Tunceli'de 5 Ocak 2020'de kaybolan ve öldürüldüğü belirlenen Munzur Üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında “karanlık ilişkiler ağı” ortaya çıkmaya devam ediyor.

Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, savcılığa 108 kişilik bir liste sunduklarını belirterek, listedeki en az 30 kişi hakkında işlem yapılması gerektiğini söyledi.

Çimen, listede halen aktif görevde olan dönemin İl Emniyet Müdürü’nün de bulunduğunu açıkladı.

Evrensel’den Elif Turgut’a konuşan Çimen, Gülistan Doku dosyasının ailenin şikâyeti üzerine 6 Ocak 2020’de açıldığını belirterek, soruşturmanın Ağustos 2024’e kadar geçen dönemini “sistematik olarak gerçekleşmiş bir örtbas faaliyeti” olarak değerlendirdiklerini söyledi.

Çimen, söz konusu süreçte delillerin karartıldığını, yeni deliller oluşturularak dosyanın intihar yönüne çekilmeye çalışıldığını ve dosyaya sahip çıkanların sindirildiğini savundu.

Doku ailesi ile Dersim Kadın Platformu öncülüğünde sürdürülen mücadelenin dosyanın kapatılmasını engellediğini belirten Çimen, dönemin baş şüphelisi Zaynal Abarakov’un dönemin valisi tarafından yurt dışına çıkarıldığını, dönemin İl Emniyet Müdürü ve İl Asayiş Şube Müdürü tarafından da kendisine soruşturulmama güvencesi verildiğinin iddia edildiğini aktardı.

Çimen, Dersim Kadın Platformu’nun mücadelesinin ardından Abarakov’un Türkiye’ye getirildiğini ifade etti.

NİSANDAN BU YANA PEŞ PEŞE OPERASYONLAR

Dosyada Ağustos 2024’te başsavcının değişmesinin ardından etkili bir soruşturma yürütülmeye başlandığını söyleyen Çimen, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in şüpheli olarak dosyaya eklenmesi için 24 Ocak 2024’te yazılı talepte bulunduklarını anlattı.

Soruşturma kapsamında ilk dalga operasyon 14 Nisan 2026’da gerçekleştirildi. Çimen’in verdiği bilgiye göre, operasyonda 17 kişi gözaltına alındı, 12 kişi tutuklandı. Dosyadaki deliller doğrultusunda Sonel hakkında da işlem başlatıldı. Sonel, 17 Nisan’da Erzurum’da gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.

21 Temmuz’da gerçekleştirilen ikinci dalga operasyonda ise Sonel’in eşi ile Çimen’in “siber çetenin Ankara ayağı” olarak tanımladığı kişiler gözaltına alındı.

Aynı zamanda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından örtbas iddialarının sağlık boyutuna yönelik düzenlenen operasyonda 10 kişi gözaltına alındı.

Çimen, sağlık boyutuna ilişkin olarak Akgün firmasının yazılı cevabına göre SİSO firmasıyla bağlantı bulunduğunu belirterek, operasyonun bu yönde genişletilmesi gerektiğini ifade etti.

SAVCILIK ‘KARANLIK BİR İLİŞKİ AĞI’ DEDİ

23 Temmuz’da beş kişi hakkında daha işlem yapıldı. Bu kişilerden Şükrü Eroğlu, Gökhan Ertok ve Tuncay Sonel’in zaten tutuklu olduğunu belirten Çimen, diğer iki kişinin Ankara’daki siber yapılanmanın üyeleri olduğunun öne sürüldüğünü, bunlardan birinin de tutuklandığını aktardı.

Çimen’in anlatımına göre operasyon, Tuncay Sonel’in cep telefonunda ele geçirilen ve Gülistan Doku soruşturmasının konusuyla ilgili olmayan deliller üzerine gerçekleştirildi.

Sonel’in Ordu Valisi olduğu dönemde kendisine yönelik eleştirel bir sosyal medya paylaşımı yapan bir kişiyi Ankara’da faaliyet gösteren siber yapılanmanın üyelerine bildirdiğini öne süren Çimen, söz konusu kişinin sahte bir operasyonla alıkonulduğunu, işkenceye maruz bırakıldığını ve teşhir edildiğini söyledi. Çimen ayrıca gidilen eve dinleme cihazı yerleştirildiğini ve operasyonun onayının Sonel tarafından verildiğinin tespit edildiğini aktardı.

Çimen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklamaya sevk yazısında “karanlık bir ilişki ağı” ile “kamu gücünün mutlak bir kanunsuzlukla kullanılmasından” söz edildiğini belirterek, bunun ceza hukuku açısından “suç örgütü” kavramını gündeme getirdiğini söyledi.

108 KİŞİLİK LİSTE SAVCILIKTA

Soruşturmanın emniyet boyutuna yönelik operasyon ise 27 Temmuz’da gerçekleştirildi. Tunceli Emniyeti’ne yönelik operasyonda dönemin İl Asayiş Şube Müdürü ile bazı kişiler gözaltına alındı. Çimen, 19 kişi hakkında işlem başlatıldığını ve 12 kişinin tutuklandığını söyledi.

Operasyonu örtbas iddialarının emniyet ayağına ilişkin “ilk dalga” olarak nitelendiren Çimen, soruşturma kapsamında 108 kişilik bir liste sunduklarını açıkladı.

Çimen, “Bizim 108 kişilik bir listemiz var ve bunların en az 30’u hakkında kesin olarak işlem yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunlar arasında dönemin İl Emniyet Müdürü de var. Hâlen aktif görevde” dedi.

‘KENTİ GÖREN KAMERALAR KÖR EDİLDİ’

Dönemin İl Emniyet Müdürü’nün Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ilk aşamada tanık olarak dinlendiğini söyleyen Çimen, kendilerinin sunduğu listeye göre bu kişinin soruşturmaya dahil edilmesi gerektiğini belirtti.

Tunceli’yi yüksek kalitede görüntüleyen ve “K kameraları” olarak adlandırılan kameraların herhangi bir şubeye bağlı olmadan doğrudan Emniyet Müdürü’ne bağlı olduğunun söylendiğini aktaran Çimen, 7 Ocak 2020’de bu kameralarda değişiklik yapıldığını anlattı.

“O gün kenti gören kameralar kör ediliyor” diyen Çimen, Aselsan’a yazılan yazıya verilen yanıttan söz konusu tarihte herhangi bir bakım ya da çalışma yapılmadığının anlaşıldığını söyledi.

Çimen ayrıca Zaynal Abarakov’un yurt dışına çıkışıyla ilgili de dönemin İl Emniyet Müdürü’nün adının geçtiğini belirterek, söz konusu kişinin soruşturmaya dahil edilmesini ve hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını istediklerini söyledi.

‘BİRİNCİ AMACIMIZ GÜLİSTAN’A ULAŞMAK’

Soruşturmadaki önceliklerinin Gülistan Doku’ya ulaşmak olduğunu vurgulayan Çimen, dosyada “Gizli Tanık Şubat”ın anlatımlarının bulunduğunu, daha sonra “Gizli Tanık Duman”ın da ortaya çıkarak olayı anlattığını belirtti.

Çimen, “Aslında Gülistan Doku’nun yerini bilenlerin kim olduğu dosyada belli. Bunlara ilişkin ceza mahkemesi işlemleri yapılır ve bu süreç kararlı bir şekilde uygulanırsa, bu kişilerin Gülistan Doku’nun yerini söylememesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

MAL VARLIKLARI DA İNCELEMEDE

Soruşturma kapsamında dikkat çekici mal varlıklarına ulaşıldığını da belirten Çimen, Tuncay Sonel’in eşinin emekli öğretmen olduğunu ve aylık gelirini 900 bin TL olarak beyan ettiğini söyledi.

Çimen, 15 yıllık polis memuru Şükrü Eroğlu adına 16 taşınmaz bulunduğunu belirterek, Tuncay Sonel’in İstanbul’da dahil olduğu bir projedeki taşınmazın önce Eroğlu adına yapıldığını, ardından Sonel ailesine geçtiğini öne sürdü.

Çimen, söz konusu işlemin gayrimeşru yollardan elde edilen paranın aklanmasında bir aracının kullanıldığı yönünde değerlendirildiğini belirterek, dosyada el koyma kararlarının da olacağını söyledi.

‘DİJİTAL DELİLLERE MÜDAHALE EDİLDİ’

Dosyada şüpheli olan Aca Bilişim’in sahibi Mehmet Aca’nın, Tuncay Sonel’in “siber faaliyetlerini yürüttüğüne” ilişkin ciddi deliller bulunduğunu söyleyen Çimen, Aca’nın tutuklandığını belirtti.

Gökhan Ertok üzerinden delillere müdahale edildiğini öne süren Çimen, Gülistan Doku ile dosyadaki şüpheliyi yan yana getirebilecek dijital verilere müdahale edildiğini ve bazı sosyal medya hesaplarından çıkış yapıldığını söyledi.

Çimen’in anlatımına göre, Gülistan Doku’nun 5 Ocak’ta “kaybettirilmesinin” ardından 18 Ocak 2020’ye kadar siber yapılanmanın çalışmalarının tamamlanması beklendi. Gökhan Ertok’un raporunu hazırlamasının ardından 18 Ocak’ta savcılık tarafından ilk kez Doku’nun sosyal medya hesaplarının incelenmesine karar verildi.

Çimen, bu gelişmelerin birbirini tamamlayan adımlarla “organize bir örtbas” yapıldığını gösterdiğini savundu.

BARAJDAKİ ARAMALARI ANLATTI

Çimen, 7 Ocak 2020’de baraj gölünde arama çalışmalarının başlatıldığını ve aileye ısrarla Gülistan Doku’nun intihar ettiğinin söylendiğini aktardı.

Aynı sırada “K kameraları”na müdahale edildiğini söyleyen Çimen, Elazığ Emniyeti’nden gelen dalgıçların suyun 14 metre altında Gülistan Doku’ya ait el yazısıyla yazılmış bir kâğıdı sağlam şekilde çıkardığını anlattı.

Gülistan Doku’nun köprüdeki “son görüntüsü” olarak servis edilen kayıtta yüzünün görünmediğini ve çömelmiş vaziyette olduğunu belirten Çimen, dosyadaki bir vatandaşın beyanında Doku’nun 10 saniye sonra ayağa kalktığının ifade edildiğini söyledi. Çimen, bunun ardından suya düşen bir nesne izlenimi yaratılarak Gülistan’ın suya düştüğü algısının oluşturulduğunu savundu.

Tüm gelişmeler sıralı şekilde değerlendirildiğinde “profesyonelce işlenmiş bir örtbas” gördüklerini belirten Çimen, ailenin Gülistan Doku’nun intihar etmediğine yönelik inancının kırılamadığını ifade etti.

‘SİBER ÇETENİN ELEMANI OLDUĞUNU SÖYLEDİ’

Çimen, 2025’te “Gizli Tanık Şubat”ın ortaya çıkarak bildiklerini anlattığını ve bu ifadelerin dosyada karanlıkta kalan noktaları anlamlandırmalarını sağladığını söyledi.

Halen tutuklu bulunan Gökhan Ertok’un da kendilerine ulaştığını aktaran Çimen, Ertok’un kendisinin “siber çetenin elemanı olduğunu ve Gülistan Doku’nun örtbasında görev aldığını” söylediğini belirtti.

Çimen, Ertok’un Gülistan Doku dosyasındaki örtbasın, işlendiğini söylediği diğer suçların yanında “çok daha az bir konu” olduğunu ifade ettiğini aktararak, “Gerçekten de kirli bir ilişki ağı görünüyor” dedi.

İKİ BAŞSAVCILIK SORUŞTURUYOR

Soruşturmanın Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından iki ayrı koldan yürütüldüğünü belirten Çimen, Tunceli’de yürütülen soruşturmada firari kişilerin bulunduğunu söyledi.

Olayın oluşumuyla ilgili ciddi bilgilere sahip olduğu belirtilen Umut Altaş’ın firari olduğunu aktaran Çimen, bu nedenle iddianame hazırlanması için bir süre yakalanmasının beklenebileceğini ifade etti.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ise 17 Nisan 2026’da başladığını ve henüz erken aşamada olduğunu söyleyen Çimen, zaman aşımı tehlikesi bulunan görev suçları açısından dosyada ayırma yapılabileceğini belirtti.

ŞÜPHELİ NOKTALARDA ARAMALAR YAPILIYOR

Gülistan Doku’nun bulunmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü aktaran Çimen, “Gizli Tanık Şubat”ın Gülistan’ın yerini söylediğini ancak geç kalındığını ifade etti.

Gülistan Doku’nun yerinin değiştirilmiş olabileceğine ilişkin bir rapor bulunduğunu söyleyen Çimen, soruşturmanın erken aşamasında gerekli adımların atılması halinde Doku’ya ulaşılabileceğini savundu.

Şüphelilerin baz verilerinin incelendiğini belirten Çimen, bu kişilerin gittiği şüpheli noktalarda JAK ve JASAT ekiplerinin zaman zaman arama gerçekleştirdiğini söyledi.

AİLE VE ÖĞRENCİLERE SORUŞTURMALAR

Çimen, altı yıllık süreçte Doku ailesinin, kadın örgütlerinin ve üniversite öğrencilerinin eylemleri nedeniyle soruşturma ve cezalarla karşı karşıya kaldığını da anlattı.

Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku’ya barışçıl bir gösteriye katıldığı için para cezaları verildiğini belirten Çimen, Aygül Doku’nun da Zaynal Abarakov’un üvey babası Engin Yüceer’in evinin DNA incelemesi yapılmadan boşaltılmasına tepki gösterdiği sırada yaşanan arbede nedeniyle ceza aldığını söyledi.

Gülistan Doku’nun kaybolmasının “kaybettirilme vakası” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek eylem yapan beş üniversite öğrencisinin yurttan atıldığını ve eğitimlerine ara vermek zorunda kaldığını aktaran Çimen, yürüyüşlerde Gülistan Doku pankartı taşıyanların da cezalandırma ve soruşturma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Kendisinin de “Suya düşen nesne yok, intihar tezi çöktü” açıklaması nedeniyle hakkında soruşturmalar bulunduğunu söyleyen Çimen, “Amaç, Gülistan Doku soruşturmasındaki örtbas karşısında duran kişileri sindirmekti, konunun basında yer almasını engellemekti” dedi.

Çimen, dosyanın kamuoyuna mal olmasının kritik önemde olduğunu belirterek, “Belli bir aşamadan sonra üstünün örtülmesi mümkün olmadı. Burada en temel mücadele de kadın kurumlarının mücadelesiydi” ifadelerini kullandı.

OPERASYONLAR 18 İLE YAYILDI

Gülistan Doku soruşturması kapsamında gerçekleştirilen operasyonlar çok sayıda kente yayıldı. Doku’nun kaybolmasının üzerinden geçen altı yılda suç faaliyetleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen kişilerin farklı illere dağıldığı, kamu görevlilerinin ise farklı görevlere atandığı ve bazılarının terfi ettiği belirtildi.

Tunceli, Ankara, İstanbul, Elazığ, Malatya, İzmir, Antalya, Bursa, Eskişehir, Kayseri, Aydın, Diyarbakır, Erzincan, Çanakkale, Ordu, Isparta, Bilecik ve Nevşehir’de farklı tarihlerde operasyonlar gerçekleştirildi.

Operasyonlarda polisler, sağlık çalışanları, bilişim uzmanları ve korucuların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.