Yaklaşık 900 metre derinlikte, ışığın hiç ulaşmadığı bir karanlıkta yaşıyor. Adı 'Bathynomus jamesi' halk arasında "süperdev izopod" olarak biliniyor. Boyu 32 santime, ağırlığı ise bir kiloya kadar çıkabiliyor. Tahta bitiyle akraba sayılan bu yaratığın gövdesinin neredeyse üçte ikisini tek bir organ kaplıyor; o da mide.

Çin Bilimler Akademisi Okyanus Enstitüsü araştırmacıları, hayvanın bu ilginç anatomisini Cell dergisinde 5 Haziran'da yayımlanan bir çalışmayla inceledi. O derinlikte yemek bulmak neredeyse imkânsız. Bir öğün eline geçtiğinde sonuna kadar değerlendirmek zorunda çünkü bir sonraki belki yıllar sonra gelecek.

Yüzeyde bir balina öldüğünde gövdesi yavaşça dibe iner. Bu olaya "balina düşmesi" denir. Okyanus tabanı için küçük çapta bir şölen anlamına geliyor. Tonlarca et ve yağ, besinin sürekli kıt olduğu bir ortama aniden iniyor. Ancak ne zaman ve nereye düşeceği belli değil. Süperdev izopod için böyle bir leş, belki yıllar sonra denk gelecek tek doyurucu öğün.

Hayvan leşe ulaştığında durmadan yiyor. Karnını gerçekten patlayacak kıvama gelene kadar dolduruyor. Araştırmacılar incelediği bireylerin midesinde besinin çamur kıvamında, koyu bir kütleye dönüştüğünü gözlemledi. Tek bir ziyafette aylarca hatta yıllarca yetecek enerji depolanıyor.

Yağı depolayan bir bakteri

Bu enerjiyi saklama işinde izopod yalnız değil. Midesindeki bakteri topluluğu, karada yaşayan akrabalarınınkinden oldukça farklı çıktı. Sindirimde genelde baskın olan Firmicutes grubu burada azalmış ve yerini büyük ölçüde Chlamydiae adlı bakteriler almış. Bu bakterilerin işi yağ depolamayla doğrudan ilişkili görünüyor. Yani hayvan yediğini yalnızca sindirmiyor, aynı zamanda ortağı sayesinde uzun vadeye saklıyor.

Geriye az harcamayı çözmek kalıyor

Tek öğünle 5 yıl çıkmak, sadece çok yemekle olacak bir durum değil. Aynı zamanda çok az harcamak gerekiyor. Süperdev izopodun bu konudaki numarası genlerinde gizliydi.

Çalışma, hayvanda ND1 adında bir gen buldu. İlginç olan, bu genin izopoda kendi soyundan değil bir bakteriden geçmiş olması. Canlılar arasında doğrudan gen aktarımına "yatay gen transferi" denir. Bir tür biyolojik ödünç alma. İzopod bu geni öyle kullanıyor ki, düşük sıcaklıkta hücrenin enerji üretimini neredeyse durma noktasına çekiyor. Derin deniz zaten buz gibi. Hayvan da bu soğukta yakıt tüketimini dibe indirip günlerce hatta aylarca bekleyebiliyor.

Araştırmacılar genin etkisini test etmek için onu bir zebra balığına aktardı. ND1 genini taşıyan balıklar, taşımayanlara göre açlığa yüzde 37 daha dayanıklı çıktı. Mekanizma demek ki türe özgü bir tuhaflık değil. İlk yazar Yuan Jianbo ve ekibi, bu nedenle bulgunun ileride açlık ve metabolizma araştırmalarına kapı açabileceğini düşünüyor.