Küresel çevre kirliliği ve mikroplastik tehdidi artarken, tıp ve çevre bilimini ilgilendiren önemli bir araştırma yayımlandı. Almanya'daki Bonn Üniversitesi liderliğinde yürütülen çalışma, evlerde temizlik için kullanılan bulaşık süngerlerinin çevreye olan etkilerini gözler önüne serdi. Araştırma sonuçları, bu temizlik araçlarının hem insan sağlığını tehlikeye attığını hem de ekosistem üzerinde büyük bir yıkıma yol açtığını ortaya koydu.

Bilim insanları, süngerlerin günlük kullanımda ne kadar deformasyona uğradığını belirlemek amacıyla "SpongeBot" adını verdikleri otomatik bir robot kullandı. Bu cihaz, evlerdeki bulaşık yıkama alışkanlıklarını taklit ederek veri topladı. Analizler sonucunda, her sünger türünün kullanım sırasında mikroskobik düzeyde malzeme kaybına uğradığı ve sulara mikroplastik saldığı kanıtlandı. Araştırmaya göre, kişi başına yıllık 0,68 ila 4,21 gram arasında mikroplastik parçacığı lavabo deliklerinden kanalizasyon sistemine karışıyor. Almanya genelinde tek bir sünger türünün tüm evlerde kullanılması halinde, sulara ve toprağa her yıl 355 ton mikroplastik sızdığı hesaplanıyor.

Daha önceki araştırmalar, besin zincirine ve içme sularına karışan mikroplastiklerin insan solunum yollarına yerleşebildiğini ve kanser ile kısırlık vakalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermişti. Londra merkezli Deep Science Ventures şirketinden iklim uzmanı Harry Macpherson, arıtma tesislerinin bu plastiklerin büyük kısmını tuttuğu yönündeki görüşlerin yanıltıcı olduğunu belirtti. Macpherson, "Tesislerde tutulan bu katı atık çamurları, tarım alanlarında gübre olarak toprağa serpiliyor. Dolayısıyla mutfakta yıkanan bulaşıklardan çıkan zehirli mikroplastikler, dolaylı yoldan yediğimiz sebze ve meyvelerle tabağımıza geri dönüyor" diyerek gıda güvenliği zincirindeki tehlikeye dikkat çekti.

Araştırmanın bir diğer çarpıcı bulgusu ise çevreye verilen asıl zararın mikroplastik salınımından ziyade, elde bulaşık yıkama sırasındaki su tüketiminden kaynaklanması oldu. Yaşam döngüsü analizlerine göre, elde bulaşık yıkamanın doğaya verdiği toplam zararın yüzde 85 ila 97'si kontrolsüz su israfından kaynaklanıyor. Gelişmiş tüketici verilerine göre, bulaşık makinesi olan kişilerin yaklaşık yüzde 20'si makinelerini haftada bir kez bile çalıştırmıyor. Uzmanlar, bulaşıkları elde yıkamanın modern bir otomatik bulaşık makinesine kıyasla 3,5 kat daha fazla su tükettiğini vurguluyor. Hem insan sağlığını korumak hem de küresel susuzluk kriziyle mücadele etmek adına uzmanlar, tüketicilere mutfakta plastik içerikli süngerler yerine bitki bazlı ve doğada çözünebilen ürünleri tercih etmelerini, bulaşıkları elde yıkamak yerine mutlaka tam dolu makinelerde yıkamalarını tavsiye ediyor.