Kocaeli'nin Darıca ilçesinde düzenlenen 5. Uluslararası İslam Kültür ve Medeniyeti Sempozyumu'nda, Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman azınlıkların karşılaştığı sorunlar ve güncel durumları ele alındı. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı'nın ev sahipliğinde gerçekleşen sempozyum, Balyanoz Eğitim Tesisleri'nde "Günümüz Dünyasında Müslüman Azınlıklar" temasıyla toplandı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden Dr. Bülent Güven, sempozyumda yaptığı sunumda, Avrupa'ya yönelik göçler nedeniyle Müslüman nüfusunun arttığını belirtti. Tarihsel süreçte yaşanan ilişkilerin, Avrupa'nın İslam dünyasına yaklaşımını şekillendirdiğini ifade eden Güven, son dönemde Müslüman karşıtı söylemlerin yaygınlaştığına dikkat çekti. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde (İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka) 2050'li yıllarda Müslüman nüfusunun yerel halkın yüzde 30'una ulaşmasının beklendiğini kaydetti.

Dr. Güven, Avrupa'daki "Müslüman karşıtlığını" Fransa, Almanya ve İngiltere özelinde inceledi. Fransa'da "katı laik anlayışın" ön planda olduğunu ve kamusal alanda dini sembol yasağı kisvesi altında başörtüsünün hedef alındığını belirtti. Paris'te toplu cuma namazının "Nazi dönemi Paris işgaline" benzetildiği siyasi söylemlere dikkat çekti. Almanya'da ise radikal uygulamalar yerine Müslümanların asimilasyonunun hedeflendiğini ve göçmenlerden "ülkeleriyle bağlarının koparılmasının" talep edildiğini aktardı. Bu ülkede "Alman değerleriyle uyumlu İslam" anlayışı çerçevesinde ilahiyat fakülteleri kurulduğu bilgisini paylaştı. İngiltere'de ise "bir insanın bir dine mensup olmasının vatandaşlığına engel olmayacağı" anlayışının hakim olduğunu ve şeriat mahkemelerine bile müsamaha gösterildiğini söyledi. Güven, üç ülkenin politikalarını özetleyerek, Fransa'nın "katı laik", Almanya'nın "asimilasyonist" ve İngiltere'nin ise sömürgeci geçmişinden gelen tecrübe nedeniyle daha "hoşgörülü" bir yaklaşım sergilediğini ancak "gettolaşmanın" bir sorun olarak kabul edildiğini dile getirdi.