Isparta'nın Uluborlu ilçesinde bulunan ve 1231 yılında inşa edilen Alaaddin Camisi, yaklaşık 8 asırlık geçmişiyle Anadolu'nun en eski ve hala kullanılmaya devam eden tarihi yapıları arasında yer alıyor.

Hamitoğulları döneminde Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat adına yaptırılan cami, 11 kubbesi, 33 penceresi ve güçlü akustiğiyle Selçuklu mimari sanatının eşsiz örneklerinden birini sergiliyor. Tarihi boyunca pek çok doğa olayı ve yangına tanıklık eden yapı, kesintisiz olarak ibadete açık tutulmasıyla dikkat çekiyor.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Bakır, Uluborlu'nun Selçuklu mirası açısından zengin bir bölge olduğunu belirtti. Alaaddin Camisi'nin bu mirasın merkezinde yer aldığını vurgulayan Bakır, "Yapı 1231 yılında inşa edilmiş olup günümüze kadar ibadete açık şekilde ulaşmış. 1909 yılında çıkan yangında caminin bir kısmı zarar görmüş olsa da minare, mihrap ve dış duvarlar orijinalliğini korumakta." dedi.

Doç. Dr. Bakır, caminin sadece bir ibadethane olmadığını, aynı zamanda sosyal bir kompleks olduğunu da ifade etti. Caminin bitişiğinde Selçuklu dönemine ait özgün bir kütüphane yapısının bulunduğunu ve cami kompleksindeki türbede, peygamber soyundan geldiği kabul edilen bir kişiye ait mezarın yer aldığını belirtti. Bu unsurların yapıyı manevi olarak daha da değerli kıldığını söyledi.

Bölgedeki geleneklerin cami etrafında şekillendiğine de değinen Bakır, özellikle bayramlarda Uluborlu'da köklü bir geleneğin yaşatıldığını dile getirdi. Halk arasında "ölüyle bayramlaşmadan diriyle bayramlaşılmaz" anlayışının hakim olduğunu belirten Bakır, "Vatandaşlar bayram namazını Alaaddin Camisi'nde kıldıktan sonra hemen yakındaki mezarlık ziyaretini gerçekleştirir, ardından birbirleriyle bayramlaşır. Bu gelenek asırlardır cami çevresinde sürdürülüyor." diye konuştu.