İran ile ABD arasında Cenevre'de gerçekleşen nükleer müzakerelerde, tarafların adil ve dengeli bir çözüm arayışında olduğu öne çıkıyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, üçüncü tur görüşmeler öncesinde ülkesinin nükleer programı konusunda şeffaflığa ve uluslararası endişeleri gidermeye hazır olduğunu belirtti. Arakçi, nükleer teknolojiyi yalnızca barışçıl amaçlarla kullanma haklarından vazgeçmeyeceklerini vurguladı ve Cenevre'de uzlaşmaya varılabileceğine inandığını ifade etti.
Son haftalarda ABD ve İran heyetleri, Umman'ın arabuluculuğunda 6 Şubat'ta başlayan ve 17 Şubat'ta Cenevre'de devam eden görüşmelerde karşılıklı anlayışın güçlendiğini bildirdi. Özellikle ikinci turda taraflar arasında önemli ilerlemeler kaydedildiği ve 26 Şubat'ta yeniden bir araya gelinmesi konusunda mutabakata varıldığı aktarıldı. Müzakerelerde, İran'ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun durumu, zenginleştirme seviyesinin sınırlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına ilişkin takvim ile doğrulama mekanizmaları gündemde yer alıyor.
Bölgedeki askeri hareketlilik ise müzakerelere gölge düşürüyor. ABD'nin İran çevresinde askeri varlığını artırması ve saldırı tehditleri, Tahran yönetiminde güvenlik endişelerini yükseltiyor. Arakçi, İran'ın hem barış hem de olası bir çatışma ihtimaline hazır olduğunu belirterek, bölgede çıkacak bir savaşın yıkıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. Özellikle İsrail'in, ABD'yi İran ile çatışmaya sürükleme çabalarına dikkat çekildi.
Haziran 2025'te yaşanan askeri gerilim nedeniyle kesintiye uğrayan nükleer müzakereler, Türkiye ve diğer bölge ülkelerinin girişimleriyle yeniden başlatılmıştı. İran, nükleer faaliyetlerini atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar dahilinde sürdürmek isterken, ABD ise uranyum zenginleştirme çalışmalarının tamamen durdurulmasını ve mevcut stokun ülke dışına çıkarılmasını talep ediyor.
Bu gelişmeler, Orta Doğu'da diplomatik dengelerin yeniden şekillenmesine ve bölgesel güvenlik mimarisinin geleceğine doğrudan etki edebilecek nitelikte görülüyor.
Resmi açıklamaya göre: "Nükleer teknolojiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkımızdan vazgeçmeye hazır değiliz. Bu bizim tutumumuz ve istediğimiz şeydir. Bu nedenle yarın Cenevre’de üzerinde uzlaşılmış, adil ve dengeli bir çözüme ulaşma imkanı bulunduğuna inanıyorum."