicdanımız rahat, ben ve arkadaşlarımın."

"Lookman transferinde anlaşılamadık"

"Lookman transferinde biz iyi anlaşılamadık. Bu da daha çok bizden kaynaklanıyor. Onun iletişimini biz iyi yapamadık. Hani bahanelere sığınmıyorum ama o süreçte hukuki süreç, ara transfer, meşhur ihaledeki müteahhidin geri çekilmesi, nakit planlaması... Her şey peş peşe geldi ve o arada onun iletişimini biz iyi yapamadık. Halbuki Lookman'ın alınmamasının sebebi teminat mektubu değil. O işin aslı şu: Ben o masada birebir olan biriydim. Teknik kadro, futbol aklımız, herkes Lookman konusunda hemfikirdi. 'O istedi, bu istemedi' hepsi yalan. Herkes istedi. Yok işte 'burada o evrak var, orada bu var' hepsi yalan. Yurt dışına sırf bu iş için gittim. Oyuncunun menajeriyle görüştüm. Afrika Kupası'nda Fas'ta Lookman ile buluşacağımı söyledim ki çok hoşuna gitti. O akşam da Atalanta'nın yöneticileriyle buluşurken, malum sebeplerden apar topar kalktım ve geri döndüm. Karşı tarafta böyle olunca tabii birdenbire masadan kalkmaları onlar için ne olacağı belirsiz bir durum oldu. Orası da transferin kırılma noktası oldu. Ve biz daha sonra teminat mektubunu vermiş olsak da vermesek de o transfer yürümeyecekti, olmayacaktı."

Tedesco'nun gönderilmesinin sebebi

"Çok eleştirildik. Hiç göndermeyebilirdik, hiç risk almayabilirdik. O kararı aldık, ertesi gün bana stadın içinde ilk defa hakaret edildi. Kaybettiğimiz Galatasaray maçından sonra bana gelen teknik rapor; hocamızla oyuncularımız arasındaki bağın koptuğuydu. Ve böyle devam ederse bu saatten sonra puan almakta da çok zorlanacağımızdı. O yüzden öyle bir karar aldım. Çünkü Şampiyonlar Ligi'ne katılmak çok önemli ve bizden sonraki ekibe Şampiyonlar Ligi'ne katılması için elimizden ne geliyorsa yapmamız gerektiğini, Fenerbahçe için doğrusunun bu olduğunu düşünerek bu kararı aldık. Karar da doğru çıktı."

Türk oyuncularımız kendi sahamızda oynamak istemedi

"İlk defa duyacaksınız. En-Nesyri için bizi "adamı sattılar" diye eleştiriyorlar ya... Kocaeli maçında hoca onu 65. dakika civarında oyundan çıkardı. Maç bittikten sonra oyuncular soyunma odasına geldiğinde, En-Nesyri duşunu "almış ve vedalaşmadan gitmişti. Çünkü yuhalanmanın, sosyal medyada yazılanların etkisi oluyor. Diğer oyuncunun karısı için yazılıyor... Bunlar gencecik insanlar; etkilenmiyorlar mı sanıyorsunuz? Biz transfer yaparken artık, "Bu oyuncu böyle bir baskıyı kaldırabilir mi?" diye de bakıyoruz. Oyuncularımızın birçoğu, özellikle de Türk oyuncularımız, kendi sahamızda oynamak istemedi.

"2-0 mağlupken kendi evimizde yuhalandılar. Ama ondan öncesi de var; bir sürü maçımızda çok kritik yerlerde, yuhalanırım korkusuyla oynamadılar.

Buna da mesela sosyal medyada tepki oluyor. Nasıl istemezler? Ama çok insani bir şey. Şimdi bunları unutmayalım. Kaç yaşında çocuklar bunlar? Koca koca insanlar etkileniyor; sosyal medyada şunu demişler, bunu demişler diye. Hele bir de eşine, çoluğuna, çocuğuna, nişanlısına... Adam oynayacağı varsa oynayamıyor, istemiyor.

Bu oyuncuların kaçıp gitmesinde vesile olanlar, bu ortamın oluşmasına müsaade eden bu insanların çoğu zaman...