Brezilya Yüksek Mahkemesi, Rio de Janeiro Belediye Meclis Üyesi Marielle Franco'nun öldürülmesine ilişkin davada iki eski siyasetçiye 76'şar yıl hapis cezası verdi. Bu karar, ülkede siyasi şiddete karşı verilen mücadelenin seyrini değiştiren bir adım olarak öne çıktı.

Mahkeme, eski milletvekili Chiquinho Brazão ile Rio de Janeiro Eyalet Meclisi'nin eski üyesi Domingos Brazão'nun, 38 yaşındaki Franco'nun öldürülmesi talimatını verdiği sonucuna vardı. Yargı sürecinde, cinayetin Franco'nun paramiliter gruplara karşı yürüttüğü siyasi mücadeleye misilleme olarak işlendiği vurgulandı.

Yargıç Alexandre de Moraes, Brazão kardeşlerin paramiliter yapılarla bağlantıdan öte, bu yapıların bir parçası olduğuna dikkat çekti. Franco'nun, kentin yoksul mahallelerinde etkili olan paramiliter grupların yasa dışı faaliyetlerine karşı çıkması, cinayetin ardındaki temel motivasyon olarak gösterildi. Mahkeme, saldırının Rio'daki siyasetçilere "mesaj verme" amacı taşıdığını belirtti.

Brezilya'da yaklaşık 40 yıl önce eski polisler tarafından kurulan paramiliter gruplar, başlangıçta uyuşturucu çetelerine karşı özsavunma gücü olarak ortaya çıkmış, zamanla şantaj, gasp ve kamu arazilerinin yasa dışı kullanımına dayanan suç örgütlerine dönüşmüştü.

Mahkeme yargıçları, sanıkların tutumunda ırkçılık ve kadın düşmanlığı unsurlarına işaret etti. Franco'nun yoksul bir mahalleden gelen, siyah bir kadın olarak paramiliter çıkarların karşısında durması, davanın toplumsal boyutunu öne çıkardı. Mahkemenin tek kadın üyesi Yargıç Cármen Lúcia, duruşmaların psikolojik açıdan yıpratıcı olduğunu belirterek, ülkedeki benzer vakalara dikkat çekti.

Marielle Franco, favelalardan gelen sol görüşlü bir siyasetçi olarak, yoksulların, kadınların, genç siyahların ve LGBTİ+ bireylerin haklarını savunmasıyla tanınıyordu. 14 Mart 2018'de aracına düzenlenen silahlı saldırıda Franco ve şoförü yaşamını yitirmişti.

Olayın faili Ronnie Lessa, 2024 yılında suçu kabul ederek 78 yıl hapis cezası aldı; bir diğer sanık ise 59 yıl hapisle cezalandırıldı.

Bu dava, Brezilya'da adalet sisteminin siyasi şiddet ve paramiliter yapılarla mücadeledeki kararlılığını uluslararası kamuoyuna gösterirken, ülkede hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanında yeni bir dönemin sinyalini verdi.