DOLAR 13,8327
EURO 15,6748
ALTIN 802,245
BIST 2054,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Yağışlı

Türkiye’de organ bağışı: ‘Bitkisel hayatla beyin ölümü karıştırıldığı için aileler onay vermiyor’

Bu yıl, Türkiye’de 26 bin 984 kişi organ nakli bekliyor. Farkındalık oluşturma amacıyla kabul edilen 3-9 Kasım ‘Organ ve Doku Bağışı Haftası’nda …

Türkiye’de organ bağışı: ‘Bitkisel hayatla beyin ölümü karıştırıldığı için aileler onay vermiyor’
07.12.2021 18:27
A+
A-

Bu yıl, Türkiye’de 26 bin 984 kişi organ nakli bekliyor. Farkındalık oluşturma amacıyla kabul edilen 3-9 Kasım ‘Organ ve Doku Bağışı Haftası’nda yazılı bir açıklama yapan Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de bu zamana kadar toplam 66 bin 253 nakil gerçekleştirildiğini duyurdu.

16 bin 110’u kadavradan, 50 bin 143’ü canlıdan nakledilen organların 46 bin 267’si böbrek, 17 bin 927’si karaciğer, bin 156’sı kalp, 343’ü kalp kapağı, 307’si akciğer, 6’sı kalp-akciğer, 198’si pankreas ve 48’i ince bağırsak olarak gerçekleştirildi. Türkiye Organ ve Doku Bağış Bilgi Sistemi’nde ise (TODBS) 607 bin 669 kayıtlı gönüllü bağışçı bulunuyor. Ancak uygulanan sistemde aile son karar sahibi oluyor. Buna göre, gönüllü organ bağışçısının ailesi, vericinin beyin ölümü gerçekleştikten sonra onay vermezse, organ nakilleri gerçekleşemiyor.

Bakanlığın yaptığı yazılı açıklamada da vurgulandığı üzere, Türkiye’de yıllara göre beyin ölümü tespit sayıları artmakla beraber, aynı oranda aile izin sayılarında artış gözlenmiyor. Durum, açıklamada “Toplam beyin ölümü tespit sayılarının içinde aile izni olan beyin ölümü oranı yüzde 20’ler civarında seyrediyor” şeklinde ifade edildi. Ülkede aynı zamanda eğitim araştırma, üniversite ve özel hastanelerde toplam 172 organ nakli merkezi bulunuyor.

Kimler, hangi durumda organ bağışında bulunabilir?

Gönüllü olarak organ bağışçısı olabilmek için, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanma, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’a göre, 18 yaşını doldurmuş olmak ve vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması şartı aranmaktadır. Organ bağışında bulunmak için hastaneler, sağlık müdürlükleri, emniyet müdürlükleri, organ nakli yapan sağlık kuruluşları aracılığıyla organ bağış kartı doldurularak gerçekleştirilebiliyor. Ayrıca canlı verici olarak yalnızca karaciğer ve böbrek bağışında bulunulabiliyor.

Yine aynı kanuna göre, canlıdan organ nakli için alıcının en az iki yıldan beri evli olduğu eşi ile dördüncü derece dahil olmak üzere kan ve kayın hısımlarından yapılabilir. Organ nakli gereken hastalığın evlilikten sonra teşhis edildiği durumlarda eşlerin en az iki yıllık evli olması şartı aranmıyor.

Dinler organ bağışına nasıl bakıyor?

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, Maide Suresi’nin 32. ayetine atıfta bulunarak “Hayatı veya hayati bir uzvu kurtarmak için başka çare olmadığında, bazı şartlara uyularak kan, doku ve organ nakli yolu ile de tedavinin caiz olması gerekir” açıklamasında bulunmuştu.

Ayrıca 2016 yılında din temsilcileri organ bağışı ile ilgili farkındalık oluşturma amacıyla İstanbul’da bir araya geldi. Müslüman, Hristiyan ve Musevi temsilcilerin buluştuğu toplantıda Musevi temsilci “Bir kişi başkasının hayatını kurtarmak için de kendi hayatını tehlikeye atacak şekilde organ bağışı yapamaz. Bu durum Tevrat’ta kesinleşen yasak bir mevzudur” ifadelerini kullanırken, Hristiyan din adamı ise ‘hayatın kıymetli bir hazine’ olduğuna dikkat çekti.

Türk Böbrek Vakfı Kurucusu ve Genel Başkanı Timur Erk, Sputnik’e Kovid-19’un organ bağışını nasıl etkilediğini, çeşitli ülkelerin kullandığı organ bağışı sistemlerini ve özellikle insanların kafasında soru işareti bırakan bir konu olan beyin ölümü ve bitkisel hayat arasındaki farkları anlattı.

‘Pandemi organ bağışını olumsuz etkiledi, Kovid-19 sebebiyle gerekli tetkikler yapılamadı’

Kovid-19’un organ naklini oldukça olumsuz etkilediğini aktaran Erk “2020 yılında yüzde 40 oranında azaldı, şu an ise yüzde 30-35 arası azalma eğiliminde. Pandemi nedeniyle gerekli tetkikler yapılamadı, bu arada bekleyen sayısında da azalma oldu. 23 bin vatandaşımız böbrek nakli için beklerken bu sayı 20 binlere düştü. Bir kısmı vefat etti, bir kısmı ise andemi var diyerek immünolojik testlerini yaptırmayanlar sebebiyle gerçekleşti” dedi.

Organ bağışında ‘varsayılmış rıza sistemi’: Belçika modeli

Organ bağışında Belçika modelinin ayrıntılarını anlatan Erk “Yaklaşık 2 seneden beri hem bizim vakfımız hem de en başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere gerekli merciler çalışıyor. 20 bin kişi böbrek nakli beklerken yılda sadece en iyi rakamlarla 2019’da 3 bin 800 vatandaşımız böbrek nakli olursa çok ciddi bir arz talep dengesizliği var demektir. Yapılacak iş, Belçika modelinde olduğu gibi, eğer kişi sağlığında bir noter vasıtasıyla iki şahitle vasiyetini belirtmişse, beyin ölümü vukuunda aile onayına gerek kalmamasıdır. Bu konuda da Sağlık Bakanlığı’nın ilintili yetkilisi bu sene sonuna kadar ya da gelecek senenin başında bunun gerçekleşebileceğini söyledi. Bağışçılar, potansiyel bağışçı. Bu bağışçılardan beyin ölümü gerçekleştikten sonra kadavradan organ nakli gerçekleşecek. İhtimal giderek azalmış oluyor. Ama bir gönüllü potansiyeli olması çok önemli” diye konuştu.

Belçika modeli haricinde dünyada hangi organ bağışı sistemleri mevcut?

Dünyada uygulanan diğer organ bağışı sistemlerinden de bahseden Erk, şu ifadeleri kullandı:

“Belçika modelinin yanı sıra bir de İspanya ve İran modeli mevcut. İspanya modelinde Organ Nakli Koordinatörleri esas uygulayıcılar. Bu işi birincil meslek olarak yapıyorlar, başka bir işle uğraşmıyorlar. Kolluk kuvvetleri ile devamlı temas halindeler. Bir yerde trafik kazası oldu, hastaneye girişine kadar takip ediyorlar. Bundan sonra aileden gerekli bilgileri almak, kişiye sahip çıkmak, konuyu takip etmek, beyin ölümü gerçekleşirse sıradaki nakil edilecek kişiyi çağırmak gibi meselelerle ilgileniyorlar. Yani 72 saatlik bir yarış başlıyor. Bu ideal bir çözüm. İspanyol modeli tüm dünyada örnek model olarak alınıyor. İran modelinde ise bu aracılığı tamamen devlet üstleniyor. Her iki model de senelerdir kullanılıyor.”

‘Bitkisel hayatta seneler sonra tekrar hayata geri dönüş söz konusu, ancak beyin ölümünde bu maksimum 72 saat’

Türkiye’de kadavradan organ bağışı yapılmasında aile onayı olması gerekiyor. Ailenin onaylamadığı takdirde organ bağışçısı olsanız dahi nakil işlemi gerçekleşemiyor. Bu konuda beyin ölümü ile bitkisel hayatın birbirine karıştırıldığına işaret eden Erk Bitkisel hayatta seneler sonra tekrar hayata geri dönüş söz konusu. Ancak beyin ölümünde bu maksimum 72 saat. Beyin ölümü bilimsel bir gerçek ve geri dönüş yok. Ama buna rağmen bizim ülkemizde ne yazık ki buna inanılmıyor. Bunu bilinçlendirmek amacıyla binlerce, on binlerce kere söylemek yetmez. Toplumu, doktorları bilinçlendirmek lazım. Savcılar 3 aylık bir eğitim alırlar. Bu eğitim müfredatına ‘beyin ölümü’ kavramını soktuk” diye farklarını anlattı.

‘Türkiye için ideal olanı Belçika ve İspanya modellerinin bir çorbada eritilmesi’

Türkiye için Belçika ve İspanya modellerinin harmanlanmasının ideal olacağından bahseden Erk “Ancak, Belçika modelinde de bir sıkıntı var Türkiye açısından. Bu işi doktorlarla da konuştuğumuzda ‘çoğu kişi buna cesaret edemez’ diyorlar. ‘Siz sırf böbrek nakli yapabilmek için beyin ölümünü gerçekleştirdiniz’ şeklinde tepki alabileceklerini söylüyorlar. Dolayısıyla ürkeklik hakim. Benim önerim ise, İspanya ve Belçika modelini bir çorbada eritmek. O zaman ideal çözüm olur. Bizde kifayetli miktarda Organ Nakli Koordinatörü var, ancak birincil meslekleri değil, ikincil meslekleri. Bunu ek iş olarak yapıyorlar. Birincil olmalı, a’dan z’ye kadar takip etmeleri lazım. Şu andaki konumda ikna edebilmek için aile bireylerini, şu anda 10 aileden 2’si onay veriyor, bu oranı yüzde 30’lara, 40’lara çıkarmak lazım. Bunun için de Organ Nakli Koordinatörlerinin psikolojik eğitim almaları lazım. İkna metodunu tıpkı İspanya modelinde olduğu gibi geliştirmeleri gerekli” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.