Marmara Denizi Adalar hattı ve Çınarcık Havzası çevresinde son günlerde gözlemlenen mikrodeprem hareketliliği kamuoyunda tedirginlik yarattı. Bölgedeki sarsıntıları yakından inceleyen Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamalarda 10 ila 13 kilometre derinlikte gerçekleşen depremlerin teknik açıdan ne anlama geldiğini değerlendirdi.
"ADALAR FAYI'NDA CREEP (SÜRÜNME) İHTİMALİNİ DESTEKLİYOR"
Son 1-2 günlük süreçte Çınarcık Havzası'nın doğusunda yer alan Adalar Fayı ile batısındaki Çınarcık Fayı boyunca hareketlilik yaşandığını belirten Prof. Dr. Bektaş, 1963 yılında meydana gelen 6.3 büyüklüğündeki Çınarcık depreminin de yaklaşık 12 kilometre derinlikte bu fayla ilişkilendirildiğini hatırlattı.
10-13 kilometre derinlik aralığında kaydedilen mikrodepremlerin literatürdeki gözlemlerle uyumlu olduğunu ifade eden Bektaş, bu durumun Adalar Fayı'nın derin kesimlerinde "creep" adı verilen yavaş sürünme hareketi veya geçişli deformasyon olasılığını güçlendirdiğini aktardı. Bektaş, Ana Marmara Fayı'nın birçok noktasında sürünme hareketinin gerçekleştiğinin bilimsel olarak kanıtlandığına dikkat çekti.
2025 SİLİVRİ DEPREMİNİN STRES DEĞİŞİMİ ETKİLİ OLABİLİR
Bölgedeki hareketliliğin bir diğer olası sebebine değinen Prof. Dr. Bektaş, 2025 yılında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki Silivri depremi sonrasında ortaya çıkan stres değişiminin Adalar ve Çınarcık faylarındaki mikrodeprem aktivitesini tetiklemiş olabileceğini vurguladı.
İstanbul'un tarihsel süreçteki deprem riskine de değinen Bektaş, kentin tarih boyunca büyüklüğü 7'yi aşan depremlerden ziyade yıkımlarla öne çıktığını, bu yıkımlarda ise zemin büyütmesi faktörünün yeterince dikkate alınmadığını ifade ederek 1935, 1963 ve 2025 yıllarındaki aletsel dönem depremlerinin 6 ve üzeri büyüklükte gerçekleştiğini kaydetti.





