İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, bölgedeki çatışmaların stratejik deniz geçitlerine yayılabileceği uyarısında bulundu. Kaani, 1 Haziran 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi ve Lübnan'daki askeri operasyonlarını sürdürmesi halinde, 'Direniş Ekseni' olarak adlandırılan İran yanlısı güçlerin yeni adımlar atabileceğini belirtti.

Kaani, "ABD desteğiyle sürdürülen İsrail saldırıları, Direniş Ekseni'nin Lübnan ve Gazze cephelerine desteğini artırmasına ve Babülmendep Boğazı'ndan geçen gemilerin durumunun Hürmüz Boğazı'ndakine benzer koşullara dönüşmesine yol açacaktır" ifadelerini kullandı. İranlı komutan, İsrail'in askeri operasyonlarını sürdürmesinin, İran ve bölgedeki müttefiklerinin 'ortak tedbirler' almasının önünü açabileceğini de ekledi. Bu açıklama, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki uluslararası deniz ticaret hatlarına yönelik baskının artırılabileceği şeklinde yorumlandı.

Tuğgeneral Kaani'nin açıklamaları, 28 Şubat'tan bu yana ABD ve İsrail'in İran içindeki çeşitli hedeflere yönelik saldırılarının ardından bölgede yükselen gerilimin ortasında geldi. Bu gelişmeler sonrasında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine yönelik kısıtlamalar artırılmış, bu durum küresel enerji piyasaları ve uluslararası deniz taşımacılığı üzerinde doğrudan etkiler yaratmıştı.

Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni bağlayan Babülmendep Boğazı, normal şartlarda günde yaklaşık 5-6 milyon varil petrol geçişine ev sahipliği yapıyor. Hürmüz Boğazı'nın devre dışı kaldığı bir senaryoda Babülmendep'in de kapanması, küresel enerji akışını fiilen iki noktadan keserek 'çifte boğaz krizi' yaratma potansiyeli taşıyor. Bu durumda, tankerlerin Afrika'nın güneyinden dolaşmak zorunda kalması, sevkiyat sürelerini haftalarca uzatacak ve maliyetleri önemli ölçüde artıracaktır.

Stratejik olarak İran ile Umman arasında yer alan Hürmüz'ün aksine, Babülmendep'in doğu kıyısı Yemen'deki Husi kontrol bölgelerine oldukça yakın. Husiler daha önce Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik füze ve İHA saldırıları düzenleyerek tehdit kapasitesini ortaya koymuştu. Ancak, 'boğazı tamamen kapatmanın' klasik anlamda fiziki bir abluka yerine, sigorta maliyetlerini artırarak ve gemi geçişini riskli hale getirerek trafiği durdurmak şeklinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Böyle bir senaryoda petrol fiyatlarında ikinci bir sıçrama, küresel ticarette daralma ve özellikle Avrupa'nın enerji arzında ciddi bir kriz kaçınılmaz olacaktır.