Haber Sunum

KKTC’de Ruhsal Hastalıklar Akademisi düzenlendi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Psikiyatri Bilimleri ve Araştırmaları Derneği tarafından Nobel İlaç ana sponsorluğunda diğer ilaç firmalarının da desteğiyle düzenlenen Ruhsal Hastalıklar Akademisi’ne ev sahipliği yaptı. Toplumda son dönemlerde yaygın olarak görülen ruhsal hastalıkların ele alındığı akademide, ruhsal hastalıkların görülme sıklığı, son yeni tedavi yöntemleri ve hastalıkların iyileşme oranları ele alındı.

KKTC’de Ruhsal Hastalıklar Akademisi düzenlendi
10 Mayıs 2019 - 11:29

Ruhsal Hastalıklar Akademisi’nin ardından açıklama yapan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, Hamidiye ve Şişli Etfal Hastanesi Psikiyatristi Prof. Dr. Oğuz Karamustafalıoğlu, ruhsal hastalıkların toplumda yaygın olarak görüldüğünü ifade ederek, “Avrupa Birliği tarafından yapılan en son araştırmaya göre her 4 kişiden birinin ruhsal yardıma ihtiyacı var. Ruhsal hastalıklarla ilgili yardım almak maalesef her zaman damgalanma ve bir takım sıkıntılı yorumlara yol açtığı için tedavide gecikmelere yol açmaktadır” dedi.

“Ruh sağlığımızı korumanın en önemli ölçülerinden biri uyku hijyenine dikkat etmek”
Ruhsal hastalıkların genel olarak ergenlik ve erken erişkinlik döneminde başladığını kaydeden Karamustafalıoğlu, “Yerinde ve zamanında tanınıp tedavi edilmediğinde birçok işlev kaybına yol açmakta ve kişilerin bireysel potansiyellerini ortaya koymalarını engelleyebilmektedir. Ruhsal hastalıkların doğru tanıya ulaşmaları 5 ila 25 yıl arasında değişmektedir. Ruh sağlığımızı korumanın en önemli ölçülerinden birisi uyku hijyenine dikkat etmek, zamanında yatıp kalkmak, stresle karşılaştığımız zaman stres yönetimi konusunda kendimizi geliştirmektir. Stres konusuna kendimizi geliştirmek, karşılaştığımız olay ne kadar olumsuz olursa olsun karşımızdakini değiştiremeyeceğimiz ama kendimizin doğru ve sağlıklı tepkiler üreterek olayların üstesinden gelmeyi başarabileceğimiz, zorlandığımız noktada da bu konuda yardım almamız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“Ruhsal hastalıklar çok ciddi yeti kaybına neden oluyor”
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü Prof. Dr. Nesrin Dilbaz da ruhsal hastalıkların nedenine değinerek şu açıklamalarda bulundu:
“Ruhsal hastalıklar tüm dünyada çok ciddi yeti kaybına neden olan hastalıklardır. Bu hastalıkların birinci nedeni genetik olmakla birlikte, diğer bir nedeni de çevresel faktörlerdir. Özellikle göç gibi, ekonomik sorunlar gibi, yaşanan bir travma gibi çevresel nedenler kişilerin genetik olarak taşıdıkları yatkınlığın daha sonra akut hastalığa dönüşmesine neden olabilmektedir. Son yıllarda özellikle gençlerin esrar ya da benzeri madde kullanımı da ruhsal hastalıkları tetiklemektedir. Yapılan bir çalışmaya göre şimdiye kadar bütün hastalıklar içinde en fazla ölüme yol açabilecek ve ekonomik maliyeti olan hastalıklar arasında depresyon şu anda üçüncü sıradayken, 2020 yılında ise ikinci sıraya yükseleceği söylenmektedir. Bu da her geçen gün ruhsal hastalıkların insanların işlevselliğine, verimliliğine hem de ciddi ekonomik maliyetlere neden olduğunu gösteriyor.”

“Hastanın da tedaviye uyması gerekmektedir”
Yeti kaybına yol açan hastalıklardan birinin de şizofreni olduğunu belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Toplumda yüzde 1 oranında görülmesine rağmen 18’li yaşlarda başlaması ve bu dönemde daha kişilerin eğitimlerini tamamlamamış olması, iş sahibi olmaları da, ilerideki yaşamlarında ciddi anlamda işlevsellik kayıplarına yol açıyor. Yine ekonomik maliyetler açısından baktığımızda depresyon da dahil olmak üzere doktor ve ilaç giderlerinin az bir orana sahip olmasına karşın maliyetin yüzde 65 oranını iş yerine gitmeme ya da iş yerine gittiğiniz halde verimin düşmesi ile ilgili iken, yüzde 8’inde intiharla ilişkili olduğu bilinmektedir. Son yıllarda dünyadaki en önemli konulardan biri de bizim ülkemizde rakam giderek artıyor, gençlerde görülen intihar girişimleri ve tamamlanmış intiharlardır” ifadelerini kullandı.

“Psikiyatrik hastalıklar bir beyin hastalığıdır”
Ruhsal hastalıkların tedavisi ile ilgili genel bilgi veren Dilbaz, “Psikiyatride aslında biz iki temel tedavi üzerinden çalışıyoruz. En önemlisi ilaç tedaviler, psikotedaviler ve son yıllarda da somatik tedaviler var. İlaçla ilgili çok küçük bir nokta vurgulamak istiyorum. Psikiyatriyi tam olarak bilmeyen bir grup kişi ilaç tedavisinin aleyhinde ciddi propagandalar yapıyor. Psikiyatrik hastalıklar bir beyin hastalığıdır aslında. Bu ne demektir? Mutlaka beyinde oluşan yapısal ya da biyokimyasal değişikliklerin düzenlenmesi gerekiyor ve eğer psikiyatrist ilaç gerektiğini söylüyorsa o hastanın da tedaviye uyması gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

Kaynak: IHA

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.