ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'ın nükleer silah sahibi olmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bu açıklama, ABD yönetiminin İran'a yönelik politikasında kararlılığını sürdürdüğünü ve nükleer silahların yayılmasının bölgesel güvenlik açısından ciddi riskler taşıdığını ortaya koyuyor.

Vance, İran'ın nükleer kapasite geliştirme çabalarının ABD'nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu belirtti. ABD kamuoyunda da bu konuda geniş bir mutabakat bulunduğuna dikkat çekildi. Hedefin İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğu, önceliğin ise diplomatik yollarla çözüm bulmakta olduğu ifade edildi. Ancak, ihtiyaç duyulması halinde farklı seçeneklerin de gündeme gelebileceği kaydedildi.

Haziran 2025'te İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırıları nedeniyle kesintiye uğrayan nükleer müzakereler, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bölge ülkelerinin katkısı ve Umman'ın arabuluculuğu ile yeniden başlatıldı. 6 Şubat'ta Umman'da başlayan dolaylı görüşmelerin ardından, taraflar 17 Şubat'ta Cenevre'de ikinci turda buluştu ve 26 Şubat'ta tekrar bir araya gelmek üzere anlaşmaya vardı.

Müzakerelerde, İran'ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun akıbeti, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin hangi seviyede sınırlandırılacağı ve yaptırımların kaldırılması için uygulanacak takvim ile doğrulama mekanizmaları masada yer alıyor. İran, nükleer programını barışçıl amaçlarla sürdürmek ve yaptırımların kaldırılmasını isterken, ABD ise uranyum zenginleştirmenin tamamen durdurulmasını ve mevcut stokların ülke dışına çıkarılmasını talep ediyor.

Bu gelişmeler, Orta Doğu'da güvenlik dengelerini doğrudan etkilerken, uluslararası toplumun nükleer silahların yayılmasını önleme yönündeki çabalarını da yeniden gündeme taşıyor.

"Başkanın mesajı çok açık. İran nükleer silaha sahip olamaz."